54ten 2009a Konya; Siyasetin Tekerrürü
Yayınlanma:
Mahalli seçimlerden hareketle, geriye doğru bakış, bugünü yorumlama ve yarına ilişkin muhtemel sonuç tahliline devam ediyorum. Geçtiğimiz hafta Salı Günü, ‘Seçimler bize neyi anlatıyor?’ başlıklı yazımızda 1950’den 2009 Seçimlerine geçen süreyi dikkatlerinize arz etmiştik. Bugün de 1954’ten 2009’a Konya seçimleri ve ülke genelinde ortaya çıkan tablo ile benzeşen ve ayrılan noktaları incelemek istiyorum.
Öncelikle seçim sonuçlarını ortaya koyalım, sonra da ortaya çıkan tabloyu irdeleyelim;
1954 Genel Seçimleri’nde Konya’da Demokrat Parti (DP) yüzde 53.59 ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yüzde 34.80 oy almış.
1957 Genel Seçimleri’nde DP 44.26’ya düşerken CHP 40.86’ya yükselmiş.
Menderes Dönemi’nde yapılan her iki seçimde de Konya, Türkiye’ye benzer bir refleksle hareket etmiş. DP’nin 50’de yüzde 50’nin üzerinden başlayıp 57’de 40’lı rakamlara düşmesine paralel bir durum Konya’da da yaşanmış.
1960 müdahalesinden sonra yapılan 1961 Genel Seçimleri’nde Konya’da CHP yüzde 34.68, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) yüzde 25.49 ve Adalet Partisi (AP) yüzde 23.29 oy almış.
1963 Yerel Seçimleri’nde AP yüzde 50.09’a yükselirken, CHP 32.84 ve CKMP yüzde 5.79 oy almış.
1965 Genel Seçimleri’nde AP yükselişini sürdürerek yüzde 54.16 oy alırken, CHP yüzde 25.01’e gerilemiş.
1968 Yerel Seçimleri’nde AP oy kaybederek yüzde 50.70, CHP yüzde 19.15’e gerilemiş.
1969 Genel Seçimleri’nde AP gerileme trendini devam ettirerek yüzde 49.57’ye düşerken, CHP bir miktar oy artırmış ve yüzde 31.73 oy almış. Prof. Dr. Necmettin Erbakan ilk defa Konya’dan bağımsız olarak katıldığı seçimlerde yüzde 7.88 oy almış.
Daha sonra inceleyeceğimiz Özal ve Erdoğan Dönemleri öncesi ve sonrası benzerlikleri arasında yer alan ara dönem sol ya da sollu iktidarlar yukarıda Konya için sonuçlarını verdiğim Demirel Dönemi öncesinde de yaşanmış. 1961’de CHP Türkiye’de birinci olduğu gibi Konya’da da birinci olmuş. Ancak hemen bir seçim sonra 1963’te, ortalama Türk İnsanı’nın sosyal ve siyasal refleks ve duruşunu ifade için kullandığım ‘merkez’ anlayışı içinde oylar bir partide temerküz ederek AP’ye gitmiş. Yine bu dönem işaret ettiğim ‘merkez’in değişimini hazırlayacak bir hareketin Konya’dan çıkış dönemi olarak karşımıza çıkıyor. Zira bugün, siyasette merkez, dini hassasiyetleri olan, geçmişinden utanmayan, geleceğe umutla bakan insanımızın sosyal ve siyasal yapısını ifade etmektedir.
1960 sonrasında oluşturulan ikili meclis (Meclis-Senato) yapısı ile Anayasa Mahkemesi frenlerine yeni ilaveler yapılmış ve siyaset yeniden dizayn edilmiş, 1971 müdahalesi ile de siyasetin tabiatını değiştirmişlerdi.
1973’te muhtıra sonrası yapılan ilk genel seçimlerde CHP Türkiye Geneli’nde birinci parti olurken, Konya ileride de istisnasını Milli Görüş Partileri konusunda göreceğimiz gibi DP’ye yüzde 33.92 destek vermiş. CHP yüzde 20.91 oy alırken, Milli Selamet Partisi (MSP) yüzde 16.55 oy almış.
1973 Yerel Seçimleri’nde genel seçim sonuçlarından farklı bir durum ortaya çıkmış ve CHP yüzde 29.80, DP yüzde 28.82, AP yüzde 17.87 ve MSP yüzde 10.72 oy almış.
Son seçimlerde de gündeme gelen ‘Konya iktidardan yana hareket eder’ yargısını yerel seçimler itibari ile kısmen ilk bakışta doğrulayan bir sonuç çıkıyor karşımıza. Konya, 1950’de başlayan çok partili siyasi dönemde bir 1973 seçimlerinde Türkiye genelinden farklı tercihte bulunmuş bir de Refah ve Fazilet Partisi Dönemi’nde farklı seçimde bulunmuş. Bu durum Konya’yı güç karşısında eğilen veya güçle birlikte hareket eden bir şehir olarak algılanmaması gerektiğini ortaya koyan bir sonuç olarak değerlendirilebilinir. Tam da bu dönem Konya’dan çıkıp Türkiye’yi etkileyen bir hareketin (Milli Görüş) tohumlarının atıldığı dönemdir. Önümüzdeki seçim sonuçlarını incelediğimizde göreceğiz ki siyasetin yapısı Konya’nın duruşu ile yeni bir noktaya gelmiştir.
Sonuçları incelemeye devam edelim.
1977 Genel Seçimleri’nde CHP yüzde 31.35 ve AP yüzde 28.17 ve MSP yüzde 19.75 oy alıyor. Bu dönemde Konya’da Milliyetçi Hareket Partisi de (MHP) yüzde 10’un üzerinde bir oy aldığı görülüyor.
1977 Yerel Seçimleri’nde CHP yüzde 35.84, AP yüzde 32.57, MSP yüzde 16.75 oy alıyor.
1971 muhtırası sonrasında geçen bu uzun ara dönem ülke için sol ve sollu iktidarlar ile Milliyetçi Cephe (MC) iktidarları ile geçiyor. Konya’nın tavrı genelde Türkiye ile beraber ve bir hareketi bünyesinde büyüterek geçiyor.
1980 müdahalesi sonrası, 60 ve 71’e göre askerin idareyi daha uzun süre elinde bulundurduğu, siyasete müdahale, siyasi yasaklarla birlikte toplumsal yapıyı dizayn ile ilgili girişimlerde bulunduğu, artçı şokları sonradan hissedilecek yapıları sisteme enjekte edildiği görülüyor. Bu dönem öncesinde gençler kendilerini ‘akıncı, ülkücü, devrimci’ ve diğer ‘genç’lerle ifade eder ve ideolojileri çerçevesinde bir Türkiye ve dünya kurgularlarken, 80 sonrası gençler ‘sev-genç’ bir ileriki aşamada ise ‘boş genç’ şeklinde özetlenebilecek bir yapıya geçildi.
1983 Seçimleri’nde Anavatan Partisi (ANAP) Konya’dan yüzde 56.56 oy alırken, Halkçı Parti (HP) yüzde 21.73 ve askerin desteklediği parti Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) yüzde 19.39 pay aldı.
1984 Yerel Seçimleri’nde ANAP yüzde 45.66, Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) yüzde 20.13, Doğruyol Partisi (DYP) yüzde 15.11 ve Refah Partisi (RP) yüzde 8.62 oy aldı.
1987 Genel Seçimleri’nde ANAP gerilemeye devam ederek yüzde 38.40, DYP 17.10, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) 16.96 ve RP de 15.04 oy aldı. Burada dikkat çeken sıfırlanan MSP oylarının seçimler serbestleştikçe kendini önce Konya sonra Türkiye’de toparladığıdır.
1989’a gelindiğinde Türkiye’yi derinden etkileyecek ve 2009’a getirecek bir seçim Konya’da yaşandı. RP Konya Büyükşehir ve 3 merkez ilçe belediyesini kazandı. Bununla birlikte il genel meclis oyları itibari ile şu sonuçlar ortaya çıktı; DYP 26.14, ANAP 21.44 ve RP 20.73.
1991 Genel Seçimleri’nde Konya RP İktidarı’nın sinyallerini verdi. Bu seçimde RP yüzde 33.03, DYP 26.18, ANAP 19.43 oy aldı. Bu seçimden sonra ‘algı’ itibari ile daha doğru ifade ile sosyolojik ve siyasal taban anlamında, parti farklı, taban farklı olmak üzere ‘Milli Görüş’ Konya’da yüzde 50’ler ve üzerinde oy aldı.
