Anneciğim-Anacığım
Yayınlanma:
En güzel masalları
Annem anlatırdı
Yıldızlardan gözlerime
Uyku damlatırdı
Gözüm gönlüm ah neyler
Senden uzak dünyada
Anne şarkısı söyler
Bütün eşya rüyada
Biriyle muhabbet ederken, Laf lafı aralar, laf yeni laf açar, laf ırağa kaçar, derken. Çocuk sevgisi üzerine konuşmaya başladık. Çocuğu, anne mi yoksa baba mı? Çok seviyor tartışmasına takıldık, kaldık.
Üçüncü kişide söze karıştı. Anlatmaya başladı. ‘ Ben size yaşanmış başımdan geçen bir olayı anlatayım, diye söze başladı. Babamdan dayak yiyerek büyüyen bir çocuktum. Evlendim. Mutlu bir aile ortamı oluşturdum. Yediğim dayakları hatırladığım için, çocuklarımı aşırı bir sevgiyle sevmeye başladım. Benim yaşadıklarımı yaşamalarını istemiyordum. İki üç yaşlarında gelince, gece çocuklar su isteseler. Hanımın uykusu ağır olduğu için ben su verirdim. Ben bu davranışımla ‘Hanım çocukları ben daha çok severim’’ diye gururlanma ve övünme vesilesi yapıyordum. O güne kadar. Küçük kıyametin olacağı akşama kadar sürdü. Türkiye’deki büyük depremi yaşayana kadar böyleydi. Depremin sarsıntısı ve şiddetiyle feleğim şaşmıştı. Pencereden atlamaya kalkıştım. Korku ve can havliyle benim aklıma çoluk çocuk gelemedi. Hanım ‘ aman çocuklarım’’ deyip çocuk odasına koştu.’’
Buradan anladım ki annelik duygusu farklı bir duygu. Bu duygu ne insanın maymundan geldiğini söyleyen güneşi inkâr edercesine ahmak Darvincilik ne oedipus elektra kompleksi, freudçuluk nede şartlı köpek eğitimi davranış psikolojisiyle açıklanamaz.
Koyun kuzuladığında ve inek buzağıladığın da anasının yanından hemen uzaklaştırılsa koyun ve inek yavrusunu tanıyamaz. Hatta reddeder kabul etmez. Bunun için ilahi kuvvet onlara öyle bir güdü vermiş ki, ancak yavrunun üzerindeki gömleği yalayarak anne ve yavru arasında bir iletişim kurulmaktadır. Ben hatırlıyorum çoban dağda kuzulayan koyunların kuzusunu eve getirince emzirmiyordu. Bizde koyuna aksi koyun derdik. Sebebi ise koyun kuzuladığında koyun ile kuzu arasındaki ilk iletişimini çobanın kesmesi, doğan kuzuyu hemen heybesine koymasıdır. Koyunun yavrusunu yalamayıp ilk teması kuramamasıdır.
Annelik ilahi kuvvetin anneye verdiği ona mahsus özel duygularla donattığı, özel hormonlarla süslediği, annelere yaratıcının hazinesinden sunduğu şefkat ve merhametinden verdiği, nadide bir özelliktir, annelik. Düşününün tavuk civcivleri için kanatlarını nasıl çarpar.
Annelik, doğum öncesi embriyo psikolojisine girmeden, doğum anı olayını anlatacak olursak, anne ve çocuk için mezara kadar sürecek bir psişik(ruhsal) durumdur. Annenin sadece doğum anında geçekleşen olayıdır. Beyninde doğum sırasında açılan ‘prolaktin’ hormonu, bütün vücuda salgılaması annenin bütün vücuduna dağılmasıyla, annenin sevgi, şefkat, merhamet duyguları en üst düzeye ulaşır. Yavrusuna bağlılık onun için her şeyden önemli hale gelir. Doğum sırasında ilk bir iki dakika anne ile çocuk arasında kurulan göz teması anne ve çocuk arasında karşılıklı sevgi, bağlılık ve güven protokolü öylesine bir şekilde imzalanır ki, ayrılmak ve ayrı yaşamak imkânsız bir protokol olur.. Proklatin hormonunun salgıladı maddeler ile beyindeki reseptörler(alıcılar) çocuğun sesini annenin belleğine öyle kayıt eder ki, bu ses annelik şefkat merhamet duygularını sürekli en üst düzeyde tutar. Çocuğun sesini diğer seslerden ayırıcı bir özellikte bellek kayıt eder. Bu hormon salgısı çocuk için anneyi diğer bireylerden ayırmaya yarar. Annenin bellek kayıt sistemi öyle kayıt altına alır ki yıllar sonra, kaybolan çocuğunu tanıyacak, vasıflar ve özellik taşımaktadır. Annenin doğum sırasında çocuğun yanından alınması halinde bu durum gerçekleşemeyecektir.
Annelik konusunda uzmanların söylediği diğer bir konu ve durum, sezaryen ile yapılan doğumlarda proklatin maddesi salgılanmadığı için, anne-çocuk arasın bu duygu alış verişi olmadığından dolayı, annede sevgi, şefkat ve merhamet duygusunun eksik olacağını söyleyip. Çocuklarına sabırsız, tahammülsüz olacağını, çocuğuna tahammülsüz bir annenin çocuğa davranış kazandırmada sabır gösteremeyeceğini çocuğun ilk öğretmeni olan anne ile çocuk hayata problemli başlayacağını söylemektedir. Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerde anne ve bebekte hayati bir tehlike olduğu zaman sezaryen ile doğuma müdahale edildiğini söylemektedirler.
Çocuk eğitiminde kimi örnek alacağımız konusunda batıyı elbet okuyacağız. Ama kendi köklerimize bakmamız gerekir. Okyanus bizdedir. Kur’an sünnet ve hadis ve kültürümüz. Küçük göletlerde boğulmaya gerek yoktur. Çünkü batıda da hastanelerdeki hasta sayısının yarısı zihinsel bozukluklardan yatan hastalarla doludur.
Annem anlatırdı
Yıldızlardan gözlerime
Uyku damlatırdı
Gözüm gönlüm ah neyler
Senden uzak dünyada
Anne şarkısı söyler
Bütün eşya rüyada
Biriyle muhabbet ederken, Laf lafı aralar, laf yeni laf açar, laf ırağa kaçar, derken. Çocuk sevgisi üzerine konuşmaya başladık. Çocuğu, anne mi yoksa baba mı? Çok seviyor tartışmasına takıldık, kaldık.
Üçüncü kişide söze karıştı. Anlatmaya başladı. ‘ Ben size yaşanmış başımdan geçen bir olayı anlatayım, diye söze başladı. Babamdan dayak yiyerek büyüyen bir çocuktum. Evlendim. Mutlu bir aile ortamı oluşturdum. Yediğim dayakları hatırladığım için, çocuklarımı aşırı bir sevgiyle sevmeye başladım. Benim yaşadıklarımı yaşamalarını istemiyordum. İki üç yaşlarında gelince, gece çocuklar su isteseler. Hanımın uykusu ağır olduğu için ben su verirdim. Ben bu davranışımla ‘Hanım çocukları ben daha çok severim’’ diye gururlanma ve övünme vesilesi yapıyordum. O güne kadar. Küçük kıyametin olacağı akşama kadar sürdü. Türkiye’deki büyük depremi yaşayana kadar böyleydi. Depremin sarsıntısı ve şiddetiyle feleğim şaşmıştı. Pencereden atlamaya kalkıştım. Korku ve can havliyle benim aklıma çoluk çocuk gelemedi. Hanım ‘ aman çocuklarım’’ deyip çocuk odasına koştu.’’
Buradan anladım ki annelik duygusu farklı bir duygu. Bu duygu ne insanın maymundan geldiğini söyleyen güneşi inkâr edercesine ahmak Darvincilik ne oedipus elektra kompleksi, freudçuluk nede şartlı köpek eğitimi davranış psikolojisiyle açıklanamaz.
