Yıllar harap etmiş köyleri
Yayınlanma:
Yıllar harap etmiş köyleri
Türk Halk Müziği sanatçısı Ali Kızıltuğ’un güzel bir türküsü var,
Asrı gurbet harap etmiş köyümü/ Bülbül gitmiş baykuş konmuş gel hele. Ben ağayım ben paşayım diyenler/ Kapıları kitlemişler gel hele
Bir ev burda bir ev karşıda kalmış/ Sorun hele bizim komşular n'olmuş. Kırk senelik ağaç kurumuş kalmış/Bizim köye benzemiyor gel hele
Bu satırları neden yazdığıma gelince, Merhaba Gazetesi ve Konya Televizyonu olarak her ay bir ilçemizin tanıtımına gidiyoruz. Bu ay ise Kulu’da idik. Her ne kadar Bozkır – Ahırlı’lı olsam da benim doğum yerim Kulu İlçesi Kırkkuyu köyüdür. Bunu yıllar önce kaleme aldığım bir şiirimde şu şekilde anlatmıştım; Dokuz Şubat 1961. O gün gözlerimi açmışım dünyaya Kulu’nun ufak şirin bir köyü Kırkkuyu’da
Babam Sait Öge’nin 1960’lı yıllarda orada öğretmen olarak görev yapması nedeniyle ben Kırkkuyu köyünde Yüksel ağabeyim ise Köstengil köyünde dünyaya geldik. Bu nedenle çocukluğumuzun bir bölümü buralarda geçti.
Daha sonra ki yıllarda da bu iki köye sürekli olarak gittim. Bu iki köy Kulu’da bulunan 4 tatar köyünden ikisidir. Bu nedenle tatarların bazı damak tadlarını bende çok benimsemiştim. Kırkkuyu ve Köstengil (Boğazören) köylerindeki insanların cana yakınlıkları Nogay diğer adı ile tatarların gelenekleri, kültürleri, yemekleri unutamadığım güzellikler olarak her zaman hafızamda kalmıştır.
Yıllar sonra bu iki köye bu kez bir gazeteci olarak haber için gitmem beni bir başka duygulandırmıştı. Aradan 40 yıla yakın zaman geçmesine rağmen unutulmamak ve her iki köyün ileri gelenleri tarafından hatırlanmak bir başka güzel duygu idi.
Yaş itibari ile her şeyi en ince ayrıntısına kadar hafızalarımıza kaydettiğimiz dönemde yaşadığım tüm güzellikleri her iki köyün sokaklarını gezerken bir kez daha yaşadım. Rahmetli amcamız Abdullah Görgen’in üstü açılan spor arabasını araç içerisinde demir bilye saklamak isterken nasıl yaktığımızı hatırladım.
Babamın öğretmenlik yaptığı okulların kapılarının yıllardır kilitli olduğunu öğrenince, ailemizin kaldığı evlerin yıkılıp harabeye döndüğünü görünce yüreğim bir kez daha yanmıştı. Okulun tam karşısında bulunan eski köy evlerinde o yıllarda içtiğimiz ‘Tatar çayı’ ‘Kalayka’ aklıma geldi birden.
Babam ile rahmetli annem ile rahmetli Abdullah amcam ile yaşadığımız köy hayatı geldi birden aklıma. Mezarlıkları ziyaret ettim. Abdullah amcamın yıkılıp giden evinin önünde gözümden akan birkaç damla yaş yağmur taneleri ile birleşip Kırkkuyu toprağı ile buluştu.
Tüm bunları düşünürken bir an yüreğim ayrı bir özlem ile yanıp tutuştu. Canım birden ‘Tatar Çayı’ ile Kalayka çekti. Bu iki geleneksel Tatar geleneği bana bu iki köyde çok az yaşadığım çocukluğumu hatırlattı. Nogay Türkleri Dernek Başkanı Cengiz Ergen, Kırkkuyu Köyü Muhtarı Rahmi Başaran, Köstengil Köyü Muhtarı Şenol Demirok, sağ olsunlar bizlerin bu özlemini giderdiler.
Yıllar sonra beyaz çinko taslarda ‘Tatar Çayı’nın tadını çıkardım. Şır böreğinin unutulmaz lezzetini bir kez daha tatma imkanı buldum. Ama yazımın başında belirttiğim gibi bu iki şirin köyün bu gün harabe halini görünce yüreğim bir başka burkuldu. Ve ister istemez dudaklarımdan hüzünlü bir dize döküldü
Asrı gurbet harap etmiş köyümü/ Buraları değişmiş gel hele. Ben ağayım ben paşayım diyenler/ Kapıları kitlemişler gel hele/
Bir ev burda bir ev karşıda kalmış/ Sorun hele bizim komşular n'olmuş. Kırk senelik ağaç kurumuş kalmış/Ceylanlara su vermeyin pınarın taşlarına baykuş konmuş gel hele.
Bir kez daha bizlere eski günleri hatırlatan ve bizler ile yakından ilgilenen Kırkkuyu ve Köstengil köyleri muhtarları ile sakinlerine teşekkür eder, hayata veda eden tüm köy sakinlerine Cenab-ı Hak’tan rahmet dilerim.
Bu vesile ile Kulu ziyaretimizde bizlerden yakın ilgilerini esirgemeyen İlçe Kaymakamı Erkaya Yırık, İlçe Belediye Başkanı Ahmet Yıldız, İlçe Emniyet Müdürü Murtaza Ulutaş, Belediye Basın Müdürü Saim Erel’e Merhaba ve Konya Televizyonu ailesi adına teşekkür ederiz…
Türk Halk Müziği sanatçısı Ali Kızıltuğ’un güzel bir türküsü var,
Asrı gurbet harap etmiş köyümü/ Bülbül gitmiş baykuş konmuş gel hele. Ben ağayım ben paşayım diyenler/ Kapıları kitlemişler gel hele
Bir ev burda bir ev karşıda kalmış/ Sorun hele bizim komşular n'olmuş. Kırk senelik ağaç kurumuş kalmış/Bizim köye benzemiyor gel hele
Bu satırları neden yazdığıma gelince, Merhaba Gazetesi ve Konya Televizyonu olarak her ay bir ilçemizin tanıtımına gidiyoruz. Bu ay ise Kulu’da idik. Her ne kadar Bozkır – Ahırlı’lı olsam da benim doğum yerim Kulu İlçesi Kırkkuyu köyüdür. Bunu yıllar önce kaleme aldığım bir şiirimde şu şekilde anlatmıştım; Dokuz Şubat 1961. O gün gözlerimi açmışım dünyaya Kulu’nun ufak şirin bir köyü Kırkkuyu’da
Babam Sait Öge’nin 1960’lı yıllarda orada öğretmen olarak görev yapması nedeniyle ben Kırkkuyu köyünde Yüksel ağabeyim ise Köstengil köyünde dünyaya geldik. Bu nedenle çocukluğumuzun bir bölümü buralarda geçti.
Daha sonra ki yıllarda da bu iki köye sürekli olarak gittim. Bu iki köy Kulu’da bulunan 4 tatar köyünden ikisidir. Bu nedenle tatarların bazı damak tadlarını bende çok benimsemiştim. Kırkkuyu ve Köstengil (Boğazören) köylerindeki insanların cana yakınlıkları Nogay diğer adı ile tatarların gelenekleri, kültürleri, yemekleri unutamadığım güzellikler olarak her zaman hafızamda kalmıştır.
Yıllar sonra bu iki köye bu kez bir gazeteci olarak haber için gitmem beni bir başka duygulandırmıştı. Aradan 40 yıla yakın zaman geçmesine rağmen unutulmamak ve her iki köyün ileri gelenleri tarafından hatırlanmak bir başka güzel duygu idi.
Yaş itibari ile her şeyi en ince ayrıntısına kadar hafızalarımıza kaydettiğimiz dönemde yaşadığım tüm güzellikleri her iki köyün sokaklarını gezerken bir kez daha yaşadım. Rahmetli amcamız Abdullah Görgen’in üstü açılan spor arabasını araç içerisinde demir bilye saklamak isterken nasıl yaktığımızı hatırladım.
Babamın öğretmenlik yaptığı okulların kapılarının yıllardır kilitli olduğunu öğrenince, ailemizin kaldığı evlerin yıkılıp harabeye döndüğünü görünce yüreğim bir kez daha yanmıştı. Okulun tam karşısında bulunan eski köy evlerinde o yıllarda içtiğimiz ‘Tatar çayı’ ‘Kalayka’ aklıma geldi birden.
Babam ile rahmetli annem ile rahmetli Abdullah amcam ile yaşadığımız köy hayatı geldi birden aklıma. Mezarlıkları ziyaret ettim. Abdullah amcamın yıkılıp giden evinin önünde gözümden akan birkaç damla yaş yağmur taneleri ile birleşip Kırkkuyu toprağı ile buluştu.
Tüm bunları düşünürken bir an yüreğim ayrı bir özlem ile yanıp tutuştu. Canım birden ‘Tatar Çayı’ ile Kalayka çekti. Bu iki geleneksel Tatar geleneği bana bu iki köyde çok az yaşadığım çocukluğumu hatırlattı. Nogay Türkleri Dernek Başkanı Cengiz Ergen, Kırkkuyu Köyü Muhtarı Rahmi Başaran, Köstengil Köyü Muhtarı Şenol Demirok, sağ olsunlar bizlerin bu özlemini giderdiler.
Yıllar sonra beyaz çinko taslarda ‘Tatar Çayı’nın tadını çıkardım. Şır böreğinin unutulmaz lezzetini bir kez daha tatma imkanı buldum. Ama yazımın başında belirttiğim gibi bu iki şirin köyün bu gün harabe halini görünce yüreğim bir başka burkuldu. Ve ister istemez dudaklarımdan hüzünlü bir dize döküldü
Asrı gurbet harap etmiş köyümü/ Buraları değişmiş gel hele. Ben ağayım ben paşayım diyenler/ Kapıları kitlemişler gel hele/
Bir ev burda bir ev karşıda kalmış/ Sorun hele bizim komşular n'olmuş. Kırk senelik ağaç kurumuş kalmış/Ceylanlara su vermeyin pınarın taşlarına baykuş konmuş gel hele.
Bir kez daha bizlere eski günleri hatırlatan ve bizler ile yakından ilgilenen Kırkkuyu ve Köstengil köyleri muhtarları ile sakinlerine teşekkür eder, hayata veda eden tüm köy sakinlerine Cenab-ı Hak’tan rahmet dilerim.
Bu vesile ile Kulu ziyaretimizde bizlerden yakın ilgilerini esirgemeyen İlçe Kaymakamı Erkaya Yırık, İlçe Belediye Başkanı Ahmet Yıldız, İlçe Emniyet Müdürü Murtaza Ulutaş, Belediye Basın Müdürü Saim Erel’e Merhaba ve Konya Televizyonu ailesi adına teşekkür ederiz…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.