1994 Yerel Seçimleri’nde RP yüzde 32.68, ANAP 18.91, DYP 17.12 ve MHP 13.76 oy aldı.
1995 Genel Seçimleri’nde RP yüzde 41.72, DYP 14.36, ANAP 13.31 ve MHP yüzde 12 oy aldı.
Bu seçimler üzerinde öncesi ve sonrası itibari ile biraz açmakta fayda var.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra ‘Beyaz Türkler’in çeşitli alanlardaki iktidarlarını korumak ve ileri taşımak için sürdürdükleri çaba ve çevrenin iktidarı paylaşma mücadelesine sahne olmuştur. Beyaz Türkler iktidarlarını sürdürmek için çaba harcamışlar harcamasına ama karşılığında bedel ödemelerine gerek kalmamış. Ellerinde bulundurdukları argümanlar onların oyun kurucu kalmasını sağlamış. Ne var ki çevre, varoşlar, Anadolu’nun Ankara’ya siyasal iktidara ve İstanbul’a ticaret merkezine yürüyüşünü bıkmadan usanmadan sürdürmüş. Sonuçta; başlangıçta ‘Beyaz Türkler’in elinde bulunan Siyaset, Asker-Sivil Bürokrasi, Medya, Sermaye, Üniversite, yarı resmi sivil toplum, Yargı erkleri yavaş yavaş çevreye yayılmaya başlamış. Kaldı ki dönemsel isteri nöbetleri olarak gözüken daha çok medyada yürütülen çığırtkanlıklar bu erklerin elden çıkışının feveranı olsa gerek. Şimdi karşı karşıya bulunulan tablo şudur; siyaset geri dönülemez bir şekilde çevrenin kontrolüne geçmiştir. Siyasette merkez, Beyaz Türklerin değil ortalama insanımızın oluşturduğu merkezdir. Medyada da Beyaz Türklerin mutlak hakimiyeti yara almıştır.
Hele ki Anadolu medyası bu dönemde inanılmaz bir atak gerçekleştirerek, etki sahasını genişletmiş, demokrasi ve sivil toplum anlamında önemli merhale kat etmiştir. Yargı halen tutucu yapısını devam ettirmekte, topluma ve siyasete müdahale alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Üniversite de yaşanılan süreçte siyaset dışı bir saha olmakla beraber siyasete müdahale alanı olarak kullanılmıştır. Son dönemde üniversitenin durumu da farklılaşmaya başlamıştır.
Yarı resmi sivil toplum örgütleri ve sendikalar, ‘güç adacıkları’ oluşturmak sureti ile müdahalelere taşeronluk yapmıştır. Bu alanda da yapısal düzenlemeler yapılmadığı sürece genel toplumsal yapının aksi yönelimlere gidebilecektir. Halen ağırlıklı olarak ‘merkez’le birlikte hareket etmektedir.
Sermayenin ağırlığı Beyaz Türklerde olmakla beraber, Anadolu’da küçük sermaye büyük yapılar ve küçük küçük olduğu için nüfuz edilmesi zor bir alan oluşturmuştur.
Sivil bürokraside de ciddi dönüşüm sağlanmış, Anadolu insanı çoluk çocuğunu okutarak, devlet kapısına gönderir olmuştur. Asker bürokrasi ise ‘Vatanı ve milleti bir arada tutacak’ söylemler konusunda arayışını sürdürmekte, pek muhtemeldir ki uyguladığı metodları sorgulamaktadır. Hal böyle olunca, dış dinamikler Türkiye’de yeni oluşan duruma göre pozisyon almakta, gidişi engelleyemedikleri halde yeni duruma uyum konusunu değerlendirmektedirler. Örneğin, Konya’nın aile şirketleri ve KOBİ’lerinin öz kaynakları ile yatırım yapma özelliklerinden koparılarak, kredi batağına sürüklenmesi bu değerlendirme çerçevesinde ele alınmalıdır. Ve yine, son dönemde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) bizzat Lideri’nin ağzından çıkanlar ile yani kullanılan ‘lisan’ ile ‘lisan-ı hal’ arasında algı farklılığı bu değerlendirmeler ışığında ele alınmalıdır. Bu konuyu daha da açmak mümkün ancak bu, başka bir yazı konusu. Seçimlere dönelim.
