Arınç: Sadece Bakan Değilim, Aynı Zamanda Özgül Ağırlığım Var

Arınç: Sadece Bakan Değilim, Aynı Zamanda Özgül Ağırlığım Var

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, öğrenci evleri hakkında hükümet sözcüsü olarak kendi açıklaması ile Başbakan’ın konuşması arasında apaçık bir çelişki olduğunu belirterek, bunun sorumlusunun kendisi olmadığını belirtti.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, öğrenci evleri hakkında hükümet sözcüsü olarak kendi açıklaması ile Başbakan’ın konuşması arasında apaçık bir çelişki olduğunu belirterek, bunun sorumlusunun kendisi olmadığını belirtti. Arınç, "Ben itibarımın, kişiliğimin yıpratılmasını istemem. Birilerinin kum torbası haline getirilmek istemem. Başbakanımıza dost, kardeş olarak seslenmek isterim, ikimizin sözleri arasındaki çelişkiyi düzeltmesi kendisinden beklenir." dedi.

Hükümetteki sorumluluğunun sadece bakan olduğu anlamına gelemeyeceğine işaret eden Arınç, "Ben sadece bakan değilim. Benim aynı zamanda özgül ağırlığım var ve bu özgül ağırlığım başkalarından farklıdır. Ben çok şeyi temsil ediyorum. Benim yıpranmamam, hiçe sayılmamam lazım.” diye konuştu.

Bülent Arınç, ‘Avrupa Konseyi Medya ve Bilgi Toplumundan Sorumlu Bakanlar Konferansı’ dolayısıyla bulunduğu Sırbistan’ın Başkenti Belgrad’da TRT TÜRK’e konuştu. Arınç, bekar genç kızların ve erkeklerin aynı evde birlikte kalmaları ile ilgili kendisinin bir gün önce söyledikleri ile Başbakan’ın bir gün sonra söylediklerinin gerçekten tezat teşkil ettiğini ifade etti. Arınç, Başbakan’ın “Bunlar için yasal düzenleme yaparız, gerekirse yaparız demesi, arkasından bir gayretkeş valimizin hemen üzerine atlayıvermesi, durumdan vazife çıkarması bence çok doğru değil.” şeklinde konuştu.

Arınç, öğrenci evleri hakkındaki açıklamalarında Başbakan’ın sorumlu olduğuna işaret ederek, akşam saatlerinde yaptığı açıklamayı Başbakan’ın sabah saatlerinde farklı bir açıdan çelişki içerisinde göstermiş olduğuna dikkat çekti. Arınç, "Bu çelişkiyi en güzel şekliyle izah etmesi, dün, bugün ve yarın kendisinden beklenir. Ben duyduğumu, bildiğimi, gördüğümü bir ambalaj haline getirerek açıklamış oldum ve bu açıklamadan sonra da en az 4 bakanımdan teşekkür aldım, bu meseleyi çok güzel izah ettiniz demişlerdir.” diye ifade etti.

“BEN SADECE BAKAN DEĞİLİM PARTİMİN BUGÜNÜNÜ VE GELECEĞİNİ TEMSİL EDİYORUM”

Hükümetteki sorumluluğunun sadece bakan olduğu anlamına gelemeyeceğini ifade eden Arınç, şunları söyledi: “Futbol sadece futbol değildir diye bir kitap var. Ben de sadece bakan değilim. Benim aynı zamanda özgül ağırlığım var ve bu özgül ağırlığım başkalarından farklıdır. Ben bir yerde bulunuyorsam sadece makam işgal eden bir bakan değilim, ben partimin görüşlerini, düşüncelerini, geçmişini, bugününü ve geleceğini temsil eden bir insanım. Herkes beni böyle değerlendiriyor. Meclis başkanlığı yapmışım, demokrasi yolunda gençliğimi, ailemi, siyasi hayatımı feda etmişim, ben sadece bir bakan değilim, kırmızı plaka meraklısı, koltuğa oturduğunda her şey bitti diyen bir insan değilim. Ben çok şeyi temsil ediyorum. Benim yıpranmamam, hiçe sayılmamam lazım. Başbakanımız buna dikkat eder. Ama zaman zaman hepimiz hata yapabiliyoruz.

“BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN SÖZLERİNDEN DOLAYI SORUMLU BEN DEĞİLİM”

Başbakan Erdoğan’ın sözlerinden dolayı sorumlu ben değilim. Kendisi sorumludur. Bunun getirisini ve götürüsünü kendisi karşılar. Ben onun bunları bilerek söylediğini ve bunu nasıl karşılayacağını da düşündüğünü, bu sözlerinin toplumda nasıl bir etki bırakacağını da peşinen düşünen bir insanım. O her zaman yaptığı gibi o sözleriyle de toplumda takdir göreceğini ve aslında sosyal bir yaraya parmak bastığını düşünüyor olabilir. Bunu, farklı bir zamanda ve farklı bir biçimde dile getirseydi benim konuşmam ile kendi konuşması arasındaki çelişkiye kimse dikkat etmezdi. ’Bu onun görüşüdür.’ derdi. Oysa aradan 12 saat bile geçmeden akşam saatlerinde yaptığım açıklamayı Başbakan Erdoğan saban saatlerinde farklı bir açıdan çelişki içerisinde göstermiş oldu. Bunu itiraf etmem lazım. Dolaysıyla bu çelişkiye dikkat çeken pek çok yazar-çizer, siyasetçi bizi eleştirdiler. Bu eleştirilerin bir kısmı haklıdır. Kendilerine saygı duyuyorum. Bir kısmı da haddini aşmaktır.

"BİRİLERİNİN KUM TORBASI HALİNE GETİRİLMEK İSTEMEM"

Hükümet etmek çok önemli bir şeydir. Bir bakan yanlış yapabilir. İşinde yanlış yapabilir, davranışlarında yanlış yapabilir, özel hayatında yanlış yapabilir. Bunun tartışılacağı yer ekranların önü değildir. Başbakan o arkadaşımızı çağırır, ona der ki şu konuda yanlış yapıyorsun, hesabını ver. Hesabını verir veya vermez, bu hesap verme yargı, bir mahkeme kurup hesap verme değildir, biz siyasi hesap veririz. O davranış hükümetimize zarar vermişse yapılacak şey çok basittir. Başbakan gereğini yapar, hükümetten ayrıl der, esasen onu beklemeden bakan, bana müsaade der. Şimdi böyle bir noktaya gelmemek lazım. Hiçbir şekilde, dün yaptığınız açıklama yanlıştı demedikten sonra bunu bir ima yoluyla bile söylemedikten sonra sabah gelip de bundan çok farklı bir şeyi kendi düşüncesi, adeta defakto yani kendiliğinden ortaya koymuş olması onun bir hakkıdır. Ama bana karşı bu, maalesef toplumda yanlış anlaşılmıştır. Dolayısıyla yanlış anlamalara meydan vermeyecek bir davranışı beklemek de benim hakkımdır. Ben itibarımın, kişiliğimin yıpratılmasını istemem. Birilerinin kum torbası haline getirilmek istemem. Başbakanımıza dost, kardeş olarak seslenmek isterim, ikimizin sözleri arasındaki çelişkiyi düzeltmesi kendisinden beklenir.

"İTİBARIMIN YIPRANMASINI İSTEMEM"

Benim görevim Başbakan Erdoğan’ın söylediklerini, mesajlarını olumlu olarak topluma yansıtmaktır. Onun da böyle bir görevi olmalı ki Hükümet Sözcüsü ne konuşuyor ise onu tekzip edecek, onu yalanlayacak ve onu açık düşürecek bir davranış içerisinde olmamalıdır. Bunu beklemek benim bir bakan olarak hakkım. Ama buradaki konuşmasıyla biz eleştirilerin odağında olduk. Ben itibarımın yıpranmasını istemem. Kişiliğimin yıpranmasını istemem. Böyle basit bir olaydan dolayı beni kum torbasına çevirecek insanlara malzeme vermem istemem.
Sayın Başbakanımıza buradan bir dost ve bir arkadaş, onun bir kardeşi olarak seslenmek isterim ki hükümet sözcüsü olarak açıklamam ile kendisinin başbakan olarak konuşması arasında apaçık bir çelişki vardır, bu çelişkinin sorumlusu ben değilim bu çelişkiyi en güzel şekliyle izah etmesi, dün, bugün ve yarın kendisinden beklenir. Ben duyduğumu, bildiğimi, gördüğümü bir ambalaj haline getirerek açıklamış oldum ve bu açıklamamdan sonra da en az 4 bakanımdan teşekkür aldım, bu meseleyi çok güzel izah ettiniz demişlerdir.

“AKTİF SİYASİ HAYATTAN ÇEKİLMEK İSTİYORUM”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, konuşmasında ayrıca, aktif siyasi hayattan çekilmek istediğini söyledi. Bülent Arınç, AK Parti’de 3’üncü dönem milletvekili olmama kararını da hatırlatarak, belediye başkanlığı seçimlerine katılmak istemediğini dile getirdi. "Aktif siyasi hayattan çekilmek istiyorum. En azından bir dönem. 19 yaşında başladım 65 yaşına geldim. Ben 77 yaşında hala seçilecek miyim diye düşünenlere benzemem." diyen Arınç, mahali seçimlerin bugüne kadar yapılan en önemli mahali seçim olduğunu dile getirdi. Arınç, partisinin 30 büyük şehirde en az 25’ini kazanacağını ümit ettiğini kayd etti. Arınç, 5 yıl çok başarılı bir meclis başkanlığı yaptığını belirterek, döneminde Meclis’in cumhurbaşkanı seçemediğini, bir sonraki seçime bir oy da olsa cumhurbaşkanını Meclis’in seçmesine katkı sağlamak istediğini ifade etti.

Son seçimde Bursa’dan milletvekili adayı olmasına da açıklık getiren Bülent Arınç, bunun kendisi için sürpriz olduğunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, listelerin açıklamasından birkaç gün önce kendisine haber verdiğini ifade etti.



CİHAN

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.