Sosyal dayanışmanın adresiydiler! Sayıları hızla azalıyor

Sosyal dayanışmanın adresiydiler! Sayıları hızla azalıyor
Merhaba Gazetesi yazarlarından Murat Yaylacı, sosyal medyasından yaptığı bir paylaşımda Konya’da bulunan kerpiç yapılı köy odalarının fotoğrafını paylaştı. Yaylacı, köy odalarının sosyal dayanışmayı sağladığını söyledi.

Konya Karakaya’da ve Yağlıbayat'ta bulunan köy odalarının fotoğrafını paylaşan Merhaba Gazetesi yazarlarından Murat Yaylacı, Konyalıları, maziye götürdü. Halen bazı bölgelerde köy odasında oturma alışkanlığı devam ediyor.

MACAR ARAŞTIRMACININ KONAKLADIĞI ODA HÂLÂ AYAKTA

Yaylacı, “Konya Karakaya'da bir oda. Anadolu köylerinde odalar sosyal dayanışmanın sağlandığı, Türk konukseverliğinin en güzel örneklerinin sergilendiği yerlerden biridir. 1913 yılında Temmuz ayında Macar araştırmacılardan Bela Hovart Konya’dan yola çıkıp doğuya doğru ilerlerken Yağlıbayat köyüne uğramış bu odada bir gece konaklamıştır” dedi.

yaylaxi-001.jpg

KÖY ODALARINDA SAYGI DA SOHBET DE BAŞKAYDI

Köy odaları Anadolu köylerinin irfan mekanı olarak biliniyor. Köyün uygun yerine, taş ya da kerpiçten, tek katlı yapılan yapılar, dışarıdan gelen misafirlere de ev sahipliği yapar. KÖ sakinleri, tüm gününü bu odalarda geçirir. Köy odası herkese açıktır. Odanın her yaştan müdavimi olur. Odanın bakımı, temizliği, odada yeme içme işleri nöbetleşe yapılır. Tarla takım işleri, hayvanların bakımları ve günlük hadiseler odalarda dile getirilir. Köy odasında büyüklerin yanında oturulurken ayak ayak üstüne atılmaz. Yaş sırasına göre dizilip tek diz üzerine oturulur. Civar köylerden gelen haberler de bu odalarda konuşulur. Hasret kalınan köy odaları; sıcak çayların içildiği, acı kahvelerin paylaşıldığı, hatırın, hürmetin sayıldığı yerler olarak hafızalarda kaldı.

yaglibayat-001.jpg

YAĞLIBAYAT’TAN TARİHE DÜŞÜLEN NOTLAR

Bela Hovart'ın Yağlıbayat’ta konaklamasının ardından bir not tuttuğunu söyleyen Murat Yaylacı, Hovart’ın notundan bir bölümü paylaştı: "Tatar göçmenlerinin köyündeyiz. Biz buraya geleli çok olmadı, diye anlatıyorlar. Rusya'dan göçtük buralara. Kimimiz Sivastopol'dan, kimimiz Moskova'dan, kimimiz ise Kırım Yarımadası'ndan geldik. Oralarda hayat çok zor: İnsan çok, toprak ise az. Ama bizi en çok zorlayan üzerimizdeki baskılar ve askerlik konusuydu. Orduda Müslüman ve Hıristiyan askerler arasında fark gözetmiyorlar ve bu nedenle bize domuz eti bile yediriyorlardı. Dayanamadık ve 8-10 sene kadar önce terk ettik o toprakları… Köyün oldukça yakınında antik bir Bizans kalınnsıyla karşılaşıyoruz. Mermer kalınnlar burada bir zamanlar bir kent olduğuna işaret ediyor. Aradan geçen binlerce yıllık zamana rağmen dirençle ayakta kalabilen harabelerden bu şehrin -adını artık bugün kim bilebilir?- eski Anadolu geleneklerine uygun olarak bir tepe üzerinde inşa edildiği sonucuna varıyoruz. Tepenin malzemesi ise, bu yükseltinin doğal olmadığını, özel olarak oluşturulduğunu gösteriyor. Çünkü çevre hep kayalık olmasına rağ men tepe sadece toprak birikintisinden şekillenmiş. Tepenin çevresindeki izlerden, bir zamanlar boydan boya kale duvarlarıyla kuşanldığını anlıyoruz. Şehrin taş döşenmiş yollarının, mermer tapınaklarının, çeşmelerin ve binaların temellerinin izleri hala son derece belirgin. Bina duvarlarında kullanılan taşları birbirine tutturmak için kireçli bir madde kullanıldığı belli oluyor. Etrafa dağılmış sütun başları, eşik parçaları, kapı mermerleri bir zamanların görkemli hayatının izlerini bugüne taşıyor. Şehrin inşasında kullanılan ahşap malzeme yok olup gitmiş, ama mermer inatla direniyor ve binlerce yıl sonra yörenin yeni sahipleri bu yazılı ve işlemeli kitabeli taşları binalarında kullanıyor, değirmen taşı yapıyor, evin temeline koyuyorlar. Dünya tarihinin ne kadar çok yazılı belgesi burada sonsuza kadar saklı kalacak kim bilebilir? Yazılı taşın değeri burada o taşın inşaatta ne kadar kullanılabileceğine bağlı! Bir iki tapınağın heykel parçası ve defne yaprak işlemeli sünın başlığını sahibi bize 1 kuruşa sattı."


Kaynak:Mesut Turan

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum