Benlik Oluşumumda Ebeveyn ve Çevre

Gerçek benlik ve ideal benlik, bu kavramları açıklayacak olursak; çocuğun ne olmak istediği kendini ve nasıl görmek istediği durum ideal benliktir. Kendine uygulanan testlerde yetenekleri, becerileri, duyguları, iç dünyasının ne olduğunu ortaya konması gerçek benliktir. Bunların yanında, bedensel (kişinin fiziki görünüş), reflektif (yansıma),sosyal(ırk, kültür, millet, din) psikolojik, akademik, zihinsel benlik gibi çeşitleri vardır.
   Buradan konumuza geçecek olursak, çocuğun benliğinin gelecek hayatındaki rolüne etkisi ana ve babanın etkisi nedir sorusunu soracak olursak; çocuğun gelecek hayatta kendi benliğinin oluşumunda ne olmak istemesine en çok anne ve babanın verdiği disiplin, sınırlamalar, cezalar, engellemeler, açık ve kapalı ikazlar ve uyarılar etkili olmaktadır.
    Bunun yanında anne ve babanın davranışlarını örnek alan ve taklit eden çocukların, benliğinin gelişmesinde büyük etkisi vardır. Aynı zamanda akran grubunun ve diğer büyüklerin çocuğu uyarması ve ikaz etmeleri sonucunda çocuk sınırlarını öğrenecektir. Buda çocuğunun benliğinin gelişmesine etki edecektir. Çocuğun ne olması gerektiğini esas olarak etkileyen ana ve babadır. Çocuğu, anne ve babanın aktif olmasa da pasif olarak olumlu ve olumsuz değerlendirmesi çocuğun benliğinin oluşumuna direk etki eder. Anne, baba genellikle çocuklarda hayranlık uyandırmak için, ideal çocuk tiplemelerini göstererek çocuklarına hayranlık kazandırmak isterler. İşte bu durumda çocuk gerçek benliğinin sınırlarını zorlayarak ideal çocuk olmak ister. Başaramadığı takdirde üzüntüye kapılacaktır. Çünkü anne ve babasının istediği tipte bir çocuk olamamıştır. Ne yazık ki çocuk mümkün olmayana yöneltilmiş ve bu güçlükleri aşamadığından dolayı kendini kınayacaktır. Eğer çocuk anne babasının gösterdiği ideal çocuk benliğine ulaşırsa çocuk kendini mutlu ve rahat hissedecektir. Gerçek hayatta olanla, olması gereken gerçek benlik ile ideal benlik arasında bir boşluk bulunur.
 Anne ve baba tutumlarıyla, davranışlarıyla onların ne olup ne olmamalarını kavratmaya çalışırlar. Çocukluğun, sonlarına doğru insanların kendini görmek istediği yerin umutlarını beslemekte, hayallerine koşmaktadır. Gücünün yettiği sınırlar içinde olmayan hedeflere doğru koşmaktadır. Çocuk sınırlarını tanımadığı zaman gerçek benlik ile ideal benlik çatışacaktır. Bu konuda yetersizliğini bildiği halde futbolcu olmak isteyen bir çocuğun gerçek benliği ile ideal benliği çatışmaktadır.
      Bazı çocuklar ortaokuldan sonra gideceği lisenin ve üniversitenin hayalini kurarken bazıları da yaşadığı çevre ve sürekli olarak okul da derslerin verdiği başarısızlığın bıkkınlığından dolayı liseyi ikinci sınıfta, ya da zar zor bitirip okumayı bırakmaktadır. Bunun sebebi de kötü toplumsal- ekonomik şartların, kişinin güvenini ve eğitim alanında hedefler koymasını etkileyen önemli etkenlerden biridir. Kötü toplumsal ve ekonomik şarlar içinde okula gelen bazı çocuklar güvenini kaybetmemekte ve hedefine ulaşmak için çalışmakta ve büyük başarılar yakalamaktadır. Buradan da altını çizerek söylememiz gereken çocuğun kendi hakkındaki yargılarının,  düşüncelerin oluşturduğu, biçimlendirdiği şartlar asıl önemli belirleyici etken olarak görülmektedir.
    Çocuğun gelecekle ilgisi onun kendini değerlendirme ve tutumu çok önemlidir.
Gelişmekte olan organizmanın kendi hakkında bugün sahip olduğu fikir ve düşünceleri yarınını yansıtmaktadır. Çocuğun bugünkü düşünceleriyle gelecekte kuracağı dünya arsında bir bağ bir köprü vardır.
  Bilinçli ve bilinçsiz aşamalarda kendini tanıma da, kişi gerçek hayatla ideal benliğin uyuşmadığını bilmez ve görmezlikten gelir. İdeal benlik kişinin öne sürmediği öğelerden oluşur. Böyle zamanlarda kişi kendine belli süs ve poz verir. Bu verdiği süs ve pozu zamanla unutur. Bu verdiği poz ve süsün farkında olmayabilir. Mesela derslerini severek değil de güçlü bir yarışma dürtüsüyle çalışan bir öğrenci gibi, ya da soğukkanlı birinin sıcakkanlı pozuna bürünmesi gibi. İşte kişinin kendini bu şekilde gösteren yapısının kendi fikir ve tutumlarını etkilediği halde bilinçli bir biçimde algılamayıp, bilinçsiz şekilde ortaya koymasıdır.   

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi