Savaş böyle kazanıldı
Yayınlanma:
Doç. Dr. Kadir Özköse: Geçen yüzyıla ışık tutan İslâmî akımlardan olan Senûsî hareketinin şeyhi Ahmed Şerif, bizzat Mustafa Kemalin yanında yer alarak Anadolunun istiklâline kavuşmasında önemli destekte bulunmuştur
Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbeti’nde, emperyalizme karşı Afrika’da tasavvufî direniş hareketleri dile getirildi.
Ensar Yayınları arasında çıkan “Libya’daki Tasavvufî Hayat: Senûsiyye Tarikatı” adlı eserinden yola çıkarak Kuzey Afrika’daki sömürgeci emperyalist yayılmacılığa karşı direnen tasavvufî ekollerden Senûsiyye Tarikatı’nı anlatan Cumhuriyet Üniversitesi İlâhiyat Fak. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Özköse, genelde İslâm dünyası, özelde Afrika’nın, 19. yüzyıldan beri yoğun bir çalkantı dönemi içerisinde bulunduğuna dikkat çekerek “İslâm dünyasının bu en umutsuz döneminde, Senûsîlik, Kur’ân ve sünnete dönmeyi, Kur’ân’ın esprisini kavramayı, saf ve katıksız İslâm inancını benimsemeyi, Hz. Peygamber (s.a.v.)’i örnek almayı, ona uymayı öngörmüş, cehaletten kurtulmayı, kültürel dinamiklerin ortaya çıkarmanın çabasını gütmüştür” dedi.
Sille Kültür Evi’nde, seçkin ve kalabalık bir dinleyiciye 1,5 saat süren bir konuşma yapan Doç. Dr. Kadir Özköse, Senûsîyye tarikatının 1835’de Cezayirli Muhammed b. Ali es-Senûsî tarafından kurulduğunu ve bu tasavvufî ekolün Kuzey Afrika başta olmak üzere kısa zamanda kıtanın diğer bölgeleri ile Hicaz ve Orta Doğu’da yayılarak kurumlaştığını söyledi. Özellikle Afrika’daki Hıristiyan misyonerlik hareketlerine karşı İslâm’ı tebliğ faaliyetlerine girişen Senûsîler’in, kalabalık kitlelerin Müslümanlaşmasını sağladıklarını dile getiren Doç. Dr. Özköse, Senûsî hareketinin Milli Mücadele’ye de destek verdiğini belirterek “Dönemin Senûsî şeyhi Seyyid Ahmed Şerif, bizzat Mustafa Kemal’in yanında yer almış ve Anadolu’nun istiklâline kavuşmasında önemli destekte bulunmuştur” diye konuştu.
Afrika’daki dönüşüm arenalarında Osmanlı’nın, 15. yüzyılın başlarından itibaren 450 yıl süren bir bekâsı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Özköse, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya dahil Afrika ve Ümitburnu’na kadar İslâmiyet’in yayılmasında derviş zümrelerinin önemli rol oynadığını söyledi. Tasavvufun Afrika’da 900’lü yıllarda yayılmaya başladığını ve 19. yüzyılda büyük bir ivme kazandığına işaret eden Doç. Dr. Özköse, Afrika’nın bahtını emperyalizmin, ve dolayısıyla sömürgeciliğin değiştirdiğini kaydederek “O dönemde Afrika’da misyonerlik, siyasal yürüyüşün ve gücün adı olmuştu” diyerek sömürgeci batı ve hristiyan misyoner hareketlerine karşı Derviş Zümreleri (Sufî Hareketler)’nin önemli rol oynadığını söyledi.
CALLUD ÜNİVERSİTESİ
Senûsiyye Tarikatı’nın en önemli özelliklerinin başında, Afrika’da Kur’ân öğretme seferberliğini başlatması geldiğini ve “mürid” ile “derviş” olmak isteyenlere; “300 cüz Kurân okumalıdır” gibi şartlar getirildiğini kaydeden Doç. Dr. Kadir Özköse, şöyle konuştu: Bu tasavvufî ekol Callud’da özel bir üniversite kurar. Batılı araştırmacılar tarafından Afrika’nın Oxsford’u olarak görülen Callud Üniversitesi’nden 5 bin 700 öğrenci mezun olur. Bu zaviyelere, Afrika kabilelerinden de bin 930 çocuk yerleştirilir. Her öğrenciye Arapçadan ayrı olarak 2 yerel (kabile) dili bilmek zorunluluğu getirilir. Bu üniversitenin her zaviyesinin bir kütüphane oluşturma zorunluluğu vardır. 1869 sayımına göre Callud Kütüphanesi’nde 8,5 milyon kitap vardır.”
Senûsîyye Tarikatı ile ilgili Osmanlı Devleti tarafından 18 rapor tutulduğunu ve bu raporlar doğrultusunda Senûsîyye Hareketi’ne, 1840’dan itibaren Afrika’da vergi toplama yetkisi verildiğini belirten Doç. Dr. Özköse, “Bir Fransız araştırmacıya göre, Libya Bingazi Eyaleti’nde 1840’da toplanan yıllık vergi 150 bir dirhem altındır. 1840-1850 arasında arasında bu 800 bin dirhem altına çıkıyor. Verginin yüzde 80’i Senûsî Dergâhı’na kalıyor. Geriye kalan yüzde 20’si ise Osmanlı Payitahtına gönderiliyor” dedi.
Afrika’da Senûsîler’den ayrı olarak Ticanîler, Kadirîler ve Arusîler gibi tasavvuf hareketlerinin emperyalist, sömürgeci batılı güçler ile Hıristiyan misyonerlerine karşı büyük mücadele verdiklerini sözlerine ekleyen Doç. Dr. Özköse, Senûsîler’in, Fransa tarafından kurulan Tarikatları İnceleme Müsteşarlığı’nın istihbarî raporları doğrultusunda 1902’de ağır mağlubiyete uğratıldıklarını ve 275 şeyhin idam edildiklerini kaydetti.
Senûsîler’in ana merkezi olan Libya’nın 1910’da İtalyanlar tarafından işgal edilmesiyle 1918’de 17 bin müridin öldürüldüğünü, ikinci şeyh olan Muhammed Mehdî’nin yerine üçüncü şeyh olarak Ahmed Şerif’in geçtiğini sözlerine ekleyen Doç. Dr. Özköse, Ahmed Şerif’in, Sultan Vahdettin’in tahta geçtiği tarihte Türkiye’ye geldiğini söyledi. Doç. Özköse, Ahmed Şerif’in, Mehmed Âkif’le birlikte Millî Mücadele’ye katılmak üzere Ankara’ya geldiğini ve buradan da Anadolu’ya geçerek Konya, Diyarbakır ve Urfa kongrelerinde konuşmalar yaptığını belirterek konuşmasını şöyle tamamladı: “Geçen yüzyıla ışık tutan İslâmî akımlardan olan Senûsî hareketi, Milli Mücadelemize de katılmıştır. Dönemin Senûsî şeyhi Ahmed Şerif, bizzat Mustafa Kemal’in yanında yer alarak almış ve Anadolu’nun istiklâline kavuşmasında önemli destekte bulunmuştur.” Senûsîler ile ilgili dünyada araştırma yapan 8 araştırmacıdan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Özköse, 1996’da Kuzey Afrika’ya yaptığı gezi sırasında Senûsîler’i araştırırken büyük zorluklarla karşılaştığını ve Türkiye’deki sayılarının da az olduğunu söyledi.
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.