Yoğurdu bozmayın

Yoğurdu bozmayın
Yoğurda çeşitli katkı maddelerinin karıştırılmasının çeşitli sağlık sorunlarına da neden olabileceğini söyleyen Kemal Özer, bu maddelerin kullanılmasının da zorunlu olmadığının altını çizdi

YOĞURT, KATKI MADDELERİNE TESLİM

En sağlıklı besin maddelerinden olan yoğurt, kâr hırsı ve Tarım Bakanlığı’nın karmaşaya neden olan değişiklikleri nedeniyle bu özelliğini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya. Yoğurt üreticilerinin sütten daha fazla verim elde etme, yoğurdun kıvamını artırma, raf ömrünü uzatmak için çeşitli katkı maddeleri kullanmaları, 'yoğurdun kimyası mı bozuluyor' sorusunu gündeme getirdi. Bu katkı maddelerinden en çok tepki toplayanı ise, kaynağı belli olmayan jelatinler.

GIDA SEKTÖRÜNDE JELATİN SORUNU
Türkiye'nin jelatin üreten bir ülke olmadığını söyleyen Tüketici Hakları Uzmanı Kemal Özer, bu ihtiyacın Arjantin, Çin, Danimarka, Amerika gibi ülkelerden temin edildiğini ifade etti. Bu ülkelerde deli dana hastalığı nedeniyle jelatinlerin genellikle domuzdan elde edildiğini kaydeden Özer, domuzdan jelatin üretiminin diğer kaynaklara göre daha kısa sürede gerçekleştiğini, bunun da jelatin üretiminde domuzun tercih edilmesine neden olduğunu dile getirdi.

Yoğurdun kimyası bozuldu

Endüstriyel yoğurt üreticilerinin, daha fazla kar için tüketicilerin sağlığını hiçe sayarak katkı maddeleri kullandıklarını söyleyen Kemal Özer, tüketiciyi koruyan bir gıda politikasının olmadığının altını çizdi.
Yoğurt üreticilerinin, yoğurdun kıvamını artırmak, raf ömrünü uzatmak, daha fazla verim elde etmek ve daha iyi bir görüntü verebilmek için katkı maddeleri kullanıyor olması, yoğurdun yapısının bozulmasına neden oluyor. Tüketicilerin sağlığının hiçe sayılarak katkı maddesinin kullanılması tepki toplarken vatandaşları en çok tedirgin eden şey ise ‘domuz mamul jelâtinler.’
Yoğurdun normalde sütün mayalandırılmasıyla elde edilmesi gerektiğini söyleyen Tüketici Hakları Uzmanı Kemal Özer, endüstriyel yoğurtlarda mayaya ilave olarak yoğurdun kıvamını artırmak için jelâtin ve/veya nişasta katıldığını söyledi. Bunun sakıncalı sonuçlar da doğurabileceğini anlatan Özer, “Yoğurda nişasta katılması ve ürünün etiketine nişastanın varlığının yazılmaması durumunda, bu yoğurdu yiyen çölyak hastaları ölebilir. Bu nişasta çok büyük oranda genetiği değiştirilmiş mısır ya da soyadan elde edilmiştir” diye konuştu. Yoğurdun kıvamını artırmak ve sütten daha fazla yoğurt elde etmek için jelâtin kullanıldığını da anlatan Kemal Özer, “Yoğurda katılan bir diğer madde olan jelâtin ise sığır-domuz gibi hayvanların deri ya da kemiklerinden üretilir. Türkiye bir jelâtin üreticisi olmayıp, kullanımının tümünü 10’dan fazla ülkeden ithal etmektedir. Çoğunluğu Çin, Arjantin, Danimarka ve Amerika gibi ülkelerdir. Bu ülkelerde deli dana hastalığı nedeniyle genellikle jelatinler domuzdan elde edilir. Domuzdan jelâtin üretimi 1 ila 3 hafta sürerken, sığırdan jelatin üretimi 15 ila 20 hafta sürmektedir. Kapitalist ekonomik sistemde ekonomik bir yöntem varken pahalı bir yöntem genellikle tercih edilmez. Çünkü bu yöntem ile üretilenler rekabetçi değildir. Kaldı ki sığırdan bile üretilmiş olsa, sığırın helal yemekle beslenmiş olması, İslam’ın hükümlerine uygun bir şekilde kesilmiş olması gerekir” diye konuştu. Jelâtinlerin durumunun şüpheli olduğunu da aktaran Özer, “Deri ve kemiklerin kasaplar, lokantalar, yemek fabrikaları, mezbahalar gibi çok farklı kaynaklardan tedarik edilmesi, bunlara domuz ürünlerinin de karışması bir yana İslami koşullara göre kesilmesi konusunda bir güvenceye sahip olmak, imkânsıza en yakın ihtimaldir. Bu yüzden sığır jelâtinlerine haram dememekle beraber helal olduğunu söyleyebilecek hiçbir delile de sahip değiliz” diye konuştu.
“JELATİN, HAYATIN OLMAZSA OLMZI DEĞİL”
“Jelâtin tek başına tüketilerek yaşamın sürdürülmesi mümkün olmayan bir maddedir” diyen Kemal Özer, bu ürünün tüketilmemesi durumunda da insanın kaybedeceği hiçbir değerinin olmadığını ifade etti. Bu şüpheli ürünün tüketici lehine hiçbir sonucunun olmadığını da dile getiren Özer, “En basit anlamıyla bu şüpheli ürünün üreticiler tarafından süt ürünleri de dâhil yüzlerce üründe kullanılıyor olması üretici açısından karlı olabilir. Ancak tüketiciye hazdan başka hiçbir getirisi olmayan nesebi gayri sahih (kaynağı belli olmayan) ürünlerin kullanılması, hem zorunlu değil hem de bitkisel birçok alternatifi bulunmaktadır” dedi. Yoğurt ambalajlarında, ürün içeriğinde jelâtin kullanıldığına dair bilginin olmamasını eleştiren Özer, “Hemen hiçbir yoğurt ambalajının üzerinde ya da etiketinde, içeriğinde jelâtin kullanıldığına dair bir bilgi yer almamaktadır. Bu durumda gıda maddeleri ve gıda maddeleriyle temas eden ambalaj ve ürünlerle ilgili etiket tebliğine açık bir aykırılıktır. Göstermelik denetimler bu sorunu çözmek için yeterli değildir” ifadelerine yer verdi. Ülkemizde gıda konusunda tüketiciyi koruyan bir politikaya sahip olmadığının altını çizen Özer, “Üçte birini tükettiğimiz yılın gıda yılı ilan edildiği bir dönemde, yılı tamamladığımız zaman bir arpa boyu yol almadığımızı göreceğiz. Bunun sebebi, Türkiye Cumhuriyeti’nin gıda konusunda tüketiciyi koruyan bir politikaya sahip olmamasıdır” dedi.
UĞUR ELMAS

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.