Arpaçaylı Veli Arasın bir hitabı!
Yayınlanma:
1919 Temmuz ayında Erzurum Kongresi hazırlıkları yapılırken Ermeniler, Kars caddelerinde koro hâlinde “Antranik kardeş, gidelim Türkiye’ye/Kıralım Türkleri, olsun Ermenistan” diye başlayan “Artranik marşı” ve benzerlerini söyleyip, bando ile gösteriler yaparken, hayâllerinde yaşattıklarına uygun olarak “Türkiye artık öldü, örtülmesi kaldı. Biz, Erzurum ile Erzincan’ı silâh patlatmadan alacağız; Sivas’a varacağız” diyerek, Kars halkının mâneviyatını kırmayı düşlüyorlardı. Arpaçayı Şüregel Üçpınar köyünden halk şâiri Veli Aras da 1920 Mart ayında hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan bu hayâlden yola çıkarak bir şiir yazıp, duygularını mısralara dökmüş.
Ordubad’dan Batum’a ve Oltu’dan Ahılkelek bölgesine kadar olan Türklük bölgelerini Ermeniler ile Gürcülere karşı koruyan “Millî Şûra/Cenubigarbî Kafkas Hükümeti” nin başkent Kars’taki parlamento konağını 13 Nisan 1919’da hile ile basarak hükümeti dağıtan İngilizler’in yardımı ile Ermeniler, 1919 Nisan sonundan itibaren Kars ilinin Karsçayı ve Aras boylarına hâkim olmaya başlamışlardı. 1919-1920 kışında Revan’daki Ermenileri de doyurmak için Kars’taki silahsız köylerimize top ve makinalı tüfeklerle saldırıp, koyun ve sığır sürülerini kapıp götürerek evleri yağmalıyor ve dağlık yerlerdeki Akbaba, Çıldır, Allahüekber, Kağızman, Kulp’daki Millî Şûra kuvveti çetelerimizle vuruşuyorlardı. Veli Aras da “Sefilî” mahlâsıyla şu koşmayı yazarak, köylere göndermiş:
Bâkidir İslâm’ın şerefi, şânı;
Âsi olma böyle hannâs Ermeni.
Hiç kalmaz yanına Türkler’in kanı,
Alır, koymaz sende kısas, Ermeni.
**
Rus yerine geçtin, vurdun darbeler,
Başımıza neler getirdin, neler.
Ordumuz gelince, ettin tövbeler;
Şimdi azdın, yok mu Arvas, Ermeni?
**
Kahbe İngiliz’e sen bel bağladın,
Kars elini oda yaktın, dağladın;
Kış günü köylere topu bağladın:
Kırdın çoluk çocuk, hep nâs, Ermeni.
xxxxx
Boş buldun meydanı, arslanım dersin,
Silâhsız İslâm’ı talar da yersin,
Mevlâm, tez günlerde belânı versin,
İçersin ağuyu tas tas, Ermeni.
**
Türk’ün nâmı aziz, duası Hâlil,
Bunu bilmeyenler olur hor, zelil,
Sana olmuş vahşi Taşnaklar delil,
Çürüktür temelin esas, Ermeni.
**
Kars, Zarşat, Şüregel öksüzdür sanma,
Azgın keşişlerin sözüne kanma,
Erzurum, Erzincan adını anma,
Eyleme “Beğliğ” ehavas, Ermeni.
**
Sana ibret olsun, harâbe anı,
Düşünde görürsün Muş ile Van’ı,
Kaptırırsan Gümrü ile Revan’ı,
Giyersin kara don, libas, Ermeni.
**
İtikadın bozma, bak Yaradan’a,
Fırsat böyle kalmaz, döner zamâne,
Düşersin ayağa, deste, dâmâne,
O zaman et sonun kıyas, Ermeni.
**
Erzurum, Pasin’de bekliyor Ordu,
Emir çıkar, gelir kurtarır yurdu,
Sefil der, atarız veremi, derdi,
Yakında oluruz halâs, Ermeni.
18 ay süren son Ermeni işgâlinin ve 1905’ten beri Ermeni çete ve asker sürülerinin işlediği korkunç vahşet ve mezâlimi dile getiren halk şâirlerimizin tarihî destan ve koşmaları da Ermeni kıyım ve yıkımlarını daha canlı olarak dile getirmiştir. Bunlardan bir kısmı şu şâirlere attir: Çıldırlı âşık Şenlik, Digorlu Abbas, Karslı Taştan, Karslı Hafız Kurban, Karslı Âşık Kahraman, Kağızmanlı Âşık Sezâi, Aşkaleli Sadâyî, Kağızmanlı Cemal Hoca, Hanaklı Molla Dursun, Arpaçaylı Veli Aras, Selimli Âşık Bektaş, Şüregelli Yusuf Nihanî, Posoflu Âşık Zülâlî.
Köylerdeki şehir halkı 25 Nisan 1918’de Kars’ın kurtuluşundan 8-10 gün sonra dönüşlerinde camileri, çadrşıları ve mahallelerinin çoğu yanmış olan şehirde kendi evlerinden de çoğunun yıkıldığını görüp, yine de hallerine şükrederek “Albayrak” altında hür yaşamanın sevinciyle yaralarını sarmaya baktılar. Vahşet ve kıyımlara katıldıkları için bu sırada Kars ilindeki bütün yerli ve göçmen Ermeniler suçlu olduklarından topluca kaçarak Arpaçayı’nın doğusuna gitmişlerdi. Onlardan boşalan yerlere Revan ilinden kaçıp gelen zavallı Türk aileleri pek perişan ve yoksul bir hâlde yerleştiler.
Yöre halkının deyişiyle “Kars’ın kırk yıllık karagünler” den kurtuluşunun sevinci çok uzun sürmedi. 30 Ekim 1918’de imzalanan uğursuz Mondros Mütarekesi’ne göre Ordumuz, 1914 sınırı gerisine çekilmeye mecbur kaldı. Bu durum, “Ermenistan Cumhuriyeti” ile “Gürcistan Cumhuriyeti” nin de Rusya’nın belirttiği; Nahçıvan, Sürmeli, Serdarâbad, Batı Ahılkelek, Ahıska gibi 1877’den önce Rus esareti altına giren Türklük bölgeleri ile Artvin’i de içine alan Batum ilinin Kars ile birleşerek “Millî İslâm Şûrası” adı ile bir yerli hükümet kurmasına ve anılan bu Türklük bölgelerinin birleşerek Ermeniler ile Gürcüler’e karşı yurtlarını ve yuvalarını korumasına yol açtı. Bunun, Çarlığın son resmî istatistiklerine dayanan ve hukuk esaslarını belirten belgeler 1919’da Batum’da basılmış olan risalede bulunuyor.
Yerli-yabancı araştırmacıların, hattâ 1919 sonbaharında Doğu Anadolu’yu ve Erivan bölgesini inceleyerek dolaşan General Harbord başkanlığındaki Amerikan heyetinin vardığı sonuçlar göstermiştir ki, Karadeniz –Irak arasındaki sınırlar dahil, Türkiye’nin hiçbir yerinde Ermeniler, öteden beri bir nüfus çokluğu teşkil edememişlerdir. Bu yüzden de Ermeni komitacı ve öncülerinin dünyaya yaydıkları propagandalarında öne sürülen “Türkiye Ermenistanı” da hayâlden öteye geçememiştir. Ermeniler, bu gerçeği iyi bildiklerinden komşuları ve yüzyıllar boyu efendileri olan Türkleri kırıp azaltarak bir Ermenistan meydana getirmeye özendikleri için çok vahşi usûllerle kırgınlara girişmişler; sonunda da eski yurtlarından bile olmuşlardı.
Ordubad’dan Batum’a ve Oltu’dan Ahılkelek bölgesine kadar olan Türklük bölgelerini Ermeniler ile Gürcülere karşı koruyan “Millî Şûra/Cenubigarbî Kafkas Hükümeti” nin başkent Kars’taki parlamento konağını 13 Nisan 1919’da hile ile basarak hükümeti dağıtan İngilizler’in yardımı ile Ermeniler, 1919 Nisan sonundan itibaren Kars ilinin Karsçayı ve Aras boylarına hâkim olmaya başlamışlardı. 1919-1920 kışında Revan’daki Ermenileri de doyurmak için Kars’taki silahsız köylerimize top ve makinalı tüfeklerle saldırıp, koyun ve sığır sürülerini kapıp götürerek evleri yağmalıyor ve dağlık yerlerdeki Akbaba, Çıldır, Allahüekber, Kağızman, Kulp’daki Millî Şûra kuvveti çetelerimizle vuruşuyorlardı. Veli Aras da “Sefilî” mahlâsıyla şu koşmayı yazarak, köylere göndermiş:
Bâkidir İslâm’ın şerefi, şânı;
Âsi olma böyle hannâs Ermeni.
Hiç kalmaz yanına Türkler’in kanı,
Alır, koymaz sende kısas, Ermeni.
**
Rus yerine geçtin, vurdun darbeler,
Başımıza neler getirdin, neler.
Ordumuz gelince, ettin tövbeler;
Şimdi azdın, yok mu Arvas, Ermeni?
**
Kahbe İngiliz’e sen bel bağladın,
Kars elini oda yaktın, dağladın;
Kış günü köylere topu bağladın:
Kırdın çoluk çocuk, hep nâs, Ermeni.
xxxxx
Boş buldun meydanı, arslanım dersin,
Silâhsız İslâm’ı talar da yersin,
Mevlâm, tez günlerde belânı versin,
İçersin ağuyu tas tas, Ermeni.
**
Türk’ün nâmı aziz, duası Hâlil,
Bunu bilmeyenler olur hor, zelil,
Sana olmuş vahşi Taşnaklar delil,
Çürüktür temelin esas, Ermeni.
**
Kars, Zarşat, Şüregel öksüzdür sanma,
Azgın keşişlerin sözüne kanma,
Erzurum, Erzincan adını anma,
Eyleme “Beğliğ” ehavas, Ermeni.
**
Sana ibret olsun, harâbe anı,
Düşünde görürsün Muş ile Van’ı,
Kaptırırsan Gümrü ile Revan’ı,
Giyersin kara don, libas, Ermeni.
**
İtikadın bozma, bak Yaradan’a,
Fırsat böyle kalmaz, döner zamâne,
Düşersin ayağa, deste, dâmâne,
O zaman et sonun kıyas, Ermeni.
**
Erzurum, Pasin’de bekliyor Ordu,
Emir çıkar, gelir kurtarır yurdu,
Sefil der, atarız veremi, derdi,
Yakında oluruz halâs, Ermeni.
18 ay süren son Ermeni işgâlinin ve 1905’ten beri Ermeni çete ve asker sürülerinin işlediği korkunç vahşet ve mezâlimi dile getiren halk şâirlerimizin tarihî destan ve koşmaları da Ermeni kıyım ve yıkımlarını daha canlı olarak dile getirmiştir. Bunlardan bir kısmı şu şâirlere attir: Çıldırlı âşık Şenlik, Digorlu Abbas, Karslı Taştan, Karslı Hafız Kurban, Karslı Âşık Kahraman, Kağızmanlı Âşık Sezâi, Aşkaleli Sadâyî, Kağızmanlı Cemal Hoca, Hanaklı Molla Dursun, Arpaçaylı Veli Aras, Selimli Âşık Bektaş, Şüregelli Yusuf Nihanî, Posoflu Âşık Zülâlî.
Köylerdeki şehir halkı 25 Nisan 1918’de Kars’ın kurtuluşundan 8-10 gün sonra dönüşlerinde camileri, çadrşıları ve mahallelerinin çoğu yanmış olan şehirde kendi evlerinden de çoğunun yıkıldığını görüp, yine de hallerine şükrederek “Albayrak” altında hür yaşamanın sevinciyle yaralarını sarmaya baktılar. Vahşet ve kıyımlara katıldıkları için bu sırada Kars ilindeki bütün yerli ve göçmen Ermeniler suçlu olduklarından topluca kaçarak Arpaçayı’nın doğusuna gitmişlerdi. Onlardan boşalan yerlere Revan ilinden kaçıp gelen zavallı Türk aileleri pek perişan ve yoksul bir hâlde yerleştiler.
Yöre halkının deyişiyle “Kars’ın kırk yıllık karagünler” den kurtuluşunun sevinci çok uzun sürmedi. 30 Ekim 1918’de imzalanan uğursuz Mondros Mütarekesi’ne göre Ordumuz, 1914 sınırı gerisine çekilmeye mecbur kaldı. Bu durum, “Ermenistan Cumhuriyeti” ile “Gürcistan Cumhuriyeti” nin de Rusya’nın belirttiği; Nahçıvan, Sürmeli, Serdarâbad, Batı Ahılkelek, Ahıska gibi 1877’den önce Rus esareti altına giren Türklük bölgeleri ile Artvin’i de içine alan Batum ilinin Kars ile birleşerek “Millî İslâm Şûrası” adı ile bir yerli hükümet kurmasına ve anılan bu Türklük bölgelerinin birleşerek Ermeniler ile Gürcüler’e karşı yurtlarını ve yuvalarını korumasına yol açtı. Bunun, Çarlığın son resmî istatistiklerine dayanan ve hukuk esaslarını belirten belgeler 1919’da Batum’da basılmış olan risalede bulunuyor.
Yerli-yabancı araştırmacıların, hattâ 1919 sonbaharında Doğu Anadolu’yu ve Erivan bölgesini inceleyerek dolaşan General Harbord başkanlığındaki Amerikan heyetinin vardığı sonuçlar göstermiştir ki, Karadeniz –Irak arasındaki sınırlar dahil, Türkiye’nin hiçbir yerinde Ermeniler, öteden beri bir nüfus çokluğu teşkil edememişlerdir. Bu yüzden de Ermeni komitacı ve öncülerinin dünyaya yaydıkları propagandalarında öne sürülen “Türkiye Ermenistanı” da hayâlden öteye geçememiştir. Ermeniler, bu gerçeği iyi bildiklerinden komşuları ve yüzyıllar boyu efendileri olan Türkleri kırıp azaltarak bir Ermenistan meydana getirmeye özendikleri için çok vahşi usûllerle kırgınlara girişmişler; sonunda da eski yurtlarından bile olmuşlardı.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.