Yahudiler, Osmanlıyı Unutmuş!
Bilindiği gibi, 1492’de Osmanlılar, İspanya’daki Yahudileri kılıçtan geçmekten kurtarıp, İstanbul’a getirerek onlara kucak açtı. Yıllarca İstanbul’da ekonomiye hâkim oldular. Galata’daki bankerlerin büyük bölümü Yahudi idi. Meclis-i Mebusana seçildiler. Bunlardan Emanuel Karasso, Abdülhamid Han’a yüklü bir para teklif ederek, kendilerine toprak satmasını teklif etti. Sultan Abdülhamid, “Bu topraklar bana ecdadımın emanetidir. Bir karış toprak bile satamam” diyerek reddetti. Buna karşılık Karasso, Abdülhamid’i tahttan indiren Yahudi, Rum ve Ermeni asıllı 5 kişilik heyette yer aldı. Yahudiler, kendilerini İspanyol zulmünden kurtaran Osmanlı’ya olan vefa borçlarını çok çabuk unuttular. Günümüzde ise Osmanlı’nın torunları Filistinlilerin kanını dökerek, Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı Müslümanlara yasak bölge ilan edip, Gazze’yi harabeye çevirerek düşmanlık sergilemekten çekinmiyorlar. Son marifetleri Gazze’de okul, hastane, ambulans, ev ve işyerlerini bombalayıp, 1300 kişiyi öldürerek 5 bin kadar insanı yaralamak.
İsrail’in bugünlere gelmesinde David Ben-Gurion, İzak Rabin, Ariel Şaron, Rehavam Zeevi, David Raziel, Avraham Stern, Hillel Kook, Shalom Halevi, Menachem Begin, İzak Şamir, Olmert, Şimon Perez gibi nice geçmişleri karanlık kanlı katillerin büyük rolü oldu. 1967’deki savaşta arkalarına bile bakmadan, hatta askerlerinin birçoğu kum çölünde postallarını bile giymeye vakit bulamadan kaçan Suriye, Mısır ve Ürdün ordularını önüne katarak kovalayıp, Golan Tepeleri’ni işgâl eden İsrail, işgal ettiği topraklardan çekilmedikçe Ortadoğuya barış geleceğe benzemiyor. Birleşmiş Milletler kararını bile ciddiye almayan İsrail’in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’nin bombalandığı sırada Tel-Aviv’i ziyaretinde eşi ve heyetteki kişilerle birlikte Ramallah Kapısı’nda yarım saat aracının içinde bekletildiği ortaya çıkarken,
Türkiye, 28 Mart 1949’da İsrail’i tanıyan ilk İslâm ülkesi olduğu, ilk defa bir İsrail Cumhurbaşkanı ve Aralık ayında İsrail Başbakanı Olmert, ülkemizi ziyaret edip, üst düzeyde ağırlandıkları hâlde, İsrail gösterdiğimiz yakın ilgi ve misafirperverliğe aynı şekilde karşılık vermemiş bulunuyor. 1997 yılında zamanın Türkiye Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kalemli ve bir grup milletvekilinin İsrail’i resmi ziyaretlerinde İsrail Meclisi’nde kaba tavırla karşı karşıya kaldıkları bildiriliyor.
Kalemli konu ile ilgili olarak; “6 Ocak 1997’de ziyaret ettiğimiz İsrail Meclisi’nde heyetimizde Refah Partili arkadaşlarda bulunuyordu. Savunma Komisyonu toplantısında ev sahibi başkan Refah Partisi’ni dincilikle suçlayıcı kelimeler kullanmaya başladılar. Bunun üzerine ‘Bunu söyleyen sizler, önce kendinize bakmalısınız’ dedim. ‘Niçin’ diye sordular. ‘Niçin olacak; burası İsrail parlamentosu ve sizlerin başında dini sembolünüz olan kippalar var. Bize laiklik dersi vermeye kalkıyorsunuz’ karşılığını verdim. Buz gibi bir hava esti ve toplantı da öyle bitti” dedi.
Heyetteki RP Milletvekili Ramazan Yenidede de şunları anlattı: “Yahudilerin küstahlığı bununla kalmadı, TBMM Başkanı ve heyet üyelerini İsrail Meclisi’nde işçilerin girip çıktığı kapıdan içeriye aldılar. İçeride heyet varmış, gelişigüzel bir bölümde beklettiler. İsrail Dışişleri Bakanı, Meclis Başkanı Mustafa Kalemli’yi kabul etmeye kalkıştı. Oysa hiyerarşi gereği bakanı Başkan Kalemli’nin kabul etmesi gerekirdi. İtiraz edince ziyaret Kalemli’nin kabulü şeklinde gerçekleşti. Ramallah’a geçerken, birkaç karakolda uzun sürelerle bekletildik. Bu aşamalarda Meclis Başkanımızla aramızda münakaşalar oldu. Kendisine hep birlikte tepki göstermeyi teklif ettik, fakat yanaşmadı.”
Bu arada, kısa süre önce bombalanan Gazze’de açlık ve başlarını sokacak bir yerden mahrum kalan insanlara uygulanan ambargo sırasında Kızılay, Sivil Toplum Kuruluşları ve insanî yardım vakıfları vasıtasıyla Türkiye’den gönderilen gıda ve çeşitli yardımları götüren konvoyların bile Mısır-Gazze sınırında günlerce bekletildiği haber veriliyor. İsrail’in yaptıklarına verilebilecek birçok karşılık var. Fakat her şey bir tarafa bırakılarak Davos’taki krizin iki ülke arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceği üzerinde durularak, bozulmasından duyulan endişe üzerinde durulduğu görülüyor. İnceldiği yerden kopsun, böyle dost olmaz olsun.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.