Partinin Değil, Halkın Temayülü Önemli!
Yayınlanma:
Mart’ta yapılacak belediye başkanlığı ve mahallî idareler seçimiyle ilgili olarak partilerde hazırlık ve siyasî kulislerde hareket başladı. Bu cümleden olarak aralarında İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa ve Konya’nın da yer aldığı Büyükşehir statüsündeki bazı illerde aday tespiti amacıyla temayül yoklaması yapıldı. Önümüzdeki günlerde açıklanması beklenen bu illerin başkan adaylarının isimleri merakla bekleniyor. İstanbul’da Kadir Topbaş ve Ankara’da Melih Gökçek’in yeniden adaylığı kesin gibi görülüyor. Şehrimizde de Tahir Akyürek’in tekrar aday gösterileceği konuşuluyor.
Bu arada Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın beklenmedik istifası Ak Parti’de şok etkisi yaptı. Anavatan Partisi döneminde de Belediye başkanlığı yapan Durak, uzun bir aradan sonra Adanalıların gösterdiği teveccüh sonucu 2004’te de büyük oy farkıyla bu defa Ak Parti’den başkan seçilmişti. İstifasıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada her ne kadar Başbakan Erdoğan’la bir dönem için aday olmak üzere anlaştığını öne sürerek, “Sayın Başbakan’la 5 yıl birlikte hizmet ettik. Süre bitti, o da serbest biz de serbestiz. Kendisine teşekkür ettim” diyerek istifasının gerekçesini daha sonra açıklayacağını belirtmesine rağmen, bazı asılsız haberlerin yapıldığını, kamuoyunun doğru bilgilenmesi açısından istifa gerekçelerinden birisini şöyle açıklama ihtiyacını duyduğunu kaydetti:
“Görevini halktan aldığı destekle sürdüren ve belediyecilikte markalaşan bir insana ‘Partililer ve birkaç aylık ilçe başkanlarıyla temayül yoklaması yaparak adaylık konusunu değerlendireceğiz’ demek öncelikle o insana yıllardır destek veren Adana halkına hakarettir”
Belli ki Aytaç Durak’ın, bu kadar kısa bir açıklama ile 14 yılı bulan Belediye Başkanlığı hizmetine rağmen adaylığı için temayül yoklaması yapılarak hakkında il ve ilçe yöneticilerinin karar vermesine üzüldüğü anlaşılıyor. Şayet yeniden aday gösterilmemesi için çok önemli bir sebep var ve doğrudan söylenemeyip, temayül yoklamasını prestij meselesi yaparak istifası sağlanıp, ayrılması isteniyorsa partinin böyle bir tasarrufuna diyeceğimiz olamaz. Ancak, hiçbir sebep yokken liyakatini ispatlamış, işinde muktedir olan, Adana halkının “İkinci bir Adana meydana getirdi” dediği Aytaç Durak gibi onurunu her şeyin üstünde tutan birisinden bu şekilde tavır konulmasını kabul etmesini beklemek mümkün olmasa gerekir. Nitekim, o da kendisine yakışanı yerine getirerek, bazıları gibi siyasetten ikbâl beklemeye ihtiyacı bulunmadığını, kimseye kapı kulluğu etmeden de kariyer ve karizma sahibi olunabileceğini gösterdi.
Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan, Aytaç Durak’ın istifasıyla ilgili olarak, “Kendi takdiridir. Saygı duyuyoruz” demekle yetindi. Sanıyorum, başkaca diyeceği bir şey de yoktu. Yalvarıp yakarması da beklenemezdi. Ancak, yıllar önce Turgut Özal’ın ricası üzerine Belediye Başkanlığına aday olmayı kabul eden Durak’ın istifasının Ak Parti’ye ne getirip, ne götüreceğini sandıktan çıkacak sonuç belli edecek. Sırası gelmişken Aytaç Durak ile yıllar önce Adana’da ilk defa karşılaştığımda yaptığımız sohbetten bahsetmenin yerinde olacağını düşünüyorum:
Konya Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Cemil Ergen’in Bisiklet Federasyonu Başkanlığı sırasında Merkez Hakem Komitesi Başkanı olarak görev yaptığım 80’li yılların 2. yarısında bölgelerarası bir müsabaka için Cemil Ergen ile beraber Beden Terbiyesi Müdürü Veli Andaç Durak’la makamında hazırlıkları görüşürken, kardeşi Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak da geldi. Tanışma faslından sonra sohbet ederken söz dönüp dolaşıp belediye çalışmalarına gelince, kişilik sahibi ve ne dediğini bilen bir insan olan Aytaç Durak, özetle şunları söylemişti:
“Fabrikası olan, işiyle uğraşan bir insandım. Siyasetle bir ilgim de yoktu. Dönemin Başbakanı Turgut Bey (Özal) benden Belediye Başkanlığına aday olmamı rica etti. Ben de kırmayıp kabul ettim ve Adana halkının teveccühü ile seçildim. Türkiye’de ilk defa yaptığımız masrafın yarısı kadar bir harcama ile temizlik işlerini ve emlâk vergisi toplanmasını özel teşebbüse verdim. Karşılığında yüzde 200 daha fazla vergi gelirimiz olurken, 40 çöp kamyonunda 100’den fazla işçiyi başka işlerde istihdam ederek, hem maaş, yakıt, tamir ve lâstik masrafından kurtulduk, hem de şehir daha temiz oldu.”
O yıllarda Adana Et Kombinası’nda görevli olan Konyalı hakem arkadaşımız Celâl Özçelik ve bazı Adanalı dostlar Aytaç Durak’tan övgüyle bahsederek “İkinci bir Adana meydana getirdi” diye yıllar önce hakkını teslim etmişlerdi. Hatırlanacağı gibi, 1980’den önce Samsun’un eski Belediye Başkanlarından Kemal Vehbi Gül de sahibi olduğu gazetede çıkan bir eleştiri yazısı bahane edilerek, tamamen siyasi amaçlı bir kararla görevinden alınmış, ancak halkın kendisine olan güveni sebebiyle bağımsız aday olup, yeniden başkan seçilmişti. Bu nedenle, gelip geçici bir kısım partilinin kanaati değil, halkın kararının önemli olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir. Vatandaşla hiçbir kaynaşması olmayan, hatta köşe bucak kaçan bazı seçilmişler “Bulunmaz Bursa kumaşı” oldukları için değil, Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsına verilen oylarla koltuğa oturduklarını unutmamalıdır.
“Görevini halktan aldığı destekle sürdüren ve belediyecilikte markalaşan bir insana ‘Partililer ve birkaç aylık ilçe başkanlarıyla temayül yoklaması yaparak adaylık