1999 Genel Seçimleri 28 Şubat’ın gölgesinde geçen bir seçim olarak karşımıza çıkıyor. Bu seçimler sollu ara dönemi ortaya çıkarıyor.
Bu seçimde Türkiye genelinden farklı bir sonuç ortaya çıkıyor ve Konya Milli Görüşle ilgili duruşunda ısrar ediyor. 99 Mahalli Seçimleri ile birlikte değerlendirdiğimizde tam da 2009’u anlamamızı sağlayacak bir sonuçlar karşılaşıyoruz.
Genel seçimlerde Fazilet Partisi (FP) yüzde 30.16, MHP 26, DYP 13.86 ve DSP 10.68 oy alıyor.
Yerel Seçimler’de FP 30.88, MHP 25.41, DYP 14.13 oy alıyor.
Burada dikkat çeken nokta şurasıdır; FP il genel meclisi ve genel seçimde yüzde 30 küsur oy alırken, Büyükşehir’de yüzde 48.54 oy almış. Tıpkı 2009’da AK Parti’nin İl Genel Meclisi’nde 2007 seçimlerine oranla 10 puana yakın kayıp yaşayarak yüzde 55.56 alırken, Konya Büyükşehir’de yüzde 68 oy almasında olduğu gibi.
Herhalde bu duruma, ‘Konya tavrı/usülü/uslübü’ demek gerek.
2002 Genel Seçimleri’nde 28 Şubat sonrası ara dönem bitiyor ve seçmen yeni merkeze yöneliyor. Bu seçimle birlikte Türkiye’de ortalama seçmen tanımı da değişiyor.
2002’de AK Parti Konya’da yüzde 54.94, MHP 9.46 ve CHP 8.60 oy alıyor. Saadet Partisi (SP) ise bu seçimde 4.78 oy alıyor.
2004 Yerel Seçimleri’nde Ak Parti yüzde 53.78, MHP 13.08 ve SP yüzde 11.23 alıyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olarak Meclis’e yapılan 367 dayatmasının oluşturduğu hava ile girilen 2007 Genel Seçimleri’nde Ak Parti yüzde 65.30, MHP 13.01 ve SP yüzde 4.40 oluyor.
2009’a geldiğimizde ise il genel meclis oyları itibari ile Ak Parti yüzde 55.56, MHP yüzde 18.19 ve SP yüzde 10’un üzerinde oy alıyor.
Bütün bu sonuçlardan ne anlıyabiliiz;
Birincisi, Konya siyasette merkezde yer alıyor.
İkincisi, Konya siyasetin tabiatını değiştirecek yönde etki gücüne sahip bir il. DP-DYP- ANAP çizgisindeki merkezden MİLLİ GÖRÜŞ çizgisindeki merkeze geçiş Konya sayesinde gerçekleştirmiştir. Konya gerektiğinde zor olanı yapabiliyor. 1973 seçim sonuçları ile RP-FP dönemlerindeki ısrarı bunu gösteriyor.
Üçüncüsü, Ak Parti’nin özellikle büyükşehir ve merkez ilçelerde elde ettiği başarının altını çiziyor ve hak tesliminde bulunuyorum. Bununla beraber işaret ediyorum ki; Konya’nın blok desteği, blok olarak farklı tercihe yönelebilme ihtimalini beraberinde getiriyor. Bu, yukarıdaki seçimler açısından şu anlama geliyor; Konyalı seçmen AK Partisi’ndeki durumun ANAP benzeri bir noktaya gittiğini görür görmez, tavrını yine merkezden yana merkezin yeni temsilcisinden yana kullanabilecektir.
Ömrümüz varsa gelişmelerin ne yönde olacağını hep birlikte göreceğiz.
Yazımızı Konya’nın içinde olduğu bir tahlille sonlandıralım.
Konya Selçuklu’nun Başşehri’dir. Selçuklu Sünni İslam unsurlarının ve Türk unsurlarının ağırlıklı olduğu, karşısındakini ezmeyen, Haçlıları durdurma şerefini taşıyan ‘çekirdek’ bir medeniyettir. İçinden Cihan Devleti Osmanlı’yı çıkarmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve ilk meclis yapısına bakıldığı zaman tıpkı Selçuklu gibidir. Umut ederim ki buradan bir çekirdek çıkar ve Osmanlı gibi hatta Osmanlı’yı aşan evrensel bir yapı kurulur. Zira etrafımızdaki devlet yapıları son derece kırılgan haldedir ve bir üst yapıya, barış hoşgörü, kardeşlik esasına dayalı bir yapıya ihtiyaç vardır.
Haydi Konya yine görev sende!
Kalın sağlıcakla…
1954 Genel Seçimleri’nde Konya’da Demokrat Parti (DP) yüzde 53.59 ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yüzde 34.80 oy almış.
1957 Genel Seçimleri’nde DP 44.26’ya düşerken CHP 40.86’ya yükselmiş.
Menderes Dönemi’nde yapılan her iki seçimde de Konya, Türkiye’ye benzer bir refleksle hareket etmiş. DP’nin 50’de yüzde 50’nin üzerinden başlayıp 57’de 40’lı rakamlara düşmesine paralel bir durum Konya’da da yaşanmış.
1960 müdahalesinden sonra yapılan 1961 Genel Seçimleri’nde Konya’da CHP yüzde 34.68, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) yüzde 25.49 ve Adalet Partisi (AP) yüzde 23.29 oy almış.
1963 Yerel Seçimleri’nde AP yüzde 50.09’a yükselirken, CHP 32.84 ve CKMP yüzde 5.79 oy almış.
1965 Genel Seçimleri’nde AP yükselişini sürdürerek yüzde 54.16 oy alırken, CHP yüzde 25.01’e gerilemiş.
1968 Yerel Seçimleri’nde AP oy kaybederek yüzde 50.70, CHP yüzde 19.15’e gerilemiş.
1969 Genel Seçimleri’nde AP gerileme trendini devam ettirerek yüzde 49.57’ye düşerken, CHP bir miktar oy artırmış ve yüzde 31.73 oy almış. Prof. Dr. Necmettin Erbakan ilk defa Konya’dan bağımsız olarak katıldığı seçimlerde yüzde 7.88 oy almış.
Daha sonra inceleyeceğimiz Özal ve Erdoğan Dönemleri öncesi ve sonrası benzerlikleri arasında yer alan ara dönem sol ya da sollu iktidarlar yukarıda Konya için sonuçlarını verdiğim Demirel Dönemi öncesinde de yaşanmış. 1961’de CHP Türkiye’de birinci olduğu gibi Konya’da da birinci olmuş. Ancak hemen bir seçim sonra 1963’te, ortalama Türk İnsanı’nın sosyal ve siyasal refleks ve duruşunu ifade için kullandığım ‘merkez’ anlayışı içinde oylar bir partide temerküz ederek AP’ye gitmiş. Yine bu dönem işaret ettiğim ‘merkez’in değişimini hazırlayacak bir hareketin Konya’dan çıkış dönemi olarak karşımıza çıkıyor. Zira bugün, siyasette merkez, dini hassasiyetleri olan, geçmişinden utanmayan, geleceğe umutla bakan insanımızın sosyal ve siyasal yapısını ifade etmektedir.
1960 sonrasında oluşturulan ikili meclis (Meclis-Senato) yapısı ile Anayasa Mahkemesi frenlerine yeni ilaveler yapılmış ve siyaset yeniden dizayn edilmiş, 1971 müdahalesi ile de siyasetin tabiatını değiştirmişlerdi.
1973’te muhtıra sonrası yapılan ilk genel seçimlerde CHP Türkiye Geneli’nde birinci parti olurken, Konya ileride de istisnasını Milli Görüş Partileri konusunda göreceğimiz gibi DP’ye yüzde 33.92 destek vermiş. CHP yüzde 20.91 oy alırken, Milli Selamet Partisi (MSP) yüzde 16.55 oy almış.
1973 Yerel Seçimleri’nde genel seçim sonuçlarından farklı bir durum ortaya çıkmış ve CHP yüzde 29.80, DP yüzde 28.82, AP yüzde 17.87 ve MSP yüzde 10.72 oy almış.
