Ben Bu Müslümanlığı Anlamadım Abi

Oruç ayı geldi bitiyor. Öyle derdik ramazan ayına; oruç ayı. Gelirdi oruçlardı, tutuklardı bizi. Ama sadece midemizi değil dilimizi de nefsimizi de tutardı. Kinlerimizi nefretlerimizi de… O tutardı bizi… gün geldi biz onu tutmaya başladık. Tuttuk, özgür olduk sonra; oruçsuz kaldık.

Çarşıda yürüyorum, önümde sigarasını avucuna saklayarak içen bir delikanlı. Nefesleyip saklıyor tekrar. Karşıdan gelen oruçlu(!) biri geçerken çok çirkin sözler ediyor. Orucuna necaset bulaşıyor. Oruç tutmuş güya, ama hayır oruç tutmamış o orucu tutmuş. Ve yazık ki neyi tuttuğunun şuurunda değil.

Yine bir arkadaşım demişti: ‘Ben bu Müslümanlığı anlamadım abi, sahi nasıl şey Müslümanlık, ne demek Müslümanlık?’ Baksana başörtüsü takan kızlarımıza, yarı çıplak giyenlerden daha çok nefse dokunmuyorlar mı? Vücudu sıkıca saran elbiseyle diğerleri arasında ne kadar fark var… sustum. Sonra bakma bize dedim, bize bakarsan İslam’dan da Müslüman’dan da nefret edersin.

Birinci anlattığım hadise de cahil bir Müslüman var. Oruç tut demişler tutmuş işte. İrşadı tebliği bilmeyen, metodsuz, dertsiz gelenek Müslüman’ı. Bir Hıristiyan lideriyle yan yana oturan bir cemaat liderine Hıristiyan yaftası takanlar gibi. ‘Aa Hıristiyan’a gülümsedi, itikadı bozuk’ gibi yaklaşımların daha cahil bir ürünü. Acaba peygamberimizin hayatı okunmuyor mu diyeceğim ama boş soru, okunsa böyle şeyler duyulmazdı Müslüman’dan. Peygamberimiz hiç kimseye oruç tutmuyor diye sövmemişti, hiçbir din mensubunu da evinden yüzünden mahrum etmemişti. Sen Müslüman değilsin diye elini saklamamıştı ve hep mütebessimdi.

İkinci anlaşılmayan tip; çağdaş Müslüman. Modernitenin çarkları arasında ezim ezim ezilen, tesettürü artık bir eziklik olarak gören anlaşılmaz tablo. Anlamazsın tabi, biz çağdaş Müslümanız. Çağa zamana ne uyarsa öyle işte. Kim şık kim rüküş sınavında birinci olmalıyız biz. Müslümanız ama eurovisionda güzellik yarışmalarında birinci olmak için ne gerekirse yaparız. Batı yarışamaz artık bizle çağdaşlaşma sınavında. Başörtüsü bir aksesuar mı yoksa inancınızın bir farziyeti mi? A tamam, bu konuyu kapatalım!

Öyleyken böyle işte. Ramazan ayıda bitiyor yarın bayram. Yine çok hızlı geçti. Çok şey yapacaktık, hatim indirecektik, teheccüt namazları kaçmayacaktı. Yakınlarımızı kırgın olduklarımızı iftara davet edecek yeniden bir format atacaktık hayatımıza. Virüs bulaşmış duygularımızı temizleyecektik.

Güzel dolu dolu niyetlerle başladık, erteledik birde baktık ki yine bitmiş. Yine niyetlerin adı dokunulmamış planlar oldu. Deprem salladı biraz hızlandık ölüm gelebilir diye. Sonra yine unutuşun zevkine saldık kendimizi.

Ama hepten kırıp dökmek de olmasın. Güzellikler de güzeller de çok. O güzellerin duaları mühletimizi artırıyor belki de.

Yarın bizim bayramımız bu konuda batıcı olmayacağız ama. Sanal alemden doğrulup yakınlarımızı büyüklerimiz evlerinde ziyaret edeceğiz. Yine dua edip dua alacağız.

Hayat devam ediyor, ama yamuk mu? Yamuksa ramazan bitti fırsat kaçtı demeyeceğiz. Dualar hep duyulur, her zaman işitilir.

Rabbim bizi unutuşun yalan zevkinden, hatırlayışın sonsuz huzuruna eriştirsin.

Bizi sensizliğin cehenneminden kurtar Allah’ım!

Bizi sensizliğin cehenneminden kurtar Allah’ım!

Bizi sensizliğin cehenneminden kurtar Allah’ım!

Ben de anlamadım…

Ama şunu anladım.

Sen olmayınca yüreğimde Allah’ım

Hep bunaldım. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi