Yavuz ve son halife Vahideddin Han
Yayınlanma:
Hz. Peygamber’in naibi (vekili) olan halifeler zinciri Hz. Ebû Bekr-i Sıddik ile başlayıp, 3 Mart 1924’te hilâfetin Büyük Millet Meclisi tarafından kaldırılması üzerine 36. Osmanlı Sultanı 102. halife Vahideddin Han ile son buldu. İslâmiyet’in temel müesseselerinden birisi olan hilâfet aynı zamanda devlet başkanlığı temsil makamı olmuş ve halifeler seçimle göreve gelmişlerdir. İlk 4 halife Hz. Ebû Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Hz . Hasan’dan sonra halifelik Emeviler devrinde hicrî 661-750 arasında I. Muaviye, I. Yezid, II. Muaviye, I. Mervan, Abdülmelik, I. Velid, Süleyman bin Abdülmelik, Ömer bin Abdülaziz, II. Yezid, Hişam bin Abdülmelik, II, Velid, III. Yezid, İbrahim bin Velid ve II. Mervan’la devam etmiştir.
Hicrî 750’de halife Seffah ile başlayan Abbasîler dönemi 1258’e kadar sürdü ve Mustasım ile son bulan bu zaman zarfında 37 kişi görev yaptı. 1259’da Muntansır ile Memlûklerin himayesine geçen hilâfet, 1517’de III. Mütevekkil ile son bulurken, 18 kişi hilâfet makamına oturdu. Osmanlı Devleti’nin 9. Sultanı Yavuz Sultan Selim, Eshâb-ı Kiram ve Ehli Sünnet âlimlerini kötüleyen İran Sâfevilerine karşı 1516’da sefer kararı alarak, veziriâzam Sinan Paşa’yı gönderip, Fırat’ı geçmek için Mısır Memlûk beylerinden izin istedi. Suriye hududunda kuvvet bulunduran Memlûkler, Osmanlıların izin talebini reddetti. Mısır Sultanı Kansu Gavri, 50 bin kişilik bir kuvvetle Şam’a gelmişti. Yavuz Sultan Selim, 1516 Haziran ayında Mısır seferini başlatarak donanmayı da Suriye sahillerine gönderip, Mısır elçisi Moğolbay’a “Git efendine söyle, Merc-i Dâbık’ta karşıma çıksın” dedi. Mısır sultanı Kansu Gavri yönetimindeki Memlûk ordusu ile Yavuz Sultan Selim kumandasındaki Osmanlı ordusu, Ağustos 1516’da Merc-i Dâbık’ta muharebeye tutuştu. Muhabere, Osmanlıların üstün harp gücü ve teknik imkânları sayesinde zaferle sonuçlandı. Yavuz Selim; Halep, Hama, Humus ve Şam’a girdi.
Kansu Gavri vefat etmiş, Tomanbay sultanlığa getirilmişti. Yavuz Sultan Selim Han, Tomanbay’a iki elçi göndererek Osmanlı hakimiyetini tanıması şartıyla anlaşma teklif etti, fakat elçiler öldürüldü. Elçilerin katledilmesi harp sebebi sayıldı ve Osmanlı ordusu 15 Aralık 1516 tarihinde Mısır seferine çıktı. 22 Ocak 1517’de Kahire yakınlarındaki Ridâniye mevkiinde harp başladı, Osmanlı ordusu bir zafer daha kazanıp, 15 Şubat 1517’de parlak bir merasimle Kahire’ye girdi. Böylece Memlük hakimiyeti altındaki Mekke ve Medine de Osmanlı topraklarına dahil edilmişti. Yavuz Sultan Selim Han, 20 Şubat Cuma günü Melik Camii’nde hutbe ile halife unvanını aldı ve adına hutbe okunurken imamın “Hâkim-ül-Haremeyn-iş-Şerifeyn” (Mekke ve Medine’nin hâkimi) demesine itiraz ederek, mübarek makamlara hürmeten bu ünvanı kabul etmeyip, “Hâkimi değil, hâdimi” diyerek “Mekke ve Medine’nin hizmetçisi” unvanını aldı, bunu belirtmek için de sarığının üstüne süpürge biçiminde sorguç taktı. Kahire’den Osmanlı payitahtı İstanbul’a gönderilen “Cami’ül-Ezher” medresesi kararıyla Osmanlı padişahlarına Sultanlık ünvanı yanında İslâm âleminin etrafında toplandığı “Hilâfet” makamı da verildi ve Yavuz Sultan Selim, 74. İslâm halifesi oldu.
8 yıl hilâfet makamında kalarak 1520’de vefat eden Yavuz Selim Han’dan sonra sırasıyla hilâfet görevini alan Osmanlı sultanları ve görev süreleri şöyledir:
Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566), II. Selim (1566-1574), III. Murat (1574-1595), III. Mehmet 1595-1603), I. Ahmet (1603-1617), I. Mustafa (1617-1618), II. Osman (1618-1622), I. Mustafa (2. defa) (1622-1623), IV. Murat (1623-1640), I. İbrahim (1640-1648), IV. Mehmet (1648-1687), II. Süleyman (1687-1691), II. Ahmet (1691-1695), II. Mustafa (1695-1703), III. Ahmet (1703-1730), I. Mahmut (1730-1754), III. Osman (1754-1757), III. Mustafa (1757-1774), I. Abdülhamid (1774-1789), III. Selim (1789-1807), IV. Mustafa (1807-1808), II. Mahmut (1808-1839), Abdülmecit (1839-1861), Abdülaziz (1861-1876), V. Murat (1876), II. Abdülhamid (1876-1909), V. Mehmet Reşat (1909-1918), Vahideddin (1918-1922)
Son halife Vahideddin, 4 Temmuz 1918’de tahta oturduğunda Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçları bütün çıplaklığıyla ortada duruyordu. İstiklâl mücadelesini hazırlayan Vahideddin Han, kumandanları “Bütün ümidim sizlerdedir” diyerek, Kâzım Karabekir, Ali Fuad Cebesoy, Refet Bele, Cafer Tayyar ve fahrî yaveri Kurmay Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Kemal paşayı İngilizlerin talep ettikleri silahsızlandırma ve Pontoscu Rum hadisesinin teftişi için Anadolu’ya gönderdi. Mondros Mütarekesine dayanarak Yunanlılar İzmir’i, İtalyanlar Güneybatı Anadolu’yu, Fransızlar Güney Anadolu’yu işgal etti. Mektep ve mescitler Anadolu’ya levazım ve cephane gönderme merkezleri hâline geldi. Türk milleti bütün imkânsızlıklara rağmen Hıristiyan âlemi ile mücadele etti ve İstiklâl Harbi zaferle sonuçlandıktan sonra 1 Kasım 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir kanunla hilâfet ile saltanatın ayrılıp, saltanatın kaldırıldığını kabul etti. Vahideddin Han’ın adının hutbelerden kaldırıldı. Padişah ve ailesinin hayatları tehlikeye girmişti. İstanbul’daki İngiliz işgâl kuvvetleri komutanı General Harington, halifeyi Dolmabahçe Sarayı’ndan alarak bir gemiye bindirdi ve gemi 16-17 Kasım’da Malta’ya hareket etti. Atalarından kalan para ve kıymetli eşyayı almayıp, “Bunlar milletime hediye olsun” diyerek ülkesinden ayrılan Sultan Vahideddin Han, Melik Hüseyin’in daveti üzerine Mekke’ye, oradan San Remo’ya giderek, 16 Mayıs 1926’da orada vefat etti. Cenazesi Şam’a getirilerek Sultan Selim Camii külliyesine defnedildi. 3 Mart 1924’te de Meclis, hilâfeti kaldırınca hilâfet son buldu.
Yavuz Sultan Selim Han, 46 yıl ile hilâfet makamında en fazla kalan isim oldu. Abbasî Naşir 45, Kaim 44, Kadir 40, IV. Mehmet 39, I. Müstekfi 38, II. Abdülhamid 33, II. Mahmud 31 yıl halifelik yaptı.
Hicrî 750’de halife Seffah ile başlayan Abbasîler dönemi 1258’e kadar sürdü ve Mustasım ile son bulan bu zaman zarfında 37 kişi görev yaptı. 1259’da Muntansır ile Memlûklerin himayesine geçen hilâfet, 1517’de III. Mütevekkil ile son bulurken, 18 kişi hilâfet makamına oturdu. Osmanlı Devleti’nin 9. Sultanı Yavuz Sultan Selim, Eshâb-ı Kiram ve Ehli Sünnet âlimlerini kötüleyen İran Sâfevilerine karşı 1516’da sefer kararı alarak, veziriâzam Sinan Paşa’yı gönderip, Fırat’ı geçmek için Mısır Memlûk beylerinden izin istedi. Suriye hududunda kuvvet bulunduran Memlûkler, Osmanlıların izin talebini reddetti. Mısır Sultanı Kansu Gavri, 50 bin kişilik bir kuvvetle Şam’a gelmişti. Yavuz Sultan Selim, 1516 Haziran ayında Mısır seferini başlatarak donanmayı da Suriye sahillerine gönderip, Mısır elçisi Moğolbay’a “Git efendine söyle, Merc-i Dâbık’ta karşıma çıksın” dedi. Mısır sultanı Kansu Gavri yönetimindeki Memlûk ordusu ile Yavuz Sultan Selim kumandasındaki Osmanlı ordusu, Ağustos 1516’da Merc-i Dâbık’ta muharebeye tutuştu. Muhabere, Osmanlıların üstün harp gücü ve teknik imkânları sayesinde zaferle sonuçlandı. Yavuz Selim; Halep, Hama, Humus ve Şam’a girdi.
Kansu Gavri vefat etmiş, Tomanbay sultanlığa getirilmişti. Yavuz Sultan Selim Han, Tomanbay’a iki elçi göndererek Osmanlı hakimiyetini tanıması şartıyla anlaşma teklif etti, fakat elçiler öldürüldü. Elçilerin katledilmesi harp sebebi sayıldı ve Osmanlı ordusu 15 Aralık 1516 tarihinde Mısır seferine çıktı. 22 Ocak 1517’de Kahire yakınlarındaki Ridâniye mevkiinde harp başladı, Osmanlı ordusu bir zafer daha kazanıp, 15 Şubat 1517’de parlak bir merasimle Kahire’ye girdi. Böylece Memlük hakimiyeti altındaki Mekke ve Medine de Osmanlı topraklarına dahil edilmişti. Yavuz Sultan Selim Han, 20 Şubat Cuma günü Melik Camii’nde hutbe ile halife unvanını aldı ve adına hutbe okunurken imamın “Hâkim-ül-Haremeyn-iş-Şerifeyn” (Mekke ve Medine’nin hâkimi) demesine itiraz ederek, mübarek makamlara hürmeten bu ünvanı kabul etmeyip, “Hâkimi değil, hâdimi” diyerek “Mekke ve Medine’nin hizmetçisi” unvanını aldı, bunu belirtmek için de sarığının üstüne süpürge biçiminde sorguç taktı. Kahire’den Osmanlı payitahtı İstanbul’a gönderilen “Cami’ül-Ezher” medresesi kararıyla Osmanlı padişahlarına Sultanlık ünvanı yanında İslâm âleminin etrafında toplandığı “Hilâfet” makamı da verildi ve Yavuz Sultan Selim, 74. İslâm halifesi oldu.
8 yıl hilâfet makamında kalarak 1520’de vefat eden Yavuz Selim Han’dan sonra sırasıyla hilâfet görevini alan Osmanlı sultanları ve görev süreleri şöyledir:
Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566), II. Selim (1566-1574), III. Murat (1574-1595), III. Mehmet 1595-1603), I. Ahmet (1603-1617), I. Mustafa (1617-1618), II. Osman (1618-1622), I. Mustafa (2. defa) (1622-1623), IV. Murat (1623-1640), I. İbrahim (1640-1648), IV. Mehmet (1648-1687), II. Süleyman (1687-1691), II. Ahmet (1691-1695), II. Mustafa (1695-1703), III. Ahmet (1703-1730), I. Mahmut (1730-1754), III. Osman (1754-1757), III. Mustafa (1757-1774), I. Abdülhamid (1774-1789), III. Selim (1789-1807), IV. Mustafa (1807-1808), II. Mahmut (1808-1839), Abdülmecit (1839-1861), Abdülaziz (1861-1876), V. Murat (1876), II. Abdülhamid (1876-1909), V. Mehmet Reşat (1909-1918), Vahideddin (1918-1922)
Son halife Vahideddin, 4 Temmuz 1918’de tahta oturduğunda Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçları bütün çıplaklığıyla ortada duruyordu. İstiklâl mücadelesini hazırlayan Vahideddin Han, kumandanları “Bütün ümidim sizlerdedir” diyerek, Kâzım Karabekir, Ali Fuad Cebesoy, Refet Bele, Cafer Tayyar ve fahrî yaveri Kurmay Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Kemal paşayı İngilizlerin talep ettikleri silahsızlandırma ve Pontoscu Rum hadisesinin teftişi için Anadolu’ya gönderdi. Mondros Mütarekesine dayanarak Yunanlılar İzmir’i, İtalyanlar Güneybatı Anadolu’yu, Fransızlar Güney Anadolu’yu işgal etti. Mektep ve mescitler Anadolu’ya levazım ve cephane gönderme merkezleri hâline geldi. Türk milleti bütün imkânsızlıklara rağmen Hıristiyan âlemi ile mücadele etti ve İstiklâl Harbi zaferle sonuçlandıktan sonra 1 Kasım 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir kanunla hilâfet ile saltanatın ayrılıp, saltanatın kaldırıldığını kabul etti. Vahideddin Han’ın adının hutbelerden kaldırıldı. Padişah ve ailesinin hayatları tehlikeye girmişti. İstanbul’daki İngiliz işgâl kuvvetleri komutanı General Harington, halifeyi Dolmabahçe Sarayı’ndan alarak bir gemiye bindirdi ve gemi 16-17 Kasım’da Malta’ya hareket etti. Atalarından kalan para ve kıymetli eşyayı almayıp, “Bunlar milletime hediye olsun” diyerek ülkesinden ayrılan Sultan Vahideddin Han, Melik Hüseyin’in daveti üzerine Mekke’ye, oradan San Remo’ya giderek, 16 Mayıs 1926’da orada vefat etti. Cenazesi Şam’a getirilerek Sultan Selim Camii külliyesine defnedildi. 3 Mart 1924’te de Meclis, hilâfeti kaldırınca hilâfet son buldu.
Yavuz Sultan Selim Han, 46 yıl ile hilâfet makamında en fazla kalan isim oldu. Abbasî Naşir 45, Kaim 44, Kadir 40, IV. Mehmet 39, I. Müstekfi 38, II. Abdülhamid 33, II. Mahmud 31 yıl halifelik yaptı.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.