Son seçimlerde de gündeme gelen ‘Konya iktidardan yana hareket eder’ yargısını yerel seçimler itibari ile kısmen ilk bakışta doğrulayan bir sonuç çıkıyor karşımıza. Konya, 1950’de başlayan çok partili siyasi dönemde bir 1973 seçimlerinde Türkiye genelinden farklı tercihte bulunmuş bir de Refah ve Fazilet Partisi Dönemi’nde farklı seçimde bulunmuş. Bu durum Konya’yı güç karşısında eğilen veya güçle birlikte hareket eden bir şehir olarak algılanmaması gerektiğini ortaya koyan bir sonuç olarak değerlendirilebilinir. Tam da bu dönem Konya’dan çıkıp Türkiye’yi etkileyen bir hareketin (Milli Görüş) tohumlarının atıldığı dönemdir. Önümüzdeki seçim sonuçlarını incelediğimizde göreceğiz ki siyasetin yapısı Konya’nın duruşu ile yeni bir noktaya gelmiştir.
Sonuçları incelemeye devam edelim.
1977 Genel Seçimleri’nde CHP yüzde 31.35 ve AP yüzde 28.17 ve MSP yüzde 19.75 oy alıyor. Bu dönemde Konya’da Milliyetçi Hareket Partisi de (MHP) yüzde 10’un üzerinde bir oy aldığı görülüyor.
1977 Yerel Seçimleri’nde CHP yüzde 35.84, AP yüzde 32.57, MSP yüzde 16.75 oy alıyor.
1971 muhtırası sonrasında geçen bu uzun ara dönem ülke için sol ve sollu iktidarlar ile Milliyetçi Cephe (MC) iktidarları ile geçiyor. Konya’nın tavrı genelde Türkiye ile beraber ve bir hareketi bünyesinde büyüterek geçiyor.
1980 müdahalesi sonrası, 60 ve 71’e göre askerin idareyi daha uzun süre elinde bulundurduğu, siyasete müdahale, siyasi yasaklarla birlikte toplumsal yapıyı dizayn ile ilgili girişimlerde bulunduğu, artçı şokları sonradan hissedilecek yapıları sisteme enjekte edildiği görülüyor. Bu dönem öncesinde gençler kendilerini ‘akıncı, ülkücü, devrimci’ ve diğer ‘genç’lerle ifade eder ve ideolojileri çerçevesinde bir Türkiye ve dünya kurgularlarken, 80 sonrası gençler ‘sev-genç’ bir ileriki aşamada ise ‘boş genç’ şeklinde özetlenebilecek bir yapıya geçildi.
1983 Seçimleri’nde Anavatan Partisi (ANAP) Konya’dan yüzde 56.56 oy alırken, Halkçı Parti (HP) yüzde 21.73 ve askerin desteklediği parti Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) yüzde 19.39 pay aldı.
1984 Yerel Seçimleri’nde ANAP yüzde 45.66, Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) yüzde 20.13, Doğruyol Partisi (DYP) yüzde 15.11 ve Refah Partisi (RP) yüzde 8.62 oy aldı.
1987 Genel Seçimleri’nde ANAP gerilemeye devam ederek yüzde 38.40, DYP 17.10, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) 16.96 ve RP de 15.04 oy aldı. Burada dikkat çeken sıfırlanan MSP oylarının seçimler serbestleştikçe kendini önce Konya sonra Türkiye’de toparladığıdır.
1989’a gelindiğinde Türkiye’yi derinden etkileyecek ve 2009’a getirecek bir seçim Konya’da yaşandı. RP Konya Büyükşehir ve 3 merkez ilçe belediyesini kazandı. Bununla birlikte il genel meclis oyları itibari ile şu sonuçlar ortaya çıktı; DYP 26.14, ANAP 21.44 ve RP 20.73.
1991 Genel Seçimleri’nde Konya RP İktidarı’nın sinyallerini verdi. Bu seçimde RP yüzde 33.03, DYP 26.18, ANAP 19.43 oy aldı. Bu seçimden sonra ‘algı’ itibari ile daha doğru ifade ile sosyolojik ve siyasal taban anlamında, parti farklı, taban farklı olmak üzere ‘Milli Görüş’ Konya’da yüzde 50’ler ve üzerinde oy aldı.
