Bade Harab-ül Gazze!
Evi barkı yerle bir edildiği için başlarını sokacak dört duvar arası bulamayan mağdur Gazzelilerin, açık havada bulabildikleri şeyleri yakarak ısınmaya çalıştıkları haber veriliyor. Bilindiği gibi yasak olduğu hâlde İsrail’in tepelerine yağdırdığı fosfor ve misket bombaları ile hayatlarını kaybedenler kefen bulunamadığı için perde ve çarşaflarla kefenlenip defnedilmiş, ilaç sıkıntısı sebebiyle yaralılar güçlükle tedavi edilebiliyor. Müslümanların yanında olmak yerine, İsrail’in paralelinde hareket eden Mısır, Filistin’in dünya ile bağlantısını sağlayan, insanı yardım yapılabilen tek sınır kapısı Refah’ı sık sık kapattığı için Türkiye’den gönderilen çeşitli gıda, ilaç ve çeşitli ihtiyaç maddeleri Gazze’ye zor şartlarda ulaştırılabiliyor. Mısır devlet başkanı Hüsnü Mübarek’in, İsrail teröründen korktuğu için Refah Kapısı’nı kapatması sebebiyle açlığa mahkûm edilen Filistin halkının birçoğunun oruç tuttuğu, çocukların ise zeytin ekmekle karınlarını doyurmaya çalıştığı kaydediliyor.
Gazze’nin ateş altında olduğu, binlerce Müslüman hayatını kaybedip, birçoğu ağır yaralanırken kılı kıpırdamayan Arap ülkelerinin nihayet Arap Birliği aracılığı ile İsrailli yöneticilerin savaş suçlusu olarak yargılanması için Birleşmiş Milletlere başvuracağı ileri sürülüyor. Saldırının devam ettiği günlerde BM’in ateş kes kararına bile uymayan İsrail’in, “Bade Harab-ül Gazze” olduktan sonra yapılacak başvurunun ne işe yarayacağını merak ediyorum. “İslâmiyet garip geldi, garip gidecek” sözünün ne kadar doğru olduğunu bir defa daha anladım. 50’den fazla İslâm ülkesi ve 2 milyarlık Müslüman nüfusun uluslar arası platformda söz sahibi olamayışını bir türlü içime sindiremiyorum. Dünya siyasetinde ağırlığı olan, Hıristiyan dünyası tarafından ciddiye alınan Türkiye dışında doğru dürüst bir Müslüman ülke de zaten bulunmuyor. Afrika’da yer alan İslâm ülkeleri kendilerini bile yönetmekten aciz durumda. Ortadoğu ve Basra Körfezi çevresindeki ülkeler ise başta ABD olmak üzere batıya bağımlı oldukları için ağa babalarından izinsiz hiçbir girişimde bulunmaları mümkün değil. Petrollerini emirlerine vererek keyfemayeşa hayat sürmekten başka düşündükleri bir şey yok. İlaç, doktor ve yaralıları ülkelerine getirip tedavi etmek bir yana, açlıktan ölseler bile şimdiye kadar Filistin halkına kuru ekmek yardımı yaptıkları vâkî değil. Çünkü İsrail ile iyi ilişkiler içindeler.
Başbakan Erdoğan, Filistin’i harabeye çeviren, insan kasabı unvanını bir defa daha hak eden İsrail’i eleştirdi ya, bilindiği gibi malûm medya harekete geçerek fitneye başlamıştı. Şimdi de “Erdoğan’ın tepkisi üzerine İsrail, insansız uçak satmaktan vazgeçti” diyerek ateşe körükle gidiyorlar. Yahudi muhiplerinin hangi amaca hizmet ettikleri belli. Ülke menfaati, aklıselim insanların duyduğu büyük üzüntü, Filistin halkının içinde bulunduğu yürek yakan çile, terör devleti İsrail’in aldığı canlar, sebep olduğu maddî hasar umurlarında değil. Yazıp söylediklerinden, takındıkları tavırdan kimden yana olduklarını kolayca anlaşılıyor. Neredeyse ülkelerini savunan Hamas yanlısı direnişçileri bir kaşık suda boğacaklar. İçimizdeki İsrail hayranlarının, Amerika’daki bazı Yahudi kuruluşlarının İsrail’in kendilerini temsil edemeyeceğini ileri sürmesi karşısında bile yüzleri kızarmıyor.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.