Vefatının 50. Yılında Hacı Veyiszade Paneli

Konya’nın mânevî mimarlarından Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu Hocaefendi vefatının 50. yılında Türk Anadolu Vakfı, Konevi Kültür Merkezi ve Hacı Veyiszade Camii Yaşatma Derneği tarafından düzenlenen panelde bir defa daha rahmetle anıldı. Ticaret Odası Salonu’nu tamamen doldurup, bir kısmı ayakta kalan çok sayıda seyirci, Akademik Sayfalar ekini hazırlayan gazetemiz köşe yazarı Av. Mehmet Ali Uz’un yönettiği panelde Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı, Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu ve Dr. Ahmet Baltacı’yı büyük ilgiyle dinlediler. İmam Hatip Okulu’ndaki talebeleri olan katılımcılar Mustafa Efendi’nin çeşitli yönlerini dile getirirken, panele davet edilen Prof. Dr. Hayrettin Karaman, rahatsızlığı sebebiyle gelemedi. Panelde milletvekilleri Mustafa Kabakcı ve Hüsnü Tuna ile Müftü Şükrü Özbuğday ve Ak Parti’nin yeni İl Başkanı Ahmet Sorgun da hazır bulundular.
Doç. Dr. Sait Gönen’in babası emekli din adamı Mevlüt Gönen’in Kur’an-ı Kerim tilâvetinden ve Mekam Başkanı Hasan Yaşar’ın açış konuşmasından sonra söz alan Müftü Özbuğday, “Söylediğini nefsinde yaşayan kâmili mürşit olan hocamıza vefa borcumuz var. Konya, mânevî yönden farklı ise, bunu muhterem Mustafa Hocamıza borçluyuz” dedi. Birkaç söz söylemek istediğini bildiren Milletvekili Kabakçı, anılan Hacı Veyiszade Mustafa Efendi gibi mâneviyat erlerinin kültür dünyamızın mihenk taşları olduklarını söylerken, mânevî mimarların karanlık dünyamızı aydınlatan ışıklar olduğu, bunlardan birisi olan hocaefendi, yeğeni Ali Ulvi Kurucu’nun ifadesiyle “Konya’nın ikinci Mevlâna’sı” olarak takdim edildi. M. Ali Uz, “Selçuklu’dan günümüze Hz. Mevlâna, Sadreddin-i Konevî, Mustafa Efendiler ve daha birçok ilim adamı yetiştirmişiz. 50 yıl geçmesine rağmen Hacı Veyiszâde’nin unutulmaması bunu gösteriyor. Bu yıl babası Veyis Efendi’nin 75. hocalarından Ahmet Ziya Efendi’nin 85, Fahri Efendi’nin 60. Mustafa Kurucu’nun 50. yılı. Bu toprakları bize vatan olarak bahşeden Selçuklu Sultanlarını Haziran ayında anacağız” dedikten sonra sözü Prof. Dr. Uzunpostalcı’ya bıraktı.
Mustafa Kurucu Hocanın babası Hacı Veyis Efendi’nin hayatından özetler veren Uzunpostalcı, “Hacı Veyis Efendi olmasaydı, Hacı Veyiszade Mustafa Efendi olmayacaktı. Veyis Efendi nerede bir cami, ya da mescit görseniz Resûlullah’a salavat getirin buyurmuş” diye başlayıp, Veyis Efendi’nin tahsil hayatı, medrese müderrisliği ve Dolav’da adı verilen camideki imamlık döneminden bahsetti. Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu, Mustafa Efendiyi ve benzeri alimlerin yetişmelerine vesile olan şartlarda ifadesini bulan konuşmasına “65 yıl önceki şartlar bugünkü gibi elverişli değildi, şartlar kısıtlı idi. Büyük alimlerin yetişmesi şartları zorlamakla mümkün olmuştur. Onların yetişmelerinde yoklukların rolü büyük oldu” şeklinde başlayıp, şöyle devam etti:
“Bir zamanlar ülkede 650 medrese, yâni üniversite varmış. Medresede 12 yıllık eğitim veriliyordu. Önce, 3 yılı Sıbyan mektebi olan ilk tahsil ki, toplam 18 yıl gerekiyor. Konya’da 60 medrese varmış. Bugün 6 yıllık üniversite tahsilinde aradığımızı bulamıyoruz. Bugün İmam Hatip Okulları’nın 1958 ilk mezunlarının seviyesini tutturabilmek için 3 bin saat ders vermemiz gerekiyor. Seviye düştü, nasıl yükseltiriz, o ayrı bir konu. Binlerce dinî tahsil yapmış erkek ve bayan var, ancak merkezî vaaz sisteminde bir hatip konuşuyor. Mustafa Hocaefendiyi yetiştiren medrese tahsili yok. Bugün aile, ticaret hayatı, ahlâki düzen devam ediyor ise, Mustafa Efendi gibilerin tesirinin üzerimizde halâ mevcut olduğunu gösteriyor”
Tekrar söz alan M. Ali Uz, 1924’te medreseler kapatıldıktan sonra yasak olmasına rağmen Mustafa Efendi ve babası Veyis Efendinin namaz kıldırarak, vaaz vererek, talebe okutarak Kur’an ilmine hizmet ettiğine dikkat çekip, İmam Hatip Okulları açılınca kapanan medreselerin devamı kabul ettiklerini belirterek, sözü son konuşmacı Dr. Ahmet Baltacı’ya bıraktı. Baltacı, Mustafa Efendi’nin şahsiyeti ve ahlâkından örnekler vererek, konuya “Büyük insanları anlatmak kolay değil. Hadisi şerifte ‘Sizin hayırlılarınız Allah’ı hatırlatır’ buyruluyor. Onlar nasıl yetişmiş insanlarmış ki, Allah’ı hatırlatmaya devam ediyorlar” diye girerek, şunları ekledi:
“Müslüman insan güzel insandır. Böyle güzeal insanları yetiştirenlerin de güzeal insanlar olması gerekir. Yetişen ilim adamları her konuda bilgi sahibi olarak yetişiyorlardı. Bugün onlar gibi yetiştirecek hocalar nerede. İmam-ı Rabbani tahsil için gerekli şartları; zeki, istek, hırs, sabır, iyi bir üstada sahip olmak ve zamanın müsait olması şeklinde sıralıyor”
Mustafa Efendinin cömert, abid, ibadetten ve namazdan zevk alan bir insan olduğunu, namazdan önemle bahsettiğini, çok namaz kıldığını, boş zamanı olmadığını, herkesin yardımına koştuğunu ifade eden Dr. Ahmet Baltacı, sözlerini “Ne kadar bereketli bir aile imiş ki, bereketinden halâ istifade ediyoruz” cümlesiyle tamamladı. Allah; karanlık dünyamızı aydınlatan ışıklar olan mânevî mimarlardan birisi olan ve yıllardır benzerine hasret kaldığımız Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu Hocaefendiyi cümlemize şefaatçi kılsın. Amin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi