Toprağın Bereketi

Eski tâbiriyle Güz, yeni tâbiriyle Sonbahar. Dört mevsimden biri ve en güzeli Bu mevsimde yağmur bol yağar ve toprak suya doyarsa yaz mahsulünün bol ve bereketli olacağını, yılın verimli geçeceğini, mevsimleri takip edenler ve tecrübe sahibi olanlar söylerler. Bu sene çok şükür nimete vesile olacak bereketli yağmurlar, Sonbaharda sakin sakin zarar vermeden topraklarımızı besledi. Tarımla uğraşanların, çiftçilerimizin ve hayvancılık yapanların yüzü güldü. Konya, Türkiye'nin buğday ambarı. İsviçre büyüklüğündeki topraklarına yağan yağmurlar, yalnız Konya'lının değil, bütün Türkiye'nin yüzünü güldürdü.
Havalar müsait gittiği için bu günlerde çiftçi, ekime hazır hale gelmiş tarlaya tohumunu gönül rahatlığıyla serpti ve toprağı hevesle sürdü. Tohumu, kupkuru toprağa değil de, yağmurla kabarmış ve nemlenmiş toprağa attı. İnşallah çekilen emek boşa gitmeyecek.
Kış mevsimi de Sonbahar gibi yağışlı geçerse, yeşeren tabiat beyaz yorganı bürünür ve ısınırsa, bu sene mahsul çok iyi olacak demektir.
Bildiğiniz gibi önceki yıllarda bir tarım şehri olan Konya'da, havalar çok kurak geçti. Çiftçi, toprağa serptiği tohumun karşılığını alamaz, kullandığı mazotun bedelini ödeyemez ve diğer masrafları karşılayamaz hale geldi. Barajlarda sular azaldı, obruklar kurudu, sarnıçlar su tutmaz oldu ve kuyularda sular dibe vurdu. Köylü hayvanlarını kırlara süremiyor ve otlaklara salamıyordu. Çünkü ot yoktu. Otlar daha İlkbaharın ilk günleri sararmaya başlıyordu.
Bu sene yağan yağmurlarla farklı ve ümit verici bir durum ortaya çıktı. Sonbaharda köylünün ve çiftçinin beklediği oldu. Kışta kışlığını yapar, keskin soğuğunu karla yumuşatır ve toprak donmazsa inşallah önümüzdeki Yaz, bereketli olacağa ve verimli geçeceğe benziyor.
Bu ortamda toprakla uğraşan, toprağın verdiğiyle beslenen ve giyinen, diğer ihtiyaçlarını karşılayan insana düşen önemli bir görev veya görevler var:
Her şeyden önce bu nimeti bize verenin, yer yüzünü gökten indirdiği sularla dirilten ve bereketli hale getirenin Allah olduğunu bilmek ve düşünmek. Bu işle uğraşan bir kimse; “Toprağımı vaktinde nadas ettim, gübreyi bolca attım, zamanında ilaçladım ve suyunu eksik etmedim de onun için mahsul bol oldu.” dememeli. “Bunların hepsini zamanında eksiksiz yaptım, sebeplerini işledim, Allah'a mütevekkil oldum, O da bu nimeti verdi.” demeli ve böyle inanmalı.
Kur'an-ı Kerimde:
“Şöyle ki; yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak (beslemek) içindir.” (Abese Suresi, ayet; 25-32)
“Gecenin ve gündüzün değişmesinde, Allah'ın gökten indirmiş olduğu rızkta (yağmurda) ve ölümünden sonra yeri onunla diriltmesinde, rüzgarları değişik yönlerden estirmesinde, aklını kullanan toplum için dersler vardır.” (Casiye Suresi, ayet; 5)
Buyrulur.
Ayeti kerimelerde işaret edildiği gibi toplumun aklını kullanması, nimeti veren Allah'ın bilinmesi, lüks ve israftan kaçınılması menfaatinedir. Aklını kullanan toplumlar için Allah'ın verdikleri nimet olur. Aklını kullanmayan veya kullanamayan toplumlar için Allah'ın verdikleri felâket olur.
Aklı kullanmak ne demek:
Köylüler veya çiftçiler, bol yağmurla toprağın yeşerdiğini ve ekilenlerin yemyeşil çıkmaya başladığını görünce yani mahsulün bol olacağını anlayınca, çok şükür eski borçlarımı rahat ödeyeceğim sevinci ve hazırlığı yerine, sanki hiç borcu yokmuş gibi yeniden borçlanmaya başlar. Bedeli harmanda veya pancarda ödenmek üzere alış-veriş yapar. Eski borçlarını ödemediği gibi, yeniden borç yükü altına girer. Harman zamanı ve pancar toplama zamanı gelir geçer, elde ettiği mahsul hesapsız hareket ettiği için borcunu ödemeye yetmez. Aklını kullanmayanlar böyle hareket ederler ve güç durumda kalırlar.
Aklını kullanan toplum ise; “Çok şükür bu sene Sonbahar ve Kış iyi geçti. Allah bilir, ama mahsul iyi olacağa ve yıl bereketli geçeceğe benziyor. Ufak tefek ihtiyaçlarımız olsa da borçlanarak almaya değmez. Önce bir neticeyi görmek lazım. Harmandan elde ettiğimiz gelirle önce şu eski borçları bir bir ödemeliyim. Borçlarımı ödedikten sonra elimde avucumda kalana bir bakarım. Borçlanmadan bir şeyler alabilecek durumda isem alırım. Değilse bekler ve sabrederim. Aklım ve ferasetim bana böyle yapmamın çıkarıma olacağını söylüyor.” şeklinde düşünür
Allah kullarına çeşitli nimetler veriyor. Yeryüzüne gökten indirdiği sularla kupkuru toprağı diriltiyor, yeşertiyor ve bereketlendiriyor.
Kur'an-ı Kerimde:
“O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim ve çok nankördür.” (İbrahim Suresi,ayet; 34)
“Allah'ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Hakikaten Allah, çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” (Nahl Suresi, ayet; 18)
Buyrulur.
Aşağıdaki ayetler de mutlaka dikkate alınmalı, anlamları üzerinde durulmalı ve anlamlarından ders çıkarılabilecek şekilde düşünülmeli.
“Siz, hiçbir şey bilmez iken Allah sizi, analarınızın karnından çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl Suresi, ayet;78)
Allah'ın verdiği bu nimetlere şükretmenin şekli ve usulü, nimetleri O'nun verdiğini bilmek, yolunda kullanmak ve rızasına uygun sarf etmektir.
“Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki Rabbın kimsenin şükrüne muhtaç değildir. O lütufkâr ve kerem sahibidir.” (Neml Suresi, ayet; 40)
Allah'ın vermiş olduğu nimetleri, rızasına uygun sarf etmek ve kullanmak akıllıca ve ahlâkî olur. Akıllıca hareket edip lüks ve israftan, lüzumsuz borçlanmalardan mutlaka kaçınmak gerekir. Lüks ve israfın, hesapsız borçlanmaların onurumuzu zedeleyeceğini unutmamamız gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi