Sosyal etki ve oyuncak insanlar

 

İnsan sosyal etkiye açık bir varlıktır. Tepkileri kendi cinsinden varlıkların tepkilerine göre roller kapsamında belirlenmiştir. Kendisine biçtiği ya da toplum tarafından kendisine giydirilmiş elbiseyi üzerine giyip dünya denilen sahnede arzı endam eder.

 Bir şey gördüğünde ya da işittiğinde etkilenir. Bu etkiden sonra tepki geliştirip tutumlarını buna göre belirler. Etki ve tepkiler insan biyolojisi ve psikolojisi gereği değişkenlik gösterse de bu tepkilerin hepsi önceden belirlenebilir ve bilinebilir. Yakını ölen bir insanin kahkaha atıp sevinmesi eğer bu insan anormal değilse önceden bilinebilir. Onun acısı ile günlerini geçirir. Ya da çocuğu olan bir anne- babanın çocuğu olduğunda vereceği tepki bellidir. Trafikte bir insanı sıkıştırıp arabasını taciz ederseniz, durduk yere sokak da yürüyen bir insanın suratına yumruk atarsanız ya da ona küfrederseniz vereceği tepkiler bellidir. Bu örnekler bireysel ilişkilerle alakalıdır. Bireysel ilişkilerle örülen toplumsal ağda da aynı şekilde tepkiler öngörülür. Bir yerde zulüm olduğunun haberi sosyal medyadan yapıldığında insan tepkisini ortaya koyar ve sosyal medya üzerinden paylaşımlarda bulunur. Kimisi gerçekten zulmü duyurmak isterken kimisi öteki insanlar paylaştığı için duyarlı bir insan olma rolünü oynar.  İnsanın tepkilerinin belirlenebilir, tahmin edilebilir olması çok ilginç bir durumdur. İlginçliği ise yaşadığımız dünyada bulunan coğrafyaların yönetim şeklinden kültürüne kadar her alanda insanların tepkilerinin üzerinden getirim elde edilir olması, toplumlun genel karakterinin bireylerin tutumları üzerindeki değişime örnek olmasıdır.

Oyuncak bir arabayı kurup yere bıraktığınızda o kurulduğu miktarda ilerleyecektir. İşte siyaset budur, algı operasyonu budur, reklam ve propaganda tam olarak budur. İnsan oyuncağı çeşitli araçlarla kurulur; bu bir reklam olabilir, etkili bir hitabet, sosyal medyada yer alan aslını bilmediğimiz ya da merak edip araştırmayıp cumbadan atladığımız resim ve haber afişleri… Bunu gören insan kurulduğu miktarda tepki verir. Haberin ya da bilginin aslına ulaşmayı, -"bu haber ya da bilgi doğru mudur, yanlış mıdır, aslı var mıdır, amaç nedir"-  alışkanlık edinmemiş zihinlerin yönetilmesi, kanalize edilmesi bu yolla olur. İlgi çekici bir konuda sosyal medyada ortaya çıkmış uydurma bir haberi gözlerini büyütüp şaşırarak izleyen insan oyuncağı kurulup ilerlemeden önce kendi cinsi ile paylaşma ihtiyacı hisseder.

Geriye çekilip izlediğimizde hakikat arayışı ve doğruya ulaşmayı amaç edinmiş, millet ve memleket için fayda mülahaza eden insanlar ve yığınlar görmeyiz. Grupların, cemaatlerin, toplulukların menfaatlerini her şeyden ön planda tuttuğuna şahit oluruz. Yetişme tarzıyla ya da taklitle,  düşünme ve akletme yerine sürekli ithal edilmiş hazır fikirlerle elde edilen bireysel birikimlerin yarar sağlaması söz konusu olamaz. Bunlarla donanmış insanların ancak ve ancak üstünlük kurma, güç elde etme ya da haklı veya haksız ötekileri bastırma yoluna girdiğini gözlemleriz. Sosyal medyada yapılan yorum ve atışmalardan siyasi sahadaki yorum ve atışmalara kadar hemen hepsi; temsil ettiği, içinde bulunduğu, benimsediği topluluğun üstünlük kurma mücadelesine önem verirken etik kaygıları ve yararcılığı, çözüme ulaşmayı bir kenara bırakıp insanları kutuplaştırır. “Senin hakikatin sana, benim hakikatim bana” anlayışı hâkimdir; ancak tutulan taraflar kültürel çeşitlilik ve düşünce zenginliğinden ziyade boş laflarla uzun uzadıya tartışmalara ve bel altı muhabbetlere yerini bırakır. Hakikat arayışı amaç değil,  göz ardı edilmiş beyhude bir uğraşıdır!

Etkiye tepkinin temelinde insan psikolojisi ve biyolojisinin yanı sıra gelenek-görenek ve din, bilgi ve düşünce vardır. Genel kapsamda bu kavramlar bir toplumun hadiseler karşısında eğilimini belirler. İnsanı kurulmuş bir oyuncak, oynatılası bir kukla olmaktan kurtaran şey ise hiç şüphesiz ki düşünmek eylemidir. Sosyal etkinin olmadığı bir topluluk tasavvur edilemez. Fakat aklını kullananlar sosyal etkinin zararlı ve olumsuz yönlerini asgariye indirilebilir.    

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi