Sille Dergisi
Yayınlanma:
Silleyi Kalkındırma ve Tanıştırma Derneği tarafından yayınlanan “Beşbin Yıllık Kültür Vadisi SİLLE” dergisinin ikinci sayısı da okurlarıyla buluştu. ‘Pırıl pırıl’ bir baskı. İçeriği ise ‘Pırlanta’ yazılarla dopdolu.
Silleyi kalkındırma ve Tanıştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Kapar, “Sille’nin sesi, gözü ve kulağı olmasını istediğimiz dergimizin ikinci sayısını çıkarmanın mutluluğu içindeyiz” demektedir.
Prof. Dr. Mehmet Ali Kapar, Sille Dergisi ile günümüzde yapılan faaliyetleri ve Sille adına duyurulması gereken haberleri yayınlamanın yanı sıra tarih ve kültür adına Sille’ye ait bilinmeyen ve gizli kalan bir takım değerleri yazılı hale getirerek bilgi ve belge niteliğindeki malumatın genç nesle aktarılmasını sağlamayı amaçladıklarını ifade etmektedir.
Sille Dergisi’nin sayfalarını açmaya devam edelim:
Ak Mahalle Muhtarı Musa Çeliktaş, Subaşı Mahalle Muhtarı Mustafa Saçı tanıtıldıktan sonra Maden Yüksek Mühendisi Şaban Şakar “Ekolojik Yapı” başlığı ile Sille’deki madenleri tanıtmaktadır. Gazeteci-Yazar Mustafa Balkan “Bir Portre” köşesinde İstiklal Madalya Sahibi Silleli Öğretmen İsmail Nazif Baykal’ı tanıtmaktadır. İsmail Nazif Baykal, 1896 yılında Sille’de dünyaya gelmiş, 12 Aralık 1959 yılında ise İstanbul’da Suadiye’deki evinde vefat etmiştir. Sina’da gösterdiği başarısından dolayı takdirname ve İstiklal Savaşı’nda vatan hizmetinde bulunduğu için İstiklal Madalyası almıştır. Mustafa Balkan, İsmail Nazif Baykal hakkındaki geniş bir yazısı ile bizlere tekrar tanıttığından dolayı da teşekkür etmeden geçemeyeceğim.
Mehmet Koçyiğit, “Gelenek-Göreneklerimiz” başlıklı yazısında “Sille’de Ölüm ve Taziye”yi anlatmaktadır. Mehmet Koçyiğit kültürümüzün çok önemli bir konusunu kaleme almıştır. Mehmet Erdönmez “El Sanatları” başlığı ile Sille’nin bir başka yönünü bizlere tanıtmaktadır. “Sille’de Toprak İşçiliği”ni kaleme almıştır. Mehmet Erdönmez, insanoğlu sıvı maddeleri taşımak ve saklamak için bir arayış içine girdiğini bunun neticesinde de topraktan ihtiyacını giderecek kap-kacak yapmaya başladığını vurguladığı yazısında doyurucu bir bilgi vermektedir.
Mimar Ali Samur, “Mimari” başlıklı yazısında Sille’nin bir başka kültürünü bizlere anlatmaktadır. Sille Evlerini kaleme almış. Ali Samur, Sille Evi’nin geleneksel Türk Mimarisi ile tam bir uyum içinde olduğunu ifade etmektedir. Ali Samur yazısını fotoğraflarla desteklemiş ve ortaya çok güzel bir kompozisyon çıkmıştır. Fotoğraftaki, bir eve hayran kaldım ve içimden hemen onarıp içine taşınmak geldi. Ümit ederim ki, bizim gibi içinden geçenler de bu evlerini onarırlar.
Mehmet Kılınçaslan “Fenerci Mustafa” namıyla anılan Mustafa Selçuk ile bir söyleşi yapmıştır. Mustafa Selçuk’un 1928 doğumlu olduğunu öğreniyoruz ve “Silleli’nin ömrü gurbette geçerdi” diyor Mustafa Selçuk.
Doç. Dr. Mehmet Azimli “ilim Adamları” sayfasında Hacı Hafız Mehmet Efendi’yi tanıtmakta bizlere. Hacı Hafız Mehmet Efendi 1815 tarihinde Sille’de dünyaya gelmiş ve 1871 tarihinde de Sille’de vefat etmiştir. Doç. Dr. Mehmet Azimli çok titiz bir çalışma sonunda kaleme aldığı bu yazısında bizlere Hacı Hafız Mehmet Efendi’yi tanıtmakla kalmamış ilim camiasına da bir ışık tutmuştur.
Ahmet İnci, “Şairler” köşesinde Âşık Mansur’u tanıtmaktadır. Âşık Mansur 1907-1991 yılları arasında Sille’de yaşamış bir halk aşığıdır. Sille tarih boyunca bir âşıklar kentidir. Âşıklık geleneği burada hep yaşaya gelmiştir. Bu geleneği sürdürmek için de genç âşıkların elinden tutulmalıdır. Dernek olarak bu konuda bir yarışma da düzenleyeceğini ümit ederim.
Salih Zeki İnci, “Sosyal Etkinlikler” başlıklı yazısında Sille’de yapılan sosyal etkinlikleri anlatmaktadır. Doyurucu bir bilgi vermektedir.
Sizden gelenler köşesinde de Sillelilerden gelen resim ve bilgiler konulmuştur. Bir sayfada kaybedilenlere ayrılmıştır. Kimlerin dünyaya “Merhaba” dediğini, kimlerin ise dünyaya “Elveda” diyerek aramızdan ayrıldığını bu sütunlarda da öğrenmek mümkün.
Sille Dergisi’nin ikinci sayısının arka kapağında ise “Sille Destanı” yer almıştır. Yazımı ben de Sille Destanı ile noktalamak istiyorum.
Silleyi kalkındırma ve Tanıştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Kapar, “Sille’nin sesi, gözü ve kulağı olmasını istediğimiz dergimizin ikinci sayısını çıkarmanın mutluluğu içindeyiz” demektedir.
Prof. Dr. Mehmet Ali Kapar, Sille Dergisi ile günümüzde yapılan faaliyetleri ve Sille adına duyurulması gereken haberleri yayınlamanın yanı sıra tarih ve kültür adına Sille’ye ait bilinmeyen ve gizli kalan bir takım değerleri yazılı hale getirerek bilgi ve belge niteliğindeki malumatın genç nesle aktarılmasını sağlamayı amaçladıklarını ifade etmektedir.
Sille Dergisi’nin sayfalarını açmaya devam edelim:
Ak Mahalle Muhtarı Musa Çeliktaş, Subaşı Mahalle Muhtarı Mustafa Saçı tanıtıldıktan sonra Maden Yüksek Mühendisi Şaban Şakar “Ekolojik Yapı” başlığı ile Sille’deki madenleri tanıtmaktadır. Gazeteci-Yazar Mustafa Balkan “Bir Portre” köşesinde İstiklal Madalya Sahibi Silleli Öğretmen İsmail Nazif Baykal’ı tanıtmaktadır. İsmail Nazif Baykal, 1896 yılında Sille’de dünyaya gelmiş, 12 Aralık 1959 yılında ise İstanbul’da Suadiye’deki evinde vefat etmiştir. Sina’da gösterdiği başarısından dolayı takdirname ve İstiklal Savaşı’nda vatan hizmetinde bulunduğu için İstiklal Madalyası almıştır. Mustafa Balkan, İsmail Nazif Baykal hakkındaki geniş bir yazısı ile bizlere tekrar tanıttığından dolayı da teşekkür etmeden geçemeyeceğim.
Mehmet Koçyiğit, “Gelenek-Göreneklerimiz” başlıklı yazısında “Sille’de Ölüm ve Taziye”yi anlatmaktadır. Mehmet Koçyiğit kültürümüzün çok önemli bir konusunu kaleme almıştır. Mehmet Erdönmez “El Sanatları” başlığı ile Sille’nin bir başka yönünü bizlere tanıtmaktadır. “Sille’de Toprak İşçiliği”ni kaleme almıştır. Mehmet Erdönmez, insanoğlu sıvı maddeleri taşımak ve saklamak için bir arayış içine girdiğini bunun neticesinde de topraktan ihtiyacını giderecek kap-kacak yapmaya başladığını vurguladığı yazısında doyurucu bir bilgi vermektedir.
Mimar Ali Samur, “Mimari” başlıklı yazısında Sille’nin bir başka kültürünü bizlere anlatmaktadır. Sille Evlerini kaleme almış. Ali Samur, Sille Evi’nin geleneksel Türk Mimarisi ile tam bir uyum içinde olduğunu ifade etmektedir. Ali Samur yazısını fotoğraflarla desteklemiş ve ortaya çok güzel bir kompozisyon çıkmıştır. Fotoğraftaki, bir eve hayran kaldım ve içimden hemen onarıp içine taşınmak geldi. Ümit ederim ki, bizim gibi içinden geçenler de bu evlerini onarırlar.
Mehmet Kılınçaslan “Fenerci Mustafa” namıyla anılan Mustafa Selçuk ile bir söyleşi yapmıştır. Mustafa Selçuk’un 1928 doğumlu olduğunu öğreniyoruz ve “Silleli’nin ömrü gurbette geçerdi” diyor Mustafa Selçuk.
Doç. Dr. Mehmet Azimli “ilim Adamları” sayfasında Hacı Hafız Mehmet Efendi’yi tanıtmakta bizlere. Hacı Hafız Mehmet Efendi 1815 tarihinde Sille’de dünyaya gelmiş ve 1871 tarihinde de Sille’de vefat etmiştir. Doç. Dr. Mehmet Azimli çok titiz bir çalışma sonunda kaleme aldığı bu yazısında bizlere Hacı Hafız Mehmet Efendi’yi tanıtmakla kalmamış ilim camiasına da bir ışık tutmuştur.
Ahmet İnci, “Şairler” köşesinde Âşık Mansur’u tanıtmaktadır. Âşık Mansur 1907-1991 yılları arasında Sille’de yaşamış bir halk aşığıdır. Sille tarih boyunca bir âşıklar kentidir. Âşıklık geleneği burada hep yaşaya gelmiştir. Bu geleneği sürdürmek için de genç âşıkların elinden tutulmalıdır. Dernek olarak bu konuda bir yarışma da düzenleyeceğini ümit ederim.
Salih Zeki İnci, “Sosyal Etkinlikler” başlıklı yazısında Sille’de yapılan sosyal etkinlikleri anlatmaktadır. Doyurucu bir bilgi vermektedir.
Sizden gelenler köşesinde de Sillelilerden gelen resim ve bilgiler konulmuştur. Bir sayfada kaybedilenlere ayrılmıştır. Kimlerin dünyaya “Merhaba” dediğini, kimlerin ise dünyaya “Elveda” diyerek aramızdan ayrıldığını bu sütunlarda da öğrenmek mümkün.
Sille Dergisi’nin ikinci sayısının arka kapağında ise “Sille Destanı” yer almıştır. Yazımı ben de Sille Destanı ile noktalamak istiyorum.
SİLLE DESTANI
Sille’nin derdini anlatsam pek çok,
Ağla sızla derin düşün fayda yok,
Sanki akciğere saplandı bir ok,
Sille yok oluyor yoktur kayıran,
Gelde gör Karataş Camisi viran.
Sille’nin derdini anlatsam pek çok,
Ağla sızla derin düşün fayda yok,
Sanki akciğere saplandı bir ok,
Sille yok oluyor yoktur kayıran,
Gelde gör Karataş Camisi viran.
Hicret hastalığına uğradı derde,
Sille talihine çekildi perde,
Hacısı hocası eşrafı nerde,
Sille yok oluyor yoktur kayıran,
Gel de gör Cami-i Cedit de viran.
Sille talihine çekildi perde,
Hacısı hocası eşrafı nerde,
Sille yok oluyor yoktur kayıran,
Gel de gör Cami-i Cedit de viran.
Zengini hünerlisi bilgini gitmiş,
Ana yurdu bilmem kime devretmiş,
Yıkılan evlerle mahalle bitmiş,
Sille yok oluyor yoktur kayıran,
Gel de gör Orta Cami de viran.
Ana yurdu bilmem kime devretmiş,
Yıkılan evlerle mahalle bitmiş,
Sille yok oluyor yoktur kayıran,
Gel de gör Orta Cami de viran.
Hey Mansur ne kara talihin varmış,
Mamur devri geçmiş virane kalmış,
Gidenin derdiyle kalanlar yanmış,
Sille yok oluyor yoktur kayıran,
Han hamam çarşı pazarı viran.
Mamur devri geçmiş virane kalmış,
Gidenin derdiyle kalanlar yanmış,
Sille yok oluyor yoktur kayıran,
Han hamam çarşı pazarı viran.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.