Umut arayan gözler
Yayınlanma:
İş bulabilmek umuduyla sabahın erken saatlerinden itibaren yollara düşen yüzlerce insan, Şeker Mahallesinde bulunan bir işçi kahvesini kendilerine mesken tutuyor.
UMUT DOLU GÖZLERLE BEKLİYORLAR
Vücutlarının yapabileceği iş kapasitesini zorlayarak, alın teri ile evlerine ekmek götürebilmenin telaşına düşen yüzlerce işçi, sabahın erken saatlerinde Şeker Mahallesi’nde bulunan bir işçi kahvesinde bekliyor. Kendilerini çalıştırmak için gelecek birilerini umut dolu gözlerle bekleyen ve pek çoğu civar köylerden gelen işçiler, çoğu zaman umduklarını bulamadan evlerine dönmek zorunda kalıyor.
‘EVE EKMEK GÖTÜREBİLMENİN TELAŞINDAYIZ’
‘Ne iş olursa yaparım’ diyerek her gün yeni bir umutla işçi kahvesinde kendilerini çalıştıracak birilerinin gelmesini bekleyen işçiler de ekonomik krizden nasibini aldı. Geçen yıllarda işlerinin yolunda olduğunu, ancak bu yıl inşaat sektöründeki yavaşlama nedeniyle iş yapamaz olduklarını ifade eden işçiler, “İşsiz kaldığımız her gün borçlanıyoruz. Eve ekmek götürebilmenin telaşındayız. Sürekli çalışabileceğimiz bir işimiz olsun istiyoruz” dedi.
‘NAFAKAMIZ İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ’
Hiçbir güvenceleri olmaksızın en zor şartlarda çalışmak zorunda olduklarını ve çoğu zaman makinelerin bile yapamadığı işleri yaptıklarını ifade eden işçiler, bu zor şartlar altında çalışmanın bedelinin ise sadece 30-40 TL olduğunu bildirdi. Harcadıkları emeğin karşılığını alamamaktan yakınan işçiler, ucuz da olsa nafakalarını sağlamak için çalışmak zorunda olduklarını dile getirdi.
İşçilerin umutlu bekleyişi
Sabahın erken saatlerinde köylerinden gelen yüzlerce işçi, iş bulabilmek için Şeker Mahallesi’nde bulunan bir işçi kahvesini kendilerine mesken tutuyor
El emeği harcayarak, alın teri dökerek ve vücutlarının yapabileceği iş kapasitesini zorlayarak evlerine ekmek götürmeye çalışan yüzlerce işçi, ‘ne iş olursa yaparım’ diyerek sabahın erken saatlerinden itibaren Şeker Mahallesi’nde bulunan bir işçi kahvesinin yolunu tutuyor. Her gün yeni bir umutla ‘amele pazarı’ adını verdikleri kahvenin önüne gelerek, saatlerce birilerinin kendilerini iş yapmak için götürmesini beklediklerini ifade eden işçiler, çoğu zaman iş yapamadıkları için evlerine eli boş dönmek zorunda kalıyor.
NE İŞ OLURSA YAPIYORUZ
Sabahın erken saatlerinde Şeker Mahallesi’nde bulunan işçi kahvesine gelerek umutlu bir bekleyişe başladıklarını belirten işçi Yakup Yavuzyiğit, “Sabah saat 06.00 gibi kahvenin önünde hazır bulunuyoruz. Her gün iş olmuyor ama bu saatlerde burada olmazsak, iş kalmıyor. Kendisine geçici işçi lazım olan vatandaş arabasıyla geliyor, burada pazarlığı yapıyoruz. Anlaşabilirsek, istediği yere gidiyor, istediği gibi çalışıyor, akşam olunca da yevmiye usulü ile paramızı alıyoruz” dedi. Bu yıl bekledikleri hareketliliğin olmadığı ve istedikleri kadar iş yapamadıklarını ifade eden Yavuzyiğit, “Her yıl bir önceki yılı aratır oldu. Rızkımızı kazanabilmek için geliyoruz ancak, çoğu zaman evimize eli boş dönmek zorunda kalıyoruz. Ben, Konya’ya 45 kilometre uzaklıkta olan Selahattin (Zaladin) Köyü’nden geliyorum. Köyde çiftçilik yaparak, hayvan besleyerek para kazanamadığım gibi, sürekli zarar ediyorum. Benim gibi bir çok insan, nafakasını çıkarabilmek için sabahın erken saatlerinde amele pazarına geliyor ve umut dolu bir bekleyişe kapılıyor” ifadelerini kullandı.
