Ali Uyaroğlu Camii
Yayınlanma:
Türkiye'nin nüfusunun 18-20 milyon olduğu yılları hatırlıyorum. Gerçi o zamanlar Dünyanın nüfusu da iki buçuk milyar falandı. O vakit şehirlerimiz bu kadar büyük, kalabalık ve gelişmiş değildi. Büyük şehirlerimizin isimlerini söyleyin deseler, hemen fazla düşünmeden söyleyiverirdik. Şimdi ise öyle bir soruya muhatap olsak; şehirlerin büyük olanlarını seçmekte ve çabucak sıralamakta zorlanırız. Çünkü; büyük şehir statüsündeki kentlerimiz çoğaldı.
Nüfus arttıkça ve şehirler büyüdükçe ihtiyaçlar da çoğaldı. Bu arada ihtiyacı karşılamak ve cemaatin rahat ibadet etmesini sağlamak için kalabalık semtlerde büyük camiler inşa edildi. Ankara'da Kocatepe Camii, Adana'da Merkez Sabancı Camii, Bingöl Merkez Cami, Elazığ'da Temizer Camii, Konya'da Hacıveyiszade ve Kampüs camileri, İstanbul'da Medine Camii gibi Benim bildiğim ve gördüğüm bunlar. Görmediğim ve bilmediğim en az bunlar kadar büyük ve hacimli yeni camiler de elbette vardır. Yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da güzel camiler inşa edildi. Girne Nurettin Ersin Camii, Aşkabat Merkez Camii, Tokyo Camii, Bakü Şehitler Camii gibi. Bu mabetler, Türkiye'nin yardımlarıyla yapıldı.
Bu camilerin bir benzerini de Antalya'da gördüm; Uyaroğlu Camii. Antalya'nın hâkim tepesi, cami inşa edildikten sonra Antalya'ya sahip tepe haline gelmiş. Uyaroğlu Camii, yüksek duvarlarıyla ve üçer şerefeli minareleriyle manevi bir kale gibi tepeye yakışmış
Antalya Müftülüğü’nden emekli olmuş lâkin alan hizmetiyle ilgisini kesmemiş değerli dostum Osman Müderrisoğlu ile birlikte Uyaroğlu Camii’ni ziyaret ettik ve orada İkindi Namazını kıldık. Güzel sesli ve efendi görünümlü müezzinden, Muratpaşa Müftüsü Galip Akından başka bir saf cemaat vardı. İmamlığı da Galip Akın yaptı. Müezzinin sesinin güzel olduğundan bahsettim. Galip Akın da sesiyle ve okuyuşuyla ondan hiç geri kalmıyordu. Galip Akın Muratpaşa Müftüsü, ama Uyarolu Camii onun bölgesinde değil..
Hayırsever bir vatandaşımız tarafından tek başına yaptırılan ve 7,5 milyar Türk Lirasına mal olduğu söylenen Ali Uyaroğlu Camii, merkez ilçelerden Kepez Müftülüğü sınırları içerisinde. Mazı Dağı veya Masa Dağı diye anılan bir tepenin başına ve kayaların üzerine yapılmış. Antalya'nın tamamını kuş bakışı seyretmeye uygun bir tepenin üzerinde. Caminin Antalya'yı gördüğü gibi inşallah Antalyalılar da camiyi görür ve benimser.
Masa Dağı, yeni yerleşim alanlarından olduğu için caminin etrafı henüz boş. Etrafta tek tük görünen büyük apartmanlar var. Şirin, sakin ve havadar, caminin minareleri gibi davetkâr bir semt. Kısa zamanda Caminin etrafının binalarla çepeçevre hale geleceği şimdiden belli. Zemini mermerlerle kaplanmış ve muntazam bir duvarla muhafaza altına alınmış geniş bir dış avludan içeriye girdik. Revaklarla çevrili iç avlunun tam ortasında üzeri cam kubbeyle örtülü güzel bir şadırvan yer alıyor. Abdest alınırken bakışlarımızı semaya ulaştıran engelsiz boşlukta manevi bir huzur duymamak mümkün değil. Abdest alırken manevî huzuru bulamayan, gök yüzünü görünce mi bulacak demeyin. Abdest suyunun verdiği serinlik, gök kubbenin derinliğiyle birleşirse, kaynaşırsa Cennet meltemi gibi olur ve insanın ruhuna işler.
İç avlu keşke o kadar güzel olmasaydı. İç avludaki ihtişam neredeyse camiyi gölgede bırakacak ve ikinci plâna itecek. Gerçi o da caminin bir parçası ama önemli olan caminin gövdesi. Tepenin başında üç şerefeli minareler çok ihtişamlı ve lüzumlu görülüyor. Hele ki caminin iç görüntüsü de iç avlu kadar ve ondan da güzel ve dikkat çekici. Koskoca kubbe sanki boşlukta duruyor veya yan duvarların kubbeleşmiş uzantısı gibi görünüyor. Çünkü ana kubbeyi ayakta tutan dört sütun, oldukça kenara çekilmiş ve görüntü engelsiz hale getirilmiş. Kubbenin yüksekliği ne kadar tam bilmiyorum ama yukarı cemaat mahalleri ikişer kat olmuş. Camiye iyi kalite malzeme kullanılmış. Caminin mihrabı, ihtişamının yanında zarafetiyle de dikkat çekiyor. Minber tam yerine konmuş ve çiniden yapılmış bir tablo gibi. Vaaz kürsüsü de hitabetin camideki lüzum ve önemini gösterecek bir yere yerleştirilmiş. Hünerli ellerin ve bakışların eseri olduğu belli olan orta avize, İstanbul Fatih Camiindeki orta avizenin aynısı olmasa da ona benzetilmeye çalışılmış.
Bu caminin iç kısmını anlatırken halılardan bahsetmemek çok büyük eksiklik olur. Cami halıcılığının son yıllarda ne kadar geliştiğinin çanlı şahidiyiz, ama bu camide gördüğüm halıları bir başka camide görmediğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Zemin halıları namazın felsefesine uygun ve cemaatin tek vücut halinde görünmesini sağlayacak özellikte ve güzellikte. İnsan bu camide namaz kılarken, bu uyumlu halıların sayesinde herhalde bakışlarını secde mahallinden ayıramaz ve caminin içerisinde dolaştıramaz.
Caminin kıble istikametinin sağ köşesi tarafına avlunun dışında beş katlı bir inşaat başlatılmış. Bu binada Kur'an kursu, imam ve müezzin lojmanı ve konferans salonu bulunacakmış. O binayı da camiyi yaptıran hayırsever Uyaroğlu yaptırıyor. Bu ifadeleri kullanmak için hiç kimseden özellikle kendisinden izin almadım, ama hiç kimseden bir kuruş para almadan. Antalya'da yaptırdığı üçüncü camisi imiş. Bir de köyüne yaptırmış. Caminin yakınına bir de okul yaptıracakmış.
Önce köyüne, sonra yaşadığı şehre ve memleketine hizmet eden insanları her nedense ben çok sever ve takdir ederim. İşte Uyarolu da böyle kimselerden birisi. Takdir ve tebrik etmemek mümkün değil. Uyaroğlu'na Allah ömür verirse /Kendisine hayırlı ömürler diliyoruz/ daha çok hayır yaptıracağa benziyor. Allah O'na hayır yolunda yürü kulum demiş. Ne büyük bahtiyarlık. Tebrike ve teşvike ihtiyacı yok, ama biz yine de Muhterem Uyaroğlu'nu candan tebrik ediyoruz, sağlıklı günler diliyoruz.
Nüfus arttıkça ve şehirler büyüdükçe ihtiyaçlar da çoğaldı. Bu arada ihtiyacı karşılamak ve cemaatin rahat ibadet etmesini sağlamak için kalabalık semtlerde büyük camiler inşa edildi. Ankara'da Kocatepe Camii, Adana'da Merkez Sabancı Camii, Bingöl Merkez Cami, Elazığ'da Temizer Camii, Konya'da Hacıveyiszade ve Kampüs camileri, İstanbul'da Medine Camii gibi Benim bildiğim ve gördüğüm bunlar. Görmediğim ve bilmediğim en az bunlar kadar büyük ve hacimli yeni camiler de elbette vardır. Yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da güzel camiler inşa edildi. Girne Nurettin Ersin Camii, Aşkabat Merkez Camii, Tokyo Camii, Bakü Şehitler Camii gibi. Bu mabetler, Türkiye'nin yardımlarıyla yapıldı.
Bu camilerin bir benzerini de Antalya'da gördüm; Uyaroğlu Camii. Antalya'nın hâkim tepesi, cami inşa edildikten sonra Antalya'ya sahip tepe haline gelmiş. Uyaroğlu Camii, yüksek duvarlarıyla ve üçer şerefeli minareleriyle manevi bir kale gibi tepeye yakışmış
Antalya Müftülüğü’nden emekli olmuş lâkin alan hizmetiyle ilgisini kesmemiş değerli dostum Osman Müderrisoğlu ile birlikte Uyaroğlu Camii’ni ziyaret ettik ve orada İkindi Namazını kıldık. Güzel sesli ve efendi görünümlü müezzinden, Muratpaşa Müftüsü Galip Akından başka bir saf cemaat vardı. İmamlığı da Galip Akın yaptı. Müezzinin sesinin güzel olduğundan bahsettim. Galip Akın da sesiyle ve okuyuşuyla ondan hiç geri kalmıyordu. Galip Akın Muratpaşa Müftüsü, ama Uyarolu Camii onun bölgesinde değil..
Hayırsever bir vatandaşımız tarafından tek başına yaptırılan ve 7,5 milyar Türk Lirasına mal olduğu söylenen Ali Uyaroğlu Camii, merkez ilçelerden Kepez Müftülüğü sınırları içerisinde. Mazı Dağı veya Masa Dağı diye anılan bir tepenin başına ve kayaların üzerine yapılmış. Antalya'nın tamamını kuş bakışı seyretmeye uygun bir tepenin üzerinde. Caminin Antalya'yı gördüğü gibi inşallah Antalyalılar da camiyi görür ve benimser.
Masa Dağı, yeni yerleşim alanlarından olduğu için caminin etrafı henüz boş. Etrafta tek tük görünen büyük apartmanlar var. Şirin, sakin ve havadar, caminin minareleri gibi davetkâr bir semt. Kısa zamanda Caminin etrafının binalarla çepeçevre hale geleceği şimdiden belli. Zemini mermerlerle kaplanmış ve muntazam bir duvarla muhafaza altına alınmış geniş bir dış avludan içeriye girdik. Revaklarla çevrili iç avlunun tam ortasında üzeri cam kubbeyle örtülü güzel bir şadırvan yer alıyor. Abdest alınırken bakışlarımızı semaya ulaştıran engelsiz boşlukta manevi bir huzur duymamak mümkün değil. Abdest alırken manevî huzuru bulamayan, gök yüzünü görünce mi bulacak demeyin. Abdest suyunun verdiği serinlik, gök kubbenin derinliğiyle birleşirse, kaynaşırsa Cennet meltemi gibi olur ve insanın ruhuna işler.
İç avlu keşke o kadar güzel olmasaydı. İç avludaki ihtişam neredeyse camiyi gölgede bırakacak ve ikinci plâna itecek. Gerçi o da caminin bir parçası ama önemli olan caminin gövdesi. Tepenin başında üç şerefeli minareler çok ihtişamlı ve lüzumlu görülüyor. Hele ki caminin iç görüntüsü de iç avlu kadar ve ondan da güzel ve dikkat çekici. Koskoca kubbe sanki boşlukta duruyor veya yan duvarların kubbeleşmiş uzantısı gibi görünüyor. Çünkü ana kubbeyi ayakta tutan dört sütun, oldukça kenara çekilmiş ve görüntü engelsiz hale getirilmiş. Kubbenin yüksekliği ne kadar tam bilmiyorum ama yukarı cemaat mahalleri ikişer kat olmuş. Camiye iyi kalite malzeme kullanılmış. Caminin mihrabı, ihtişamının yanında zarafetiyle de dikkat çekiyor. Minber tam yerine konmuş ve çiniden yapılmış bir tablo gibi. Vaaz kürsüsü de hitabetin camideki lüzum ve önemini gösterecek bir yere yerleştirilmiş. Hünerli ellerin ve bakışların eseri olduğu belli olan orta avize, İstanbul Fatih Camiindeki orta avizenin aynısı olmasa da ona benzetilmeye çalışılmış.
Bu caminin iç kısmını anlatırken halılardan bahsetmemek çok büyük eksiklik olur. Cami halıcılığının son yıllarda ne kadar geliştiğinin çanlı şahidiyiz, ama bu camide gördüğüm halıları bir başka camide görmediğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Zemin halıları namazın felsefesine uygun ve cemaatin tek vücut halinde görünmesini sağlayacak özellikte ve güzellikte. İnsan bu camide namaz kılarken, bu uyumlu halıların sayesinde herhalde bakışlarını secde mahallinden ayıramaz ve caminin içerisinde dolaştıramaz.
Caminin kıble istikametinin sağ köşesi tarafına avlunun dışında beş katlı bir inşaat başlatılmış. Bu binada Kur'an kursu, imam ve müezzin lojmanı ve konferans salonu bulunacakmış. O binayı da camiyi yaptıran hayırsever Uyaroğlu yaptırıyor. Bu ifadeleri kullanmak için hiç kimseden özellikle kendisinden izin almadım, ama hiç kimseden bir kuruş para almadan. Antalya'da yaptırdığı üçüncü camisi imiş. Bir de köyüne yaptırmış. Caminin yakınına bir de okul yaptıracakmış.
Önce köyüne, sonra yaşadığı şehre ve memleketine hizmet eden insanları her nedense ben çok sever ve takdir ederim. İşte Uyarolu da böyle kimselerden birisi. Takdir ve tebrik etmemek mümkün değil. Uyaroğlu'na Allah ömür verirse /Kendisine hayırlı ömürler diliyoruz/ daha çok hayır yaptıracağa benziyor. Allah O'na hayır yolunda yürü kulum demiş. Ne büyük bahtiyarlık. Tebrike ve teşvike ihtiyacı yok, ama biz yine de Muhterem Uyaroğlu'nu candan tebrik ediyoruz, sağlıklı günler diliyoruz.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.