Koyun kuzuladığında ve inek buzağıladığın da anasının yanından hemen uzaklaştırılsa koyun ve inek yavrusunu tanıyamaz. Hatta reddeder kabul etmez. Bunun için ilahi kuvvet onlara öyle bir güdü vermiş ki, ancak yavrunun üzerindeki gömleği yalayarak anne ve yavru arasında bir iletişim kurulmaktadır. Ben hatırlıyorum çoban dağda kuzulayan koyunların kuzusunu eve getirince emzirmiyordu. Bizde koyuna aksi koyun derdik. Sebebi ise koyun kuzuladığında koyun ile kuzu arasındaki ilk iletişimini çobanın kesmesi, doğan kuzuyu hemen heybesine koymasıdır. Koyunun yavrusunu yalamayıp ilk teması kuramamasıdır.
Annelik ilahi kuvvetin anneye verdiği ona mahsus özel duygularla donattığı, özel hormonlarla süslediği, annelere yaratıcının hazinesinden sunduğu şefkat ve merhametinden verdiği, nadide bir özelliktir, annelik. Düşününün tavuk civcivleri için kanatlarını nasıl çarpar.
Annelik, doğum öncesi embriyo psikolojisine girmeden, doğum anı olayını anlatacak olursak, anne ve çocuk için mezara kadar sürecek bir psişik(ruhsal) durumdur. Annenin sadece doğum anında geçekleşen olayıdır. Beyninde doğum sırasında açılan ‘prolaktin’ hormonu, bütün vücuda salgılaması annenin bütün vücuduna dağılmasıyla, annenin sevgi, şefkat, merhamet duyguları en üst düzeye ulaşır. Yavrusuna bağlılık onun için her şeyden önemli hale gelir. Doğum sırasında ilk bir iki dakika anne ile çocuk arasında kurulan göz teması anne ve çocuk arasında karşılıklı sevgi, bağlılık ve güven protokolü öylesine bir şekilde imzalanır ki, ayrılmak ve ayrı yaşamak imkânsız bir protokol olur.. Proklatin hormonunun salgıladı maddeler ile beyindeki reseptörler(alıcılar) çocuğun sesini annenin belleğine öyle kayıt eder ki, bu ses annelik şefkat merhamet duygularını sürekli en üst düzeyde tutar. Çocuğun sesini diğer seslerden ayırıcı bir özellikte bellek kayıt eder. Bu hormon salgısı çocuk için anneyi diğer bireylerden ayırmaya yarar. Annenin bellek kayıt sistemi öyle kayıt altına alır ki yıllar sonra, kaybolan çocuğunu tanıyacak, vasıflar ve özellik taşımaktadır. Annenin doğum sırasında çocuğun yanından alınması halinde bu durum gerçekleşemeyecektir.
Annelik konusunda uzmanların söylediği diğer bir konu ve durum, sezaryen ile yapılan doğumlarda proklatin maddesi salgılanmadığı için, anne-çocuk arasın bu duygu alış verişi olmadığından dolayı, annede sevgi, şefkat ve merhamet duygusunun eksik olacağını söyleyip. Çocuklarına sabırsız, tahammülsüz olacağını, çocuğuna tahammülsüz bir annenin çocuğa davranış kazandırmada sabır gösteremeyeceğini çocuğun ilk öğretmeni olan anne ile çocuk hayata problemli başlayacağını söylemektedir. Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerde anne ve bebekte hayati bir tehlike olduğu zaman sezaryen ile doğuma müdahale edildiğini söylemektedirler.
Çocuk eğitiminde kimi örnek alacağımız konusunda batıyı elbet okuyacağız. Ama kendi köklerimize bakmamız gerekir. Okyanus bizdedir. Kur’an sünnet ve hadis ve kültürümüz. Küçük göletlerde boğulmaya gerek yoktur. Çünkü batıda da hastanelerdeki hasta sayısının yarısı zihinsel bozukluklardan yatan hastalarla doludur.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.