Anlamlı galibiyet

İki talihsiz mağlubiyetten sonra Erciyesspor’a karşı alınan galibiyetin anlamı çok. Hep söylüyoruz ya ‘genç kadroyu mağlubiyetlerden sonra ayağa kaldırmak ve tekrar motive etmek zordur’ diye.
Üstelik kendi sahanızda oynuyor olmanın baskısı da cabası. Bu maçta sadece gençler değil tecrübelilerde gole kadar stresteydiler, nasıl olmasınlar ki rakip beş orta saha elamanı, tek santraforuyla hattı müdafa yaparak oyunu çirkinleştirdi. Gerçi onlarda Konya’ya gelinceye kadar iç saha mağlubiyetleri ile gerçek kimliklerinden uzaktaydılar.
İşte maç rakibin savunma hatasından yararlanan Serkan önüne düşen topu düzgün bir vuruşla ağlara göndermesiyle maçın son yirmi dakikası çok hareketlendi. Hem Kemalettin hocanın hücumcuları oyuna alması ve hem de daha açık oynayarak Konyaspor’un üstüne gitmeleri oyunu güzelleştirirken bize de soğuk terler akıttırdı.
Neticede arka arkaya gelen mağlubiyetler, rakip takımın gole kadar savunma ağırlıklı oynaması, saha koşulları, az sayıda taraftara rağmen, alınan bu 3 puan çok anlamlı olmuştur.
Konyaspor’un oynadığı sistem nedense bizim program yaptığımız KONYA TV’de sorun oldu. Duayenimiz Orhan abimizde bunu çok önemsiyor, bu yüzden her yazısında sistemi rakamsallaştırarak okuyucusuna sunmaya çalışıyor.
Aynı zamanda bir teknik adam olarak bu konuyu son kez anlatayım. Sistemler, dizilişlerden ibarettir ve kağıt üzerindeki görüntüleriyle maç kazanamazlar. Konyaspor’un kağıt üzerindeki sistemi 4-2-3-1’dir. Zira arkadaki dörtlü Tolga, Selim, Erdinç, Abdullah’tan oluşurken, ortasahanın göbeğinde savunma ağırlıklı Perez, yanında ona göre biraz daha ofansif oynayan Serkan.  Bunların önündeki Ali Dere, Recep ve Gökhan değişkenlikleri nedeniyle hücum hattındaki forveti oluşturmaktalar. En uçta da pivot santrafor olan Robak.
Transfer yasağı nedeniyle eldeki kadroyu artık sokaktaki çocuk dahi ezbere biliyor, kaldı ki puan savaşı olan Bank Asya’da değiştiremediğiniz kadronuz ve sisteminize önlem almak o kadar zor değil. Bütün iş değişmeyen sisteminizin değişmeyen oyuncularının o maçta sergileyecekleri performansta.
Performans deyince; Aslında eski gazeteci ağabeylerimiz yapardı “nasıl oynadılar?” diye. Analizlerinde ‘ileri geri çalıştı, vazifesini çok iyi yaptı’ derler, ama bir yıldız verirlerdi. Bu nedenle ben kişisel değerlendirme yapmamaya özen gösteriyorum, ama iş genç oyuncu olunca üstelik alt yapı menşeli ise oynadığı yerin kriterlerine uygunluğuna bakıyorum.
Bilindiği gibi Almanya’da futbolcu izleme ve değerlendirme konusunda diğer Avrupalı “Scout”lardan, yani yetenekli oyuncuları keşfedenlerden edindiğim tecrübeler olmuştur. Mesela Ali Dere’yi izliyor olsaydım, adam eksiltme yeteneği olup olmadığına, yaptığı ortaların isabet sayısına, soldan içe kat edip sağ ayağını da kullanıp şut atabilme özelliğine (stoch) gibi, rakibin tersten gelen atağına içeri kayarak alanı daraltmasına, sadece kendi kulvarına hapis olmayıp, mobil hareket edip edememesine ve tabi ki fiziki kalitesine bakarak rapor ederdim.
Şimdi Ali Dere bu soruları kendine sorsun, eğer kendini yeterli görüyorsa devam etsin, yok eksiği varsa idmanlardan sonra alsın bir arkadaşını özel çalışsın.  Çünkü Ali Dere’yi tekrar milli takımda görmek istiyoruz.
Konya’dan çıkmış genç bir futbolcunun Milli takımdaki devamlılığı bizleri sevindirir. Ali Dere bizim alt yapıdan yetişen bir kardeşimiz.
Birde Almanya’nın Viktoria ASCHAFFENBURG takımından yetişen, ama bizim alt yapıdan geçişli Tolga Ünlü. Hakan Aslantaş’dan sonra yer aldığı sadece iki maçta biraz sıkıntı yaşadı, ama Erciyes maçında benden tam not aldı ve daha da iyi olacağı sinyallerini verdi.
Görevli olduğum dönemde Almanya’dan Tolga gibi birçok genç oyuncuyu getirmiştim, ancak bu seneki gibi bir zorunluluk olmadığından sportif başarıya endeksli yöneticiler bu çocukları değerlendirmeyerek geri gönderdiler. Tolga bu yüzden şanslı bir dönemde geldi. Yine takımlarının alt yapılarında izlediğim Hasan Ali Kaldırım, Furkan Özçal, Ömer Şişmanoğlu, Serdar Kesimal, Hurşit Meriç, Yasin Öztekin, Alper Akçam, Cenk Tosun ve diğer liglerde oynayan birçok oyuncu, Tolga gibi getirilip değerlendirilmeyi beklediler, ama şimdi başka takımlarda çatır çatır top oynuyorlar.
Ve biz artık onlara ulaşamayız, neden mi?
Hala futbolcu simsarlarına yakasını kaptırmış yöneticilerin sahnede olmaları nedeniyle.
“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” hesabı yani.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi