Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin Türkiye İzleme R

1949 yılında on Avrupa ülkesi tarafından kurulan Avrupa Konseyi’ne Türkiye aynı yılın Ağustos ayında üye olmuştur.
İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerini benimseyen Konsey, 47 ülke bir Avrupa sloganını benimsemektedir.
Konsey’de yerel yönetimlerin temsili için ilk adım 1957 yılında atılmış, bu tarihten sonra İzlanda’dan Rusya’ya, Norveç’ten Azerbaycan ve Ermenistan’a kadar genişlemiştir. Yerel ve bölgesel yönetimler daimi konferansı 1994 yılında yerel ve bölgesel yönetimler kongresine dönüşmüştür. Kongre’ye 47 ülke üyedir. Türkiye lerel (local) ve bölgesel (regional) meclislerde altışar üye ile temsil edilmektedir. Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi yerel demokrasinin güçlendirilmesini amaçlamaktadır.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı (1985) Türkiye 1 Nisan 1993’de yürürlüğe girecek biçimde onaylamıştır. Onaylanan maddeler ve paragraflar yasada belirtilmiştir.
Kongre’nin 1996 tarihli 31 numaralı kararı ile sistematik izleme (monitoring) raporları ve tavsiye kararları yayınlanmaktadır. Türkiye hakkında bugüne kadar yayınlanan raporlar ve tavsiye kararları şunlardır:
1. 1997 yılı rapor ve (29) sayılı tavsiye kararı,
2. 2001 bilgi (information) raporu: 1997 yılındaki raporu izleyen,
3. 2005 yılı raporu ve (176) tavsiye kararı,
4. 2007 (229) Sur Belediyesi ziyareti sonrası rapor,
5. 2009 yılı rapor,
6. 2010 yılı izleme gezisi.
1. 1997 yılı (29) sayılı rapor ve tavsiye kararı
Raporda ele alınan konular;
- Güneydoğu Anadolu’daki Kürt topluluklarla ilgili iddialar, köylerin tahribi, belediye başkanları ve meclis üyelerinin görevden alınmaları gibi suçlamalar üzerinde durulmuştur.
- Yerel ve bölgesel yönetim reformu ile “terörizm” arasında doğrudan bir bağlantı kurulmaması üzerinde durulmuştur.
- Yerel ve bölgesel demokrasinin iyileştirilmesi için İçişleri Bakanlığından öneriler alınmıştır.
- Köy yönetimi, yerel yönetimlere kaynak aktarılmasının artırılması, Anayasa’nın 127’nci maddesindeki idari vesayetin kaldırılması, yerel yönetimlere nitelikli personel sağlanması, valilerin yetkilerinin bölgesel yönetimlere transferi gibi öneriler yer almıştır.
- Ayrıca Yerel Yönetimler Özerklik Şartının hükümlerine göre, maddeler halinde Türkiye’deki yerel demokrasinin gelişimi üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.
2. 2001 Yılı Bilgi (Information) Raporu
2001 yılında Ankara ve Diyarbakır’a yapılan ziyaretlerin ardından hazırlanan raporda, Türkiye’deki yerel demokrasi ve belediye başkanlarının görevden alınması ve düşürülmesi üzerinde durulmuştur.
Türkiye’de bu dönemde, Türkçeden başka dil kullanma üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmıştır.
Sınırötesi işbirliği Avrupa Çerçeve Sözleşmesi onaylanmıştır.
Yerel yönetimlerle ilgili bazı reform teşebbüsleri olmuş, ancak gerçekleşmemiştir.
2001 yılında Parlamenterler Meclisi 1256 sayılı Çözüm önerisi (resolution) ve 2004 (1380) resolution ile Ulusal Azınlıkların Korunması Çerçeve sözleşmesi ve Avrupa Bölgesel veya Azınlık Dilleri Sözleşmesinin onaylanmaması üzüntü ile karşılanmıştır.
Yine raporda;
- Türkiye’de oldukça merkeziyetçi bir yapının tarihsel geçmişine, atanmışların seçilmişlerden daha fazla güçlerinin olduğuna, üç ihtilalin etkisine, hızlı şehirleşme ve etkilerine, ekonomik sorunlara temas edilmiştir.
3. 2005 Yılı (176 sayılı) Rapor
2004 yılında TBMM’den geçen yasalar; 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Yasası, 5393 sayılı Belediye Yasası, 5302 sayılı İl Özel İdare Yasasıdır. Ancak bu yasaların bazı hükümlerini Cumhurbaşkanı anayasa Mahkemesine göndermiş, bazı hükümler iptal edilmiştir.
5227 sayılı Kamu Yönetimi reformu yasası veto edilmiştir. Bunun gerekçesinde devletin bütünlüğünün bozulması, yerel yönetimlerin birincil, merkezi idarenin ise ikincil duruma düşmesidir.
Belediye Birlikleri yasası ve Mali Kontrol yasası (5018) da çıkarılmıştır. 2008 yılında belediye gelirleriyle ilgili 5779 sayılı yasa çıkarılmıştır. Ancak Köy yasası beklemektedir.
Raportörler, yerel ve bölgesel demokrasi beklentilerinde iyimser olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca Yerel Yönetimler Özerklik Şartına uyulup uyulmadığı konusunda da bir önceki rapordaki gibi maddeler itibariyle değerlendirme yapılmıştır.
Bilindiği gibi, eski düzenlemede Vali, il genel meclisinin başkanı idi. daha sonra burada değişiklik yapılmıştır. Ancak raporda belirtildiği gibi valinin il özel idaresindeki etkisi sürmektedir.

4. 2007 yılındaki (229 sayılı) Rapor ve Tavsiye Kararı
Bu raporda Demokratik Toplum Partisinin talepleri doğrultusunda; Türkçe’den başka dillerin tanınması, belediye meclislerinin siyasi karar alabilmeleri, Sur Belediye Başkanı ve meclisinin görevden alınması üzerinde durulmuştur.
Kongrenin internet sayfasında (www.coe.int) son günlerde Türkiye’den iki kongre üyesinin, 6 belediye başkanının süren tutuklulukları ile ilgili olarak Türk hükümetinin ilgisini istemektedir.
 
5. 2009 Raporu ve tavsiye kararı Taslağı ve 2010 yılı izleme Ziyaretleri
Yine bu taslakta anayasanın 127’nci maddesi ve yasalarda değişiklik önerileri,
- mali tevzin yasası,
- uluslar arası birliklere üyelikte İçişleri Bakanından önceden izin alınmasının kaldırılması,
- il özel idaresinde merkezi yönetimin etkisinin azaltılması,
- küçük belediyelerin sorunları ve kaldırılmaları ile ilgili düzenleme,
- belediyelerin personel sorunları,
- belediye başkanlarının geçici olarak görevden alınmaları ve belediye meclislerinin feshi üzerinde durulmuştur.
6. 2005 Yılı (8 sayılı) Kıbrıs İzleme Raporu
KKTC tanınmadığı için bu raporda Türkiye, Kıbrıs’ta işgalci sayılmakta ve Kuzeydeki yerel yönetimler Türk toplulukları olarak değerlendirilmektedir. Bu kesimde Yerel Yönetimler Özerklik Şartının geçerli olmadığı belirtilmektedir. Ancak eleştiriler yapılırken, Kongrenin aldığı karar gereğince Kıbrıs Türk temsilcilerin durumlarıyla ilgili adımlar üzerinde durulmamaktadır.

Türkiye, Kongre’nin aktif bir üyesidir. Kongre başkanlığına ilk olarak bir Türk delegenin seçilmesi yanında sürekli kalkınma komitesinin üyeliğini de bir bayan Türk delege yürütmektedir.
Kongre delegasyonunda Türk üyelerden AKP grubu EPP/Hıristiyan Demokratlar, CHP Sosyalist grubu üyesidirler. Ancak asıl ve yedek üye toplam 24 delegasyonun sadece 1’i sosyalist gruba, 4’ü de EPP üyesidir. Kalan 19 üye hiçbir gruba mensup değildir. Oysa tüm üyelerin farklı siyasi gruplara üye olmaları faydalı olur.
İzleme raporlarının en fazla ele alındığı ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Buna göre 1997 yılından itibaren altıncı rapor hazırlanmaktadır. Oysa en fazla rapor hazırlanan ülkelerden Makedonya (1998-2001 yılları arasında 5, Rusya (1997-2004) 5, Romanya (1995-2003) 3, Bulgaristan (1996-1998) 2 ve İspanya için (2002) 1 rapor bulunmaktadır. İspanya’nın siyasi yapısı ve bölgeler problemi olduğu halde yerel yönetimler konusuna intibakını daha iyi yaptığı anlaşılmaktadır. Türkiye ile ilgili izleme grubu çalışmaları her yıl gündeme gelmektedir. Bu nedenle yerel yönetimler konusunda ülkemizdeki çalışmaların önemini ortaya koymaktadır.
Raporlarda Özerklik Şartına göre değerlendirmelerden daha çok siyasi haklarla ilgili değerlendirmeler de gözlenmektedir.
Türkiye Belediyeler Birliği belediyeler için lobicilik faaliyeti yapmaktadır. Ancak buraya zorunlu üyelik eleştirildiği halde Türkiye’deki birliklerin durumu yeterince değerlendirilmemektedir.
Raporlarda yerel ve bölgesel yönetimler merkezi yönetime karşı korunmakta, adeta merkeze rağmen yerel demokrasi desteklenmektedir. Oysa yerel demokrasi ile ilgili bazı adımlar merkezi yönetimin bilinçli iradesiyle oluşmaktadır. Yerel yönetimlerin kendilerinden ve yerel demokrasiden kaynaklanan eksikliklere yer verilmemektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi