2. Abdülhamid reformcuydu
Aydınlar Ocağı Başkanı Güçlü: “Osmanlı Devleti’ni 33 yıl ayakta tutan II. Abdülhamid reformcu bir padişahtı. Sayılamayacak kadar güzel meziyetleri vardı. O bizim için Uluhakan’dı. Başkaları için Kızılsultan. Mekanı cennet olsun.”
Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde, vefatının 95. sene-i devriyesi münasebetiyle “Uluhakan Cennetmekân Sultan II. Abdülhamid Han” yâd edildi.
Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen sohbette Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, II. Abdülhamid’i hayatını, siyasi dehası ile reformlarını kısa ve öz olarak anlattı. Sözlerine, Osmanlı’nın Tanzimat (1839)’tan bu tarafa yaşadığı Batılılaşma ve modernleşme hareketlerinin bir özetini sunarak başlayan Dr. Güçlü, “Osmanlı aydını bu devrede Batı’yı adeta katsadı ve kendisini aşağıladı. 3. Saultan Selim’den sonra Osmanlı’nın Kızıl Elma’sı “Batılılaşma” oldu. İlk kıyafet ve şapka inkılâbı Sultan 2. Mahmud döneminde oldu. Onun döneminde Osmanlı donanması yakıldı” dedi.
Osmanlı Devlet-i Aliyye’nin 34. Padişahı ve 99. İslâm Halifesi olan 2. Abdülhamid’in 1842’de Sultan Abdülmecid’in oğlu olarak dünyaya geldiğini ve amcası Sultan Abdülaziz’in diğer şehzedeler ile birlikte eğitimine tabi olduğunu ifade eden Güçlü, 1867’de Sultan Abdülaziz’in Fransa’yla başlayan Avrupa gezisine Abdülhamid’in de katıldığını ve böylece Avrupa’yı yakından tanıma fırsatı bulduğunu söyledi. Sultan Abdülmecid’in İngiliz yanlısı politikalar uyguladığını ve onun yerine geçen amcası Sultan Abdülaziz’in ise yerli düşünceye sahip bir siyaset oluşturmaya başladığını kaydeden Güçlü, bundan İngiltere’nin son derece rahatsızlık duyduğunu ve Abdülaziz’i tahtan indirmek için İngiliz yanlısı yerli işbirlikçilerin İngiltere’den de yardım alarak Sultan Abdülaziz’i, tahtan indirmek için Feriye Sarayı’nda kendisine bir suikast düzenlenmek suretiyle öldürüldüğünü belirtti. Güçlü, Türkiye’de darbeler tarihinin Abdülaziz’e düzenlenen suikastle başladığını sözlerine ekledi. O dönemin güçlü devletlerinin İngiltere, Rusya ve Fransa olduğunu ve Almanya’nın ise; Pismark tarafından birleştirilmesiyle birlikte güçlendiğini kaydeden Güçlü, 31 Agustos 1876’da padişah olan 2. Abdülhamid’in, Rus yanlısı Mithat Paşa’yı sadrazamlığa getirdiğini ve İngiliz yanlısı kadroların böylece tasfiye edilmeye başlandığını belirtti.
2. Abdülhamid’in yenilikçi ve reformlardan yana bir devlet adamı olduğunu ve bu sebeple her alanda, özellikle bayındırlık ve eğitimde reformlar yaptığını kaydeden Güçlü, şunları kaydetti:
“Osmanlı Devleti’ni 33 yıl ayakta tutan II. Abdülhamid reformcu bir padişahtı. Sayılamayacak kadar güzel meziyetleri vardı. Marangozculuktan tutun hayvan sevgisine, çiçekten avlanmaya, nişancılıktan müziğe, çocuk sevgisinden böcek müzesine varıncaya kadar. Sultan Abdülhamid içki içmez, her türlü sefahatten kaçınır, boş zamanlarında spor yapar ve avla meşgul olurdu. Okumayı sever ve 10 bin ciltten oluşan muazzam bir kütüphanesi vardı. Resim sanatına ilgi duyar, orta oyunu ve operayı severdi. Saat tamirciliğinde mahir olmasından dolayı saat kuleleri yaptırmıştır. Aynı zamanda hattat olan 2. Abdülhamid çinicilik sanatına da merak sarmıştır. Giyim kuşamı son derece düzenli idi. Az yer ve az uyurdu. Aynı zamanda mutaassıp ve dindardı. Çocuğu bir hastalıktan ölmesi üzerine Şişli Eftal Hastanesi’ni yaptırdı. Mahmut Şevket Paşa idaresindeki Hateket Ordusu tarafından 27 Nisan 1909’da tahtan indirilmesiyle Masonlar ve Yahudiler, heyetin başında Emenüel Karasu’nun olduğu ve içlerinde bir Türk’ün bulunmadığı heyet göndermek suretiyle intikam alıyorlar. Kendisini tahtan indirenlere karşı son sözzleri şöyle oluyor: Benden sonra bu devleti 10 yıl idare etsinler. 100 yıl idare etmiş sayacağım!” Bu sözlerinin üzerinden 9.5 yıl geçmeden Osmanlı Devleti, 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalayarak fiilen sona eriyordu. O bizim için Uluhakandı. Başkaları için Kızılsultan. Mekanı cennet olsun.”





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.