1994 Yerel Seçimleri’nde RP yüzde 32.68, ANAP 18.91, DYP 17.12 ve MHP 13.76 oy aldı.
1995 Genel Seçimleri’nde RP yüzde 41.72, DYP 14.36, ANAP 13.31 ve MHP yüzde 12 oy aldı.
Bu seçimler üzerinde öncesi ve sonrası itibari ile biraz açmakta fayda var.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra ‘Beyaz Türkler’in çeşitli alanlardaki iktidarlarını korumak ve ileri taşımak için sürdürdükleri çaba ve çevrenin iktidarı paylaşma mücadelesine sahne olmuştur. Beyaz Türkler iktidarlarını sürdürmek için çaba harcamışlar harcamasına ama karşılığında bedel ödemelerine gerek kalmamış. Ellerinde bulundurdukları argümanlar onların oyun kurucu kalmasını sağlamış. Ne var ki çevre, varoşlar, Anadolu’nun Ankara’ya siyasal iktidara ve İstanbul’a ticaret merkezine yürüyüşünü bıkmadan usanmadan sürdürmüş. Sonuçta; başlangıçta ‘Beyaz Türkler’in elinde bulunan Siyaset, Asker-Sivil Bürokrasi, Medya, Sermaye, Üniversite, yarı resmi sivil toplum, Yargı erkleri yavaş yavaş çevreye yayılmaya başlamış. Kaldı ki dönemsel isteri nöbetleri olarak gözüken daha çok medyada yürütülen çığırtkanlıklar bu erklerin elden çıkışının feveranı olsa gerek. Şimdi karşı karşıya bulunulan tablo şudur; siyaset geri dönülemez bir şekilde çevrenin kontrolüne geçmiştir. Siyasette merkez, Beyaz Türklerin değil ortalama insanımızın oluşturduğu merkezdir. Medyada da Beyaz Türklerin mutlak hakimiyeti yara almıştır.
Hele ki Anadolu medyası bu dönemde inanılmaz bir atak gerçekleştirerek, etki sahasını genişletmiş, demokrasi ve sivil toplum anlamında önemli merhale kat etmiştir. Yargı halen tutucu yapısını devam ettirmekte, topluma ve siyasete müdahale alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Üniversite de yaşanılan süreçte siyaset dışı bir saha olmakla beraber siyasete müdahale alanı olarak kullanılmıştır. Son dönemde üniversitenin durumu da farklılaşmaya başlamıştır.
Yarı resmi sivil toplum örgütleri ve sendikalar, ‘güç adacıkları’ oluşturmak sureti ile müdahalelere taşeronluk yapmıştır. Bu alanda da yapısal düzenlemeler yapılmadığı sürece genel toplumsal yapının aksi yönelimlere gidebilecektir. Halen ağırlıklı olarak ‘merkez’le birlikte hareket etmektedir.
Sermayenin ağırlığı Beyaz Türklerde olmakla beraber, Anadolu’da küçük sermaye büyük yapılar ve küçük küçük olduğu için nüfuz edilmesi zor bir alan oluşturmuştur.
Sivil bürokraside de ciddi dönüşüm sağlanmış, Anadolu insanı çoluk çocuğunu okutarak, devlet kapısına gönderir olmuştur. Asker bürokrasi ise ‘Vatanı ve milleti bir arada tutacak’ söylemler konusunda arayışını sürdürmekte, pek muhtemeldir ki uyguladığı metodları sorgulamaktadır. Hal böyle olunca, dış dinamikler Türkiye’de yeni oluşan duruma göre pozisyon almakta, gidişi engelleyemedikleri halde yeni duruma uyum konusunu değerlendirmektedirler. Örneğin, Konya’nın aile şirketleri ve KOBİ’lerinin öz kaynakları ile yatırım yapma özelliklerinden koparılarak, kredi batağına sürüklenmesi bu değerlendirme çerçevesinde ele alınmalıdır. Ve yine, son dönemde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) bizzat Lideri’nin ağzından çıkanlar ile yani kullanılan ‘lisan’ ile ‘lisan-ı hal’ arasında algı farklılığı bu değerlendirmeler ışığında ele alınmalıdır. Bu konuyu daha da açmak mümkün ancak bu, başka bir yazı konusu. Seçimlere dönelim.
1999 Genel Seçimleri 28 Şubat’ın gölgesinde geçen bir seçim olarak karşımıza çıkıyor. Bu seçimler sollu ara dönemi ortaya çıkarıyor.
Bu seçimde Türkiye genelinden farklı bir sonuç ortaya çıkıyor ve Konya Milli Görüşle ilgili duruşunda ısrar ediyor. 99 Mahalli Seçimleri ile birlikte değerlendirdiğimizde tam da 2009’u anlamamızı sağlayacak bir sonuçlar karşılaşıyoruz.
Genel seçimlerde Fazilet Partisi (FP) yüzde 30.16, MHP 26, DYP 13.86 ve DSP 10.68 oy alıyor.
Yerel Seçimler’de FP 30.88, MHP 25.41, DYP 14.13 oy alıyor.
Burada dikkat çeken nokta şurasıdır; FP il genel meclisi ve genel seçimde yüzde 30 küsur oy alırken, Büyükşehir’de yüzde 48.54 oy almış. Tıpkı 2009’da AK Parti’nin İl Genel Meclisi’nde 2007 seçimlerine oranla 10 puana yakın kayıp yaşayarak yüzde 55.56 alırken, Konya Büyükşehir’de yüzde 68 oy almasında olduğu gibi.
Herhalde bu duruma, ‘Konya tavrı/usülü/uslübü’ demek gerek.
2002 Genel Seçimleri’nde 28 Şubat sonrası ara dönem bitiyor ve seçmen yeni merkeze yöneliyor. Bu seçimle birlikte Türkiye’de ortalama seçmen tanımı da değişiyor.
2002’de AK Parti Konya’da yüzde 54.94, MHP 9.46 ve CHP 8.60 oy alıyor. Saadet Partisi (SP) ise bu seçimde 4.78 oy alıyor.
2004 Yerel Seçimleri’nde Ak Parti yüzde 53.78, MHP 13.08 ve SP yüzde 11.23 alıyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olarak Meclis’e yapılan 367 dayatmasının oluşturduğu hava ile girilen 2007 Genel Seçimleri’nde Ak Parti yüzde 65.30, MHP 13.01 ve SP yüzde 4.40 oluyor.
2009’a geldiğimizde ise il genel meclis oyları itibari ile Ak Parti yüzde 55.56, MHP yüzde 18.19 ve SP yüzde 10’un üzerinde oy alıyor.
Bütün bu sonuçlardan ne anlıyabiliiz;
Birincisi, Konya siyasette merkezde yer alıyor.
İkincisi, Konya siyasetin tabiatını değiştirecek yönde etki gücüne sahip bir il. DP-DYP- ANAP çizgisindeki merkezden MİLLİ GÖRÜŞ çizgisindeki merkeze geçiş Konya sayesinde gerçekleştirmiştir. Konya gerektiğinde zor olanı yapabiliyor. 1973 seçim sonuçları ile RP-FP dönemlerindeki ısrarı bunu gösteriyor.
Üçüncüsü, Ak Parti’nin özellikle büyükşehir ve merkez ilçelerde elde ettiği başarının altını çiziyor ve hak tesliminde bulunuyorum. Bununla beraber işaret ediyorum ki; Konya’nın blok desteği, blok olarak farklı tercihe yönelebilme ihtimalini beraberinde getiriyor. Bu, yukarıdaki seçimler açısından şu anlama geliyor; Konyalı seçmen AK Partisi’ndeki durumun ANAP benzeri bir noktaya gittiğini görür görmez, tavrını yine merkezden yana merkezin yeni temsilcisinden yana kullanabilecektir.
Ömrümüz varsa gelişmelerin ne yönde olacağını hep birlikte göreceğiz.
Yazımızı Konya’nın içinde olduğu bir tahlille sonlandıralım.
Konya Selçuklu’nun Başşehri’dir. Selçuklu Sünni İslam unsurlarının ve Türk unsurlarının ağırlıklı olduğu, karşısındakini ezmeyen, Haçlıları durdurma şerefini taşıyan ‘çekirdek’ bir medeniyettir. İçinden Cihan Devleti Osmanlı’yı çıkarmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve ilk meclis yapısına bakıldığı zaman tıpkı Selçuklu gibidir. Umut ederim ki buradan bir çekirdek çıkar ve Osmanlı gibi hatta Osmanlı’yı aşan evrensel bir yapı kurulur. Zira etrafımızdaki devlet yapıları son derece kırılgan haldedir ve bir üst yapıya, barış hoşgörü, kardeşlik esasına dayalı bir yapıya ihtiyaç vardır.
Haydi Konya yine görev sende!
Kalın sağlıcakla…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.