Aman dikkat!
Yayınlanma:
Ligde ilk yarı bittiğinde spor kamuoyunun genel kanaati Hacettepe ile Kocaelispor’un ligden düşmesinin hemen hemen kesin olduğu yönünde idi. İki takımda devre arasında ciddi değişiklikler yaptılar. Bunun neticesinde de iki takımda iyi mücadele etmeye, iyi oyun oynamaya başladılar. Bunlardan Hacettepe arkasında taraftar desteği olmadığı için iyi mücadelesini saha sonuçlarına yansıtamadı. Bunun neticesinde de ligin dibinden kurtulamadı.
Şehir takımı olan ve arkasında ciddi bir taraftar desteği bulunan Kocaelispor ise bir mucizeyi gerçekleştirmek üzere. Çok iyi oynuyor. Bu oyunda saha sonuçlarına yansıyor. Bu iki takımın konumuzla veya Konyasporla ne ilgisi var diyecek olanlara cevabım ise; takviye yapacaksanız bu şekilde yapınız ve sahada yaptığınız operasyonun sonucunu alınız demek içindir. Özellikle Kocaelispor tıkır tıkır top oynuyor. Taraflı tarafsız her futbolsever Kocaelispor’u izlerken keyif alıyor. Takdir ediliyor. Bu takım ligden düşerse yazık olur diyor.
Ligin ikinci yarısında Konyaspor’un üç maçından birini televizyondan (Trabzonspor) ikisini ise (Gaziantepspor ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor ) canlı olarak izleme fırsatı buldum. Konyaspor bu maçlardan birini kazanıp ikisini kaybetti. Trabzonspor maçında gol pozisyonuna bile girmeden bir duran toptan tesadüfi bir gol ile üç puanı aldığını daha öncede yazdım. Bu gelinen noktada alınan her puan altın değerinde olduğundan camia olarak çok sevindik ve mutlu olduk. Diğer iki maçta ise özellikler Gaziantepspor maçında sahadaki oyuncuların adım atacak takatları yoktu. Gerçi hafta içerisinde hastalıktan bahsedildi ama hasta olanlar sahaya çıkarılmamış olsalar da durum bundan farklı olmazdı.
Konyaspor futbol adına sahaya hiçbir şey koymadı. Atılan iki golde yine duran toptan oldu. Tek gol pozisyonuna girilmeden maç bitti. Bunun sonucunda da mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Oyun sistemi adına sahada hiçbir şey yoktu. Geriden toplar Veysel’e şişirilecek o topu alabilirse bir şey yapacak. Veysel markaja alınınca da Konyaspor stop edecek nitekim öylede oldu.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçı da bir hafta önceki maçın nerede ise bir kopyası idi. Yine net gol pozisyonuna girmeden maç bitti. Sezon başında bir önceki sezondan iskeleti olan takıma on beş tane oyuncu alan ve oyuncuları alırken de ne düşündüğü ve amaçla alındığı belli olmayan ve yine sezon başında vazgeçilip de ligde başka takımlara gönderilen oyuncuların o takımlarda oynuyor olması eğer var ise sezon başı travmasını yaratanların vicdanını sızlatmalıdır.
Devre arasında alınan yedi oyuncuyu da bu sezondaki transfer sayısına ekleyecek olursak toplam yirmi iki. Sıfırdan bir takım kuruyorsunuz. Bunları yaparken de neye ve kime hizmet ettiğiniz belli değil. Hem takımın iskeletini bozuyorsunuz ve hem de ligin en yaşlı takımını kurmuş oluyorsunuz.
Öyle ki devre arasında alınanlarda dahil, sahada bazı oyuncuların bastonları eksik. Seyrettiğim maçlarda rakip ceza sahasına ne bir orta, rakip kaleye ne bir şut görmedim son üç maçta. Oyuncuların rakip sahaya geldiklerinde adım atacak takatleri kalmıyordu. Bu da ya iyi çalıştırılmıyorlar ya da yaşlarından dolayı yükleme yapılmıyor demek oluyor. Her iki durumda da ortada vahim bir olay var demektir.
Yine gördüğüm bir başka konu saha içerisindeki disiplin sorunu. Bir faul atılacak sen ben tartışması. Bununda mutlaka bir düzene konulması gerekmektedir. Sorumluluk noktasındaki beyler elbirliği ile takımı sıkıntıya siz soktunuz. Buradan çıkarmakta sizin görevinizdir. Topu taça atarak kurtulamazsınız.
Ligin ikinci yarısında Konyaspor’un üç maçından birini televizyondan (Trabzonspor) ikisini ise (Gaziantepspor ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor ) canlı olarak izleme fırsatı buldum. Konyaspor bu maçlardan birini kazanıp ikisini kaybetti. Trabzonspor maçında gol pozisyonuna bile girmeden bir duran toptan tesadüfi bir gol ile üç puanı aldığını daha öncede yazdım. Bu gelinen noktada alınan her puan altın değerinde olduğundan camia olarak çok sevindik ve mutlu olduk. Diğer iki maçta ise özellikler Gaziantepspor maçında sahadaki oyuncuların adım atacak takatları yoktu. Gerçi hafta içerisinde hastalıktan bahsedildi ama hasta olanlar sahaya çıkarılmamış olsalar da durum bundan farklı olmazdı.
Konyaspor futbol adına sahaya hiçbir şey koymadı. Atılan iki golde yine duran toptan oldu. Tek gol pozisyonuna girilmeden maç bitti. Bunun sonucunda da mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Oyun sistemi adına sahada hiçbir şey yoktu. Geriden toplar Veysel’e şişirilecek o topu alabilirse bir şey yapacak. Veysel markaja alınınca da Konyaspor stop edecek nitekim öylede oldu.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçı da bir hafta önceki maçın nerede ise bir kopyası idi. Yine net gol pozisyonuna girmeden maç bitti. Sezon başında bir önceki sezondan iskeleti olan takıma on beş tane oyuncu alan ve oyuncuları alırken de ne düşündüğü ve amaçla alındığı belli olmayan ve yine sezon başında vazgeçilip de ligde başka takımlara gönderilen oyuncuların o takımlarda oynuyor olması eğer var ise sezon başı travmasını yaratanların vicdanını sızlatmalıdır.
Devre arasında alınan yedi oyuncuyu da bu sezondaki transfer sayısına ekleyecek olursak toplam yirmi iki. Sıfırdan bir takım kuruyorsunuz. Bunları yaparken de neye ve kime hizmet ettiğiniz belli değil. Hem takımın iskeletini bozuyorsunuz ve hem de ligin en yaşlı takımını kurmuş oluyorsunuz.
Öyle ki devre arasında alınanlarda dahil, sahada bazı oyuncuların bastonları eksik. Seyrettiğim maçlarda rakip ceza sahasına ne bir orta, rakip kaleye ne bir şut görmedim son üç maçta. Oyuncuların rakip sahaya geldiklerinde adım atacak takatleri kalmıyordu. Bu da ya iyi çalıştırılmıyorlar ya da yaşlarından dolayı yükleme yapılmıyor demek oluyor. Her iki durumda da ortada vahim bir olay var demektir.
Yine gördüğüm bir başka konu saha içerisindeki disiplin sorunu. Bir faul atılacak sen ben tartışması. Bununda mutlaka bir düzene konulması gerekmektedir. Sorumluluk noktasındaki beyler elbirliği ile takımı sıkıntıya siz soktunuz. Buradan çıkarmakta sizin görevinizdir. Topu taça atarak kurtulamazsınız.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.