HİÇ BİR GÜVENCEMİZ YOK
Günü birlik çalıştıkları için, hiçbir şekilde iş güvencesine sahip olmadıklarını ve hasta olduklarında ilaç alabilecek parayı dahi bulamadıklarını dile getiren Eyüp Işıldak da, “Zor koşullar altında, bedenimizin sınırlarını zorlayarak, bazen makinenin bile yapamadığı işleri yapıyoruz. Ben bu işi yapmam diyemiyoruz, çünkü yapmayana iş yok. Evde bekleyen çocuklarını düşününce, mecburen bir işte çalışman gerektiğini düşünüyor ve verilen her işi yapıyoruz” dedi. En zor şartlar altında çalışmalarına rağmen bir günlük yevmiyelerinin 30-40 TL arasında değiştiğini aktaran Işıldak, amelelik ücretlerinin en az 60 TL olması gerektiğini belirtti. Eyüp Işıldak, “Amele pazarında iş bekleyen yüzlerce insan var. İşçi almak üzere gelen bir araba olduğu zaman iş yapıp para kazanabilmek için hepimiz birden adamın yanına koşuyoruz. İş veren de bunu fırsat bilip fiyat kırıyor. Mecburen 30-40 TL gibi fiyatlara çalışmak zorunda kalıyoruz. Bir gün sabahtan akşama kadar çalışıyoruz. Karşılığında aldığımız para eve gitmeden bitiyor. Ertesi gün yine aynı telaşa düşüyoruz” diye konuştu.
BİRİKEN BORÇLARIMIZI ÖDEYEMİYORUZ
Her türlü işi yaparak, evinin nafakasını karşılamaya çalışanlardan Ramazan Ertürk ise, işlerinin yolunda gitmemesi nedeniyle borçlarının arttığını ifade etti. Amele pazarında iş bekleyen bir çok arkadaşının kendisi ile aynı durumda olduğunu belirten Ertürk, “Evim Tepeköy’de olduğu ve Konya’da kalacak yerim olmadığı için her gün köye gidip gelmek zorundayım. Bazen, köye gidip gelecek otobüs parasını bile bulamadığımız günler oluyor. Otobüs şoförüne borçlanarak eve gidip gelebiliyoruz. Bunun yanında bazı insanlar yanlarında belli bir süre çalıştırdıktan sonra paramızı vermiyor, harcadığımız onca emek boşa gidiyor. Özellikle bu yıl inşaat sektörünün durgun olması bizleri de işsiz bıraktı. Biz devletten maddi yardım değil, sürekli olarak çalışabileceğimiz ve güvencesi olan bir iş istiyoruz. Hepimiz aile reisiyiz. Ama reisim demekle iş bitmiyor. Bugün bir çok aile ekonomik nedenlerden dolayı çöktü. Ekonomi ailelerin yok olmasına, çökmesine neden olan sebeplerin başında geliyor. Benim çocuğum vefat etti, mezar taşını yaptıracak param yok. Biz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ancak, iş olmadıktan sonra ne yapabiliriz ki. Ekmek kavgası için geliyoruz. Çalışmak istiyoruz. En zor şartları bile göze alıyoruz. iş makinelerinin yapamadığı işleri bizlere yaptırmaya kalkıyorlar, katlanıyoruz. 5 gün bekleyip bir gün çalışmakla bu iş olmaz” ifadelerini kullandı
İÇTİĞİMİZ ÇAYIN PARASINI VEREMİYORUZ
İşçilerin bir araya gelerek iş bekledikleri kahvenin işletmecisi de, işleri yolunda gitmeyen çalışanların biriken çay borçlarını dahi ödeyemediğini ifade etti. Üç defter dolusu alacağının olduğunu ifade eden çay ocağı işletmecisi, “Burada iş bekleyen arkadaşların borcu her geçen gün biraz daha artıyor. Ama hepsi dostum, arkadaşım olduğu için çay vermem diyemiyorum. İş yapamadıklarını bildiğim için paramı verin diye ısrar da edemiyorum. El emeği ve alın teri ile çalışanların işi gerçekten zor” dedi.
RASİM ATALAY
‘EVE EKMEK GÖTÜREBİLMENİN TELAŞINDAYIZ’
‘Ne iş olursa yaparım’ diyerek her gün yeni bir umutla işçi kahvesinde kendilerini çalıştıracak birilerinin gelmesini bekleyen işçiler de ekonomik krizden nasibini aldı. Geçen yıllarda işlerinin yolunda olduğunu, ancak bu yıl inşaat sektöründeki yavaşlama nedeniyle iş yapamaz olduklarını ifade eden işçiler, “İşsiz kaldığımız her gün borçlanıyoruz. Eve ekmek götürebilmenin telaşındayız. Sürekli çalışabileceğimiz bir işimiz olsun istiyoruz” dedi.
‘NAFAKAMIZ İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ’
Hiçbir güvenceleri olmaksızın en zor şartlarda çalışmak zorunda olduklarını ve çoğu zaman makinelerin bile yapamadığı işleri yaptıklarını ifade eden işçiler, bu zor şartlar altında çalışmanın bedelinin ise sadece 30-40 TL olduğunu bildirdi. Harcadıkları emeğin karşılığını alamamaktan yakınan işçiler, ucuz da olsa nafakalarını sağlamak için çalışmak zorunda olduklarını dile getirdi.
İşçilerin umutlu bekleyişi
Sabahın erken saatlerinde köylerinden gelen yüzlerce işçi, iş bulabilmek için Şeker Mahallesi’nde bulunan bir işçi kahvesini kendilerine mesken tutuyor
El emeği harcayarak, alın teri dökerek ve vücutlarının yapabileceği iş kapasitesini zorlayarak evlerine ekmek götürmeye çalışan yüzlerce işçi, ‘ne iş olursa yaparım’ diyerek sabahın erken saatlerinden itibaren Şeker Mahallesi’nde bulunan bir işçi kahvesinin yolunu tutuyor. Her gün yeni bir umutla ‘amele pazarı’ adını verdikleri kahvenin önüne gelerek, saatlerce birilerinin kendilerini iş yapmak için götürmesini beklediklerini ifade eden işçiler, çoğu zaman iş yapamadıkları için evlerine eli boş dönmek zorunda kalıyor.
NE İŞ OLURSA YAPIYORUZ
Sabahın erken saatlerinde Şeker Mahallesi’nde bulunan işçi kahvesine gelerek umutlu bir bekleyişe başladıklarını belirten işçi Yakup Yavuzyiğit, “Sabah saat 06.00 gibi kahvenin önünde hazır bulunuyoruz. Her gün iş olmuyor ama bu saatlerde burada olmazsak, iş kalmıyor. Kendisine geçici işçi lazım olan vatandaş arabasıyla geliyor, burada pazarlığı yapıyoruz. Anlaşabilirsek, istediği yere gidiyor, istediği gibi çalışıyor, akşam olunca da yevmiye usulü ile paramızı alıyoruz” dedi. Bu yıl bekledikleri hareketliliğin olmadığı ve istedikleri kadar iş yapamadıklarını ifade eden Yavuzyiğit, “Her yıl bir önceki yılı aratır oldu. Rızkımızı kazanabilmek için geliyoruz ancak, çoğu zaman evimize eli boş dönmek zorunda kalıyoruz. Ben, Konya’ya 45 kilometre uzaklıkta olan Selahattin (Zaladin) Köyü’nden geliyorum. Köyde çiftçilik yaparak, hayvan besleyerek para kazanamadığım gibi, sürekli zarar ediyorum. Benim gibi bir çok insan, nafakasını çıkarabilmek için sabahın erken saatlerinde amele pazarına geliyor ve umut dolu bir bekleyişe kapılıyor” ifadelerini kullandı.
HİÇ BİR GÜVENCEMİZ YOK
Günü birlik çalıştıkları için, hiçbir şekilde iş güvencesine sahip olmadıklarını ve hasta olduklarında ilaç alabilecek parayı dahi bulamadıklarını dile getiren Eyüp Işıldak da, “Zor koşullar altında, bedenimizin sınırlarını zorlayarak, bazen makinenin bile yapamadığı işleri yapıyoruz. Ben bu işi yapmam diyemiyoruz, çünkü yapmayana iş yok. Evde bekleyen çocuklarını düşününce, mecburen bir işte çalışman gerektiğini düşünüyor ve verilen her işi yapıyoruz” dedi. En zor şartlar altında çalışmalarına rağmen bir günlük yevmiyelerinin 30-40 TL arasında değiştiğini aktaran Işıldak, amelelik ücretlerinin en az 60 TL olması gerektiğini belirtti. Eyüp Işıldak, “Amele pazarında iş bekleyen yüzlerce insan var. İşçi almak üzere gelen bir araba olduğu zaman iş yapıp para kazanabilmek için hepimiz birden adamın yanına koşuyoruz. İş veren de bunu fırsat bilip fiyat kırıyor. Mecburen 30-40 TL gibi fiyatlara çalışmak zorunda kalıyoruz. Bir gün sabahtan akşama kadar çalışıyoruz. Karşılığında aldığımız para eve gitmeden bitiyor. Ertesi gün yine aynı telaşa düşüyoruz” diye konuştu.
BİRİKEN BORÇLARIMIZI ÖDEYEMİYORUZ
Her türlü işi yaparak, evinin nafakasını karşılamaya çalışanlardan Ramazan Ertürk ise, işlerinin yolunda gitmemesi nedeniyle borçlarının arttığını ifade etti. Amele pazarında iş bekleyen bir çok arkadaşının kendisi ile aynı durumda olduğunu belirten Ertürk, “Evim Tepeköy’de olduğu ve Konya’da kalacak yerim olmadığı için her gün köye gidip gelmek zorundayım. Bazen, köye gidip gelecek otobüs parasını bile bulamadığımız günler oluyor. Otobüs şoförüne borçlanarak eve gidip gelebiliyoruz. Bunun yanında bazı insanlar yanlarında belli bir süre çalıştırdıktan sonra paramızı vermiyor, harcadığımız onca emek boşa gidiyor. Özellikle bu yıl inşaat sektörünün durgun olması bizleri de işsiz bıraktı. Biz devletten maddi yardım değil, sürekli olarak çalışabileceğimiz ve güvencesi olan bir iş istiyoruz. Hepimiz aile reisiyiz. Ama reisim demekle iş bitmiyor. Bugün bir çok aile ekonomik nedenlerden dolayı çöktü. Ekonomi ailelerin yok olmasına, çökmesine neden olan sebeplerin başında geliyor. Benim çocuğum vefat etti, mezar taşını yaptıracak param yok. Biz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ancak, iş olmadıktan sonra ne yapabiliriz ki. Ekmek kavgası için geliyoruz. Çalışmak istiyoruz. En zor şartları bile göze alıyoruz. iş makinelerinin yapamadığı işleri bizlere yaptırmaya kalkıyorlar, katlanıyoruz. 5 gün bekleyip bir gün çalışmakla bu iş olmaz” ifadelerini kullandı
İÇTİĞİMİZ ÇAYIN PARASINI VEREMİYORUZ
İşçilerin bir araya gelerek iş bekledikleri kahvenin işletmecisi de, işleri yolunda gitmeyen çalışanların biriken çay borçlarını dahi ödeyemediğini ifade etti. Üç defter dolusu alacağının olduğunu ifade eden çay ocağı işletmecisi, “Burada iş bekleyen arkadaşların borcu her geçen gün biraz daha artıyor. Ama hepsi dostum, arkadaşım olduğu için çay vermem diyemiyorum. İş yapamadıklarını bildiğim için paramı verin diye ısrar da edemiyorum. El emeği ve alın teri ile çalışanların işi gerçekten zor” dedi.
RASİM ATALAY





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.