Takkelerin Hesabını Veremedim
Her Müslüman’ın evinde olduğu gibi, benim evimde de 8-10 adet namaz takkesi var. Ben emekli din görevlisi olduğum için ayrıca sarık ve cübbem de var. Rüyamda sarık ve cübbenin hesabını değil de, bu bembeyaz takkelerin hesabını soruyorlardı.
Bu takkeler, nasıl olduysa toplu halde bir arkadaşımın evinde ele geçmiş. Veya o kimse takkeleri benim evimden habersiz aldırmış. Benim kendisine karşı sorumlu olduğum makamdaki zata, takkeleri ihbar etmiş. O zatta bu takkeleri nereden aldın veya nereden buldun diye suçlayıcı bir üslupla benden soruyor:
Takkeler çok olduğu için şüphe uyandırıyor. Her hangi bir kimse de bir veya iki takke olurmuş. Acaba ben de neden bu kadar çok takke varmış?
Ben de bulanık bir ortamda cevap vermeye çalışıyorum: “Bu takkelerin bir kısmını kendim satın aldım. Bir kısmını hacca giden tanıdıklarım verdi. Bir kısmını da akrabalarım ördü ve bana hediye ettiler.” demeye çalışıyorum.
O sormadan ben, iyi niyetimi ispatlamak için, “Ben de başka takkeler de var” diyerek onların eline geçmeyen kutuyu da açıyorum. Rengârenk takkeleri de gösteriyorum. O kadar kendimden eminim ki, suçlandığım halde, diğer takkeleri de önlerine seriveriyorum. Bunlara da bakın dercesine. Kendi kendime de; “Bu adam memur olduğu halde takke ticaretimi yapıyor, hacılara takke mi satıyor. Bizim haberimiz olmadan menfaat mi sağlıyor (Bir zamanlar Diyanet İşleri Başkanlığında hacdan sorumlu başkan yardımcısı idim) diye akıllarına gelebilir, diye düşünüyorum. Başkan yardımcısı iken öyle şüpheye yol açacak bir iş yaptım mı yapmadım mı diye o memuriyet dönemini onlara çaktırmadan kontrolden geçiriyorum.
Varlığını bildiğim, zaman zaman sıra ile kullandığım, bir kaçını ihtiyacı olanlara verseydim diye düşündüğüm takkeler bir hayli rüyamda beni meşgul etti. Açıktan şüphelenmeseler ve suçlamasalar bile sorumlu olduğum makamdaki şahsa tam cevap veremedim ve takkelerin bana niye geldiğini ve neden bu kadar çok olduğunu, şüpheleri ortadan kaldıracak açıklıkta anlatamadım. Rüyadaki mahcubiyetten kurtulmak için üzüntü ile uyandım. Uyandıktan sonra da rüyamda olup bitenleri irdelemeye ve iradem dışında gerçekleşen bu serüvenden ders çıkartmaya çalıştım.
“İyi ki benim takkelerim var. Onların hesabını soruyorlar. Uyanıkken sorsalar takkelerin geliş hikâyelerini teker teker anlatırım. Uyanık iken sormuyorlar da rüya da soruyorlar. Şöyle bir mukayese yapmak geçti aklımdan. Sanki ahirette bu dünyadaki amellerimizin hesabının bizim irademizin ve yönlendirmemizin dışında sorulması gibi.
Şükürler olsun ki; takkelerin hesabını soruyorlar. Ya benim çokça gayrimenkulüm, ticaret malım, nakit param, altınım gümüşüm ve dövizim olsa da onların hesabını sorsalardı ben ne yapardım, nasıl cevap verirdim. Takkelerin hesabını vermekte ve işin içinden sıyrılıp çıkmakta bu kadar zorlandığıma, uykuda keyfim ve rahatım kaçtığına göre onların hesabını hiç veremezdim.
“Rüyada sorulduğu gibi yarın ahirette de takkelerin (amellerin) hesabı sorulacak, ona göre hazırlıklı ol, malını mülkünü gözden geçir…” demek mi isteniyor.
Bu rüyadan kendi adıma çıkardığım netice:
Demek ki bu namaz takkeleri bile fazla miktarda bulunması sebebiyle ahirette, o büyük soruşturma ve araştırma gününde belki benden sorulacak. Bu takkeleri nasıl temin ettiğimin ve niye ihtiyaçtan fazla bulundurduğumun hesabını vermek zorunda kalacağım.
“Başkasının evinde hiç takke yokken veya az varken benim evimde nereden geldiği tam belli olmayan bu kadar çok takke neye var? Bir veya iki takke sana yeterdi, diğerlerini ihtiyaç sahiplerine neden vermedin?” diye sorarlarsa ben ne cevap vereceğim?
Bütün bunların ölümden sonra sorulabileceği rüyalarımızda bile bize hatırlatılıyor, kısa bir an için de olsa o hâlet-i ruhiye yaşatılıyor.
Rüyamda da olsa bu dünyada takkelerin hesabını tam veremedim. Ahirette küçük büyük, az çok, gizli açık, bilerek bilmeyerek işlenen günah hanesine yazılmış amellerin hesabını nasıl vereceğim?




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.