Başörtüsü Meselesi
Yayınlanma:
Türkiye’nin çözülemez ve çare bulunamaz hale getirilen konularından birisi de başörtü meselesidir. İnançlarının gereği başlarını örtenlerin dışında hiç kimseyi ilgilendirmeyen bu konuyu, herkesi ilgilendirir hale getirdiler. Bir konu bilir bilmez, anlar anlamaz, yetkili ve yetkisiz herkesi ilgilendirir veya herkesin karıştığı hale getirilince o konunun çözümü zorlaşıyor. Çünkü herkes konuyu halletmek için değil de ortalığı karıştırmak ve suyu bulandırmak için konuşuyorlar, yazıp çiziyorlar, zamanlı zamansız beyanatlar veriyorlar.
En yetkili makam Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu başörtüsü hakkında, kimse karışamaz anlamına, ilk ve son sözü söyledi: “Başörtüsü Allah’ın emridir.” dedi.
Başörtüsüne karşı çıkanlar: “Biz, Allah’ın emrine karşı çıkmıyoruz, başörtüsünün siyasi simge haline getirilmesine karşı çıkıyoruz.” diyorlar. Bu mantık oyunuyla ve kurnazlıkla bizi kandırmaya çalışsanız da bal gibi Allan’ın emrine karşı çıkmasanız bile tartışılır hale getirdiğiniz tavrınızdan ve tutumunuzdan belli oluyor.
İsteyen Allah’ın emrine uyarak başını örter, isteyen Allah’ın emri olduğunu kabul etmekle beraber başını örtmez. Hiç kimseyi ilgilendirmez. Dinde zorlama yoktur. Başını ört diye kimse zorlanamayacağı gibi, başını aç diye de kimse zorlanamaz. Eğer insanlar zor karşısında kalırsa o zaman ortaçağ zihniyeti ve yaşayışı gibi bir şey olur.
Nedense Türkiye’de olan meseleler dünyanın bir başka yerinde olmuyor. Türkiye’de başörtüsü meselesi var, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir mesele yok. Türkiye’de terör ve bölücülük var, dünyanın bir başka yerinde bu şiddette terör ve bölücülük yok. Türkiye’de siyasi partiler var, dünyanın bir başka yerinde bizimkilere benzer siyasi anlayış ve partiler yok. Bizde din dersleri okullardan kaldırılsın diye sokaklarda bağırıp çağıranlar var, dünyanın bir başka yerinde böyle bir zihniyet ve taraftarları yok.
Biz dünyada eşi ve benzeri olmayan olaylarla uğraşırken dünyada eşi ve benzeri olan olaylar veya hizmetler, ilgisiz, takipsiz ve sahipsiz kalıyor. Bundan daha saçma ne olabilir.
Politikacılardan birisi başörtü meselesini çözelim diye bir görüş ortaya atıyor. Ortalık karışıyor ve beyanatlar birbirini takip ediyor. Mesele kahvehanelerin konusu oluyor. Önemli bir konu bu sayede, konuşulacağı vakte kadar konuşulamaz ve çözülemez hale getiriliyor. Konuyu çözeceklerin bir araya gelme ve bir masa etrafında toplanma şansları kalmıyor.
Bizim gençlik yıllarımızdan beri bu başörtüsü meselesi tartışılır. Neredeyse Kıbrıs meselesiyle aynı şartlara sahip olmasa da aynı ömre sahip. Haydi ipler tamamen bizim elimizde olmadığı için Kıbrıs meselesini çözemiyoruz. Ya bu başörtüsü meselesine ne oluyor. İpler tamamen bizim elimizde ve taraflar şu veya bu görüşe sahip olsalar da bu memleketin sorumlu insanları. Bu meseleyi neden çözemiyoruz veya başörtüsünü neden tamamen serbest bırakamıyoruz? Bir türlü aklımız almıyor ve cevap vermekte zorlanıyoruz. Herhalde zaman zaman istismar etmek, baskı unsuru olarak kullanmak ve gündemi değiştirmek için kullanırız öyle olsa gerek. İhtiraslarınıza, çıkarlarınıza ve politik manevralarınıza bu memleketin çocuklarını alet etmeyin.
Başörtüsü yasağı devam ettikçe başörtülülerin adedi artıyor. Bu gün başörtülülerin meselelerini cesaretle savunacak ve düşüncelerini medenice ifade edecek hanımlımız yetişiyor ve yetişmiş vaziyetteler. Ne yaparsanız yapın bir gün hak yerini bulacak. Başörtülü hanımlarımızın hizmetlerini ve yaşayış seviyelerini, üstün anlayış ve toleranslarını görerek vaktiyle onlarla ilgili aldığınız ve inat ederek devam ettirdiğiniz yasak kararlarından utanacaksınız. Artık bu memlekette başörtüsü yasağı diye bir şey olmamalı. Bir taraftan memleketimizi parçalamak ve milletimizi bölmek isteyenlerle savaşıyoruz, binlerce vatan evladını bu uğurda şehit veriyoruz, diğer taraftan kamusal alan kamusal alan değil diye vatanımızı, başörtülü başörtüsüz diye milletimizi kendi ellerimizle bölüyoruz. Bundan daha saçma he olabilir ki. Ne olabilir biz çok düşündük, biraz da siz düşünün..
En yetkili makam Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu başörtüsü hakkında, kimse karışamaz anlamına, ilk ve son sözü söyledi: “Başörtüsü Allah’ın emridir.” dedi.
Başörtüsüne karşı çıkanlar: “Biz, Allah’ın emrine karşı çıkmıyoruz, başörtüsünün siyasi simge haline getirilmesine karşı çıkıyoruz.” diyorlar. Bu mantık oyunuyla ve kurnazlıkla bizi kandırmaya çalışsanız da bal gibi Allan’ın emrine karşı çıkmasanız bile tartışılır hale getirdiğiniz tavrınızdan ve tutumunuzdan belli oluyor.
İsteyen Allah’ın emrine uyarak başını örter, isteyen Allah’ın emri olduğunu kabul etmekle beraber başını örtmez. Hiç kimseyi ilgilendirmez. Dinde zorlama yoktur. Başını ört diye kimse zorlanamayacağı gibi, başını aç diye de kimse zorlanamaz. Eğer insanlar zor karşısında kalırsa o zaman ortaçağ zihniyeti ve yaşayışı gibi bir şey olur.
Nedense Türkiye’de olan meseleler dünyanın bir başka yerinde olmuyor. Türkiye’de başörtüsü meselesi var, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir mesele yok. Türkiye’de terör ve bölücülük var, dünyanın bir başka yerinde bu şiddette terör ve bölücülük yok. Türkiye’de siyasi partiler var, dünyanın bir başka yerinde bizimkilere benzer siyasi anlayış ve partiler yok. Bizde din dersleri okullardan kaldırılsın diye sokaklarda bağırıp çağıranlar var, dünyanın bir başka yerinde böyle bir zihniyet ve taraftarları yok.
Biz dünyada eşi ve benzeri olmayan olaylarla uğraşırken dünyada eşi ve benzeri olan olaylar veya hizmetler, ilgisiz, takipsiz ve sahipsiz kalıyor. Bundan daha saçma ne olabilir.
Politikacılardan birisi başörtü meselesini çözelim diye bir görüş ortaya atıyor. Ortalık karışıyor ve beyanatlar birbirini takip ediyor. Mesele kahvehanelerin konusu oluyor. Önemli bir konu bu sayede, konuşulacağı vakte kadar konuşulamaz ve çözülemez hale getiriliyor. Konuyu çözeceklerin bir araya gelme ve bir masa etrafında toplanma şansları kalmıyor.
Bizim gençlik yıllarımızdan beri bu başörtüsü meselesi tartışılır. Neredeyse Kıbrıs meselesiyle aynı şartlara sahip olmasa da aynı ömre sahip. Haydi ipler tamamen bizim elimizde olmadığı için Kıbrıs meselesini çözemiyoruz. Ya bu başörtüsü meselesine ne oluyor. İpler tamamen bizim elimizde ve taraflar şu veya bu görüşe sahip olsalar da bu memleketin sorumlu insanları. Bu meseleyi neden çözemiyoruz veya başörtüsünü neden tamamen serbest bırakamıyoruz? Bir türlü aklımız almıyor ve cevap vermekte zorlanıyoruz. Herhalde zaman zaman istismar etmek, baskı unsuru olarak kullanmak ve gündemi değiştirmek için kullanırız öyle olsa gerek. İhtiraslarınıza, çıkarlarınıza ve politik manevralarınıza bu memleketin çocuklarını alet etmeyin.
Başörtüsü yasağı devam ettikçe başörtülülerin adedi artıyor. Bu gün başörtülülerin meselelerini cesaretle savunacak ve düşüncelerini medenice ifade edecek hanımlımız yetişiyor ve yetişmiş vaziyetteler. Ne yaparsanız yapın bir gün hak yerini bulacak. Başörtülü hanımlarımızın hizmetlerini ve yaşayış seviyelerini, üstün anlayış ve toleranslarını görerek vaktiyle onlarla ilgili aldığınız ve inat ederek devam ettirdiğiniz yasak kararlarından utanacaksınız. Artık bu memlekette başörtüsü yasağı diye bir şey olmamalı. Bir taraftan memleketimizi parçalamak ve milletimizi bölmek isteyenlerle savaşıyoruz, binlerce vatan evladını bu uğurda şehit veriyoruz, diğer taraftan kamusal alan kamusal alan değil diye vatanımızı, başörtülü başörtüsüz diye milletimizi kendi ellerimizle bölüyoruz. Bundan daha saçma he olabilir ki. Ne olabilir biz çok düşündük, biraz da siz düşünün..





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.