Ah Keşke Aklım Erseydi

Hayatımızda hayat hakkı tanımadığımız, bizi biz yapan değerlerden fersah fersah uzaklaşmışız. Bizi bizsiz bırakan, bizi cansız canansız bırakan isyan deryalarına yelken açmışız. Öyle bir açılmışız ki artık kenara çıkmaya koymuyor bizi.

Keşke aklım ermeseydi diyordu büyüklerden biri. Keşke aklım ermeseydi de elimin erdiği her yere elimi değdirseydim. Keşke aklım ermeseydi de ben de şuurunu nefsinde tüketenler gibi plajlarda koşup oynasaydım. Kafelerde duman etseydim hayatımı. Bende berheva, hevai heveslerin has bir kulu olsaydım. Ya da Hz. Ömer’in dediği gibi; bir çöp olsaydım. Şimdiki gibi azgınlaşmak yerine azgın fırtınalarda oradan oraya savrulup gitseydim. Sonra bir kıyıda kimsenin önemsemeyeceği bir odun parçacığı olarak yok olsaydım…

Usta şairin ifadesiyle:

“Bir ülke ki diriler ölü, ölüler diri

Raflarda tozlu kalmış peygamberlerden bildiri.”

Raflara kaldırmışız gerçeği. Başkasını oynuyoruz; ‘başkasını oynamanın bunaltısı’ sarmalamış bizi. Özenti cambazı haline gelmişiz. Bu özenti olmazsa dışarıda kalacağız çünkü. Şimdiki zamanın kuralı bu efendim; umuma uymak. Asıl olan herkesçe kabul edilmektir efendim.

Kalbin ve fikrinin ekseni şu anda bulunduğun ortamın şartlarıdır… Allah eksenli mi olmalı dediniz? Yahu tamam, biz de biliyoruz Allah’ı peygamberi… Yani bu kadar karamsarlığa gerek yok ki? Ayrılıp gidelim mi yani, kalp mi kıralım?

Tamam, kırmayalım sevgili dost! Kalbin tam olarak ne olduğunu bilmesem de siz dediğinize göre iyi bir şeydir herhalde… Kalp nedir? Nasıl hisseder, neye yarar? Neyle renk alır, neyle bakılmaz olur? Niçin kırılır? Kalbi yönlendiren nedir, bağımsız mıdır? Aman saçmaladım, bilmiyorum. Kalp güzel bir şeyse kırılmamalı elbet.

İnsan israf ettiğinin muhtacı olurmuş. En önemlisi zaman. Hep eksik içi zamanımızın. Hep ona muhtaç olacağımı düşünüyorum ben. Çok israfım var, ama en çok zamandır israf ettiğim. Belli bir yerden sonra hiç uyumasam da diyorum yine de eksik kalacak hayat. Yani öyle şeyler var ki tam şimdi, tam şu an yapılması gerekir. O şeylerin biraz sonra yapılması hiçbir anlam ifade etmez. Bu yüzden zaman için akan gözyaşları gariptir hep, karşılık bulmaz…

“Niye böyle feryat figansın. Nedendir bu nefes nefese kalışın?”

“Zamanı ararım usta”

“Zamanı mı ararsın? Çok garip!”

“Garip olan ne be adam?”

“Bak evladım, dünyadaki her şeyi ileriye doğru koşarak elde edebilirsin. Ama zaman tam tersine, onun için geriye koşman gerekecek.”

“Hadi ya… bunu düşünmemiştim.”

“Şimdi bırak feryadı da artık olduğun ‘an’a yoğunlaş. Geçen geçti.”

“Geçen geçmedi işte usta, geçen yüreğime bir ızdırap koydu gitti, yanmam bundandır.”

“Ama Allah(c.c) var ya. Unuttun mu? Allah varsa her şey var, yeter ki sen kendini O’nda yok etmeye uğraş. Sonra ne istersen iste. Zamanın gerisinde kalan ulaşamadığın her şeyi iste. O verir. Ama istemenin esrarını bil. İstemenin esrarı ısrardır. Yüreğinin parçalandığını, gözyaşının tükendiğini hissedene kadar ısrar…”

“Off… usta ben… yapamam, yapamam. Çok zor be yaşamak. Ölmek istiyorum usta.”

“Ölmek yok, ölmeye gelmedin ki. Senin işin yaşamak. Zor tabi, biliyorum. Ama hani bir söz var ya; ‘kolaylık tohumundan bereketli hâsılat elde edilmez’ diye. Zorluk tohumu serpiştireceksin hayatının merkezine. Acın olacak elbet, kazılıp karılmayı göze alacaksın. Kazılıp karılacaksın ve bir şua değecek sana. Sonra yeryüzü güzelliğe gebe kalacak. Ümitsizliğe kapılma bak en büyükler bile bazen ‘ah keşke insan olmasaymışım’, ah keşke aklım ermeseydi’ diyebiliyorlar.”

Tamam usta, benim dediğim azcık daha pozitif olsun o zaman; ah keşke aklım erseydi! 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi