Yolsuz Yoksul Yoktur, Zengin Yolsuz Vardır

Richter ölçeğinin ölçemeyeceği büyüklükte depremler yaşanıyor “seçim önü” ülkemizde. (Parantez içerisinde tamda dershaneler mevzusu üzerine, cemaat “siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım” görüşünün altında, yıllarca siyasetin nimetlerinden faydalanırken, biranda vanaların yönü değişip bir bir mayınların patlaması patlatılması da ilginç bir tesadüf gerçekten.)

Yolsuzluk nedir? Karnı aç, evi soğuk, üzerinde giyeceği olmayanın işi şükür, varlığa doymayan karnı tıka basa dolu ama gözü aç olanın işi ise hazır kervan yürürken dolu heybelerine yenilerini eklemektir. Yoksuldan yolsuz çıkmaz, yolu bellidir onun. Biz asıl gravatlı son moda takımlı, arabalı, fiyakalı açlara bakalım. Günlerdir en somut gerçek olarak görüyoruz bir GÜLEN hep GÜLER. Allah saptırdı mı yolundan, her açıdan yolsuzlaşırmış insan buradan bunu anladık. TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE bugün ki dersimizi de almış olduk sayende.

Önceden hırsızlığın adı da kendide basitmiş. Penceren açıksa pencereden, kapın kilitli değilse kapıdan giren hırsızlarımız tarih olmuş da bizim haberimiz yokmuş. Yaşananlar gösteriyor ki; artık hırsızlar ev ev dolaşmıyor. Devlet her haneden her bir kağıt parçasıyla o bu şu vergisi adı altında paraları bir noktaya çekiyor, büyük başlı hırsızlarımızda devletinin ekmeğini çiğneye çiğneye parasını ceplerine (pardon ne cebi, direk evlerindeki kasalarına, para sayma makinelerinin yanına) indiriyorlar. Ne diyelim çapulculara karşı zor tutulan % 50’miz çok rahat evinde hâlâ “elhamdülillah” demeye devam ediyorsa bize de bu becerikli gizli ve sinsi hırsız ağabeylerimize DURMAK YOK, YOLA DEVAM demek düşer.

Önce ahlak ve maneviyat diyen birileri mi vardı? Evet 40 yıldır olduğu gibi aynı söylemde aynı doğrultuda var olmaya devam ediyorlar Allah’ın izniyle. Bu cümlenin ne demek olduğunu ve her işin önüne yerleştirilip set oluşturulmaz ise nasıl ahlaksızlıkların ortaya çıkabileceğine de şahit olduk bu garip süreç içerisinde. Ahlak ve maneviyatı şiar edinmiş ceddimize armağan olsun tüm kasetler, videolar, resimler.

Yayınlanan isimlere atılan çirkin bir iftiradır şüphesiz, ama yayınlayanların ahlakından da imanından da şüphe ederim. Bir düşünün lütfen sadece birkaç saniye ama daha fazlası akla zarar. O kaseti çıkarılanların karısı yada kocası, yada evladı, yada annesi babası olduğunuzu!!! Ayıptır, günahtır, zaten kördüğümler şurada dursun aile yapımızın ince narin ipeklerle bağlı olduğu şu zamanda bu olanlar sadece siyasete değil, ülkemin gündemine saldırıdır. En kıymetli varlığımız olan aile yapımıza saldırıdır. Yeni neslin oyunu jenga misali üzerinde ince planlar yapılarak bir bir sakin sakin kolonlar yerinden oynatılıyor. Hâl böyle, yaşananlar gözler önünde ve 327 ile yapılanlar ortada iken benim şehit kanlarıyla alınan ve imanını şahadetleriyle kazanan ülkemin VERİN 400’Ü ALIN ANAYASAYI sloganına değil YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE görüşüne ihtiyacı vardır.

Hayır tabii ki de, o şunu yaptı da bu bunu yaptı da diyecek değiliz. Ama elbette gözümüzü kapatıp olanları görmezden de gelemeyiz. Çünkü görmezden gelmek olayların yaşanmamış olması anlamına gelmez. Hukuki süreç işleyişinde devlete ve yargıya şeksiz şüphesiz güvenebilmeyi çok isterdik. Ama hukuk önünde herkes eşit değil maalesef. Gözlerimizle 28 Şubat postmodern darbesine şahitlik ederken aklımıza gelirmiydi hiç, Salih Mirzabeyoğlu’nun bu durumu ve bir gün Çevik BİR, Çetin DOĞAN ve diğer isimlerinde AKlanabileceği? Şaşırmamak gerek nede olsa 28 Şubat’ta ekmeği kesilenlerle değil, ekmeğe yağ sürenlerle BERABER YÜRÜDÜLER ONLAR BU YOLLARDA.

Yolundan önce bahtın açık olsun Türkiye’m. Zira gerçek vatanseverlerin içi sızlıyor senin hâline. Çabamız gayretimiz ahvâlinin hayr olmasıdır…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi