Resûl-i Ekrem İçin Ne Dediler?

Çeşitli kaynaklara göre; kıyamet gününde kabirden ilk önce Resûlullahın (s.a.v) kalkacağı, üzerinde Cennet elbisesi olacağı, Burak üzerinde mahşer yerine gideceği, elinde “Livaülhamd sancağı” bulunacağı, peygamberlerin ve bütün insanların bu sancağın altında duracakları bildiriliyor. Sâdece Müslümanlar değil, bütün insanlar yaratılmış canlıların en üstünü ve faziletlisi olan Peygamberimize hayranlık duyuyor. Aradan 14 asırdan fazla zaman geçmesine rağmen O’nun ve son din İslâmiyet hakkında kimler bakın neler söylemiş, hayranlığını nasıl ifade etmiş, birkaç örnek verelim:

Fransa İmparatoru Napoleon: Allah’ın varlığını ve birliğini, Musa kendi milletine, İsa Romalılara, fakat Muhammed bütün eski dünyaya bildirdi. Arabistan tamamen putperest olmuştu. İsa’dan 6 asır sonra Muhammed, (s.a.v) kendisinden evvel gelmiş olan İbrahim, İsmail, Musa ve İsa’nın Allah’ını Araplara tanıttı. Araplara sokulmuş olan Aryanlar (Arius adlı papaz tarafından kurulan mezhebin mensupları), hakiki İsa dinini bozarak onlara Allah, Allah’ın oğlu, Rûhulkudüs gibi, kimsenin anlayamayacağı doğmaları (tartışma kabul etmeyen bilgi ve inanç) yapmaya çalışıyor, şarkın sulh ve huzurunu tamamen bozuyorlardı. Muhammed onlara doğru yolu gösterdi. Araplara yalnız bir tek Allah olduğunu, O’nun ne babası ne de oğlu bulunmadığını, böyle birkaç Allah’a tapmanın puta tapmaktan kalan saçma bir âdet olduğunu anlattı.

Hindistan’ı İngiliz sömürgesi olmaktan kurtaran Hintli lider Mahatma Gandhi: “İslâm dini yalancı bir din değildir. Hintlilerin bu dini saygı ile incelemelerini isterim. Onlar da İslâmiyet’i benim gibi seveceklerdir. Ben, İslâm dininin Peygamberinin ve O’nun yakınında bulunanların nasıl hayat sürdüklerini bildiren kitapları okudum. Bunlar beni o kadar ilgilendirdi ki, kitaplar bitince bunlardan daha fazla olmamasına üzüldüm. Ben şu kanaate vardım ki, İslâmiyetin çok süratle yayılması, kılıç ile olmamıştır. Aksine her şeyden evvel sadeliği, mantıkî olması ve peygamberinin büyük tevâzuu, sözünü daima tutması, yakınlarına ve Müslüman olan herkese karşı sonsuz bağlılığı yüzünden İslâm dini birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir.

Fransız edibi ve devlet adamı Lamartine: Hazreti Muhammed bir yalancı peygamber miydi? O’nun eserlerini ve tarihini inceledikten sonra bunu düşünemeyiz. Çünkü yalancı peygamberlik iki yüzlülüktür. İki yüzlülükte inandırma kuvveti yoktur; yalanda da doğruluğun kudreti bulunmaz.

Mekânikte bir cisim atıldığı zaman onun varabileceği yer, fırlatma gücü ile orantılıdır. Bir mânevî ilhamın gücü de onun meydana getirdiği eser ile orantılıdır. Bu kadar çok şey taşıyan, bu kadar uzaklara yayılan ve bu kadar uzun zaman aynı kudrette devam eden bir fikir, yâni İslâmiyet yalan olamaz. Bunun çok samimi ve çok inandırıcı olması gerekir. O’nun hayatı, uğraşması, memleketinin hurafelerine ve putlarına kahramanca saldırıp onları parçalaması, puta tapan çoğunluğun hiddetlerine karşı koyma ataklığı, kendine saldırdıkları hâlde, 13 sene Mekke’de buna dayanması, hemşerileri arasında türlü hadiseler çıkartmak ve kendini âdeta kurban yerine koymak gibi hâllere tahammül etmesi, Medine’ye hicreti, durmadan yaptığı teşvikler ve verdiği vaazlar, çok üstün düşman kuvvetleriyle yaptığı savaşlar, kazanacağına olan itimadı, en büyük felâket zamanında bile duyduğu insan üstü güvence, zaferde bile gösterdiği sabır ve tevekkül, sözlerini kabul ettirme hırsı, sonsuz ibadeti, Allah’la olan mukaddes konuşmaları, ölümü, ölümünden sonra da devam eden şan v e şerefi, zaferleri O’nun hiçbir zaman bir yalancı peygamber olmadığını, tam aksine büyük bir imana sahip bulunduğunu gösterir.

Filozof, hatip, peygamber, kanun koyucu, cenkçi, insan düşüncelerini etkileyici, yirmi büyük dünya imparatorluğu ile bir büyük İslâm devleti kuran kişi: İşte Muhammed budur. İnsanların büyüklüğü ölçmek için kullandıkları bütün mikyaslarla ölçülsün; acaba O’ndan daha büyük bir şahıs var mıdır? Olamaz! Bu arada son yıllarda Avrupa’da ve Amerika’da yapılan “Tarih boyunca en büyük insan kimdir, en mükemmel insan kimdir?” gibi araştırmalarında, gerek insan zihni vasıtasıyla, gerekse kompüterlerle yapılsın daima “Hazreti Muhammed’dir” sonucu çıktığını unutmamak lâzım.

Dünyaca tanınmış İskoçyalı ilim adamı Thomas Carlyle: Hazreti Muhammet aleyhisselamdan evvel Arapların bulundukları yerlere kocaman bir ateş parçası sıçramış olsaydı kuru kum üzerinde kaybolup gidecek ve hiç iz bırakmayacaktı. Fakat Hazreti Muhammed aleyhisselâm gelince bu kuru kum dolu çöl, sanki bir barut fıçısına döndü. Delhi’den Granada’ya kadar bütün yerler birdenbire semaya yükselen alevler hâline geldi. Bu büyük zat sanki bir şimşekti. O’nun etrafındaki bütün insanlar, O’ndan ateş alan parlayıcı maddeler hâline dönüştüler.

“Hilye-i Saadet” isimli eserde “Ya Resûlallah! Gücüm yok mehdine/Yaratıldık hep, senin hürmetine/ Hâsılı, ey Şah-ı iklim-i vefa/Sana canım da feda, her şey feda” mısralarıyla övülen “2 cihan Serveri Hz. Muhammed” için fazla söze lüzum var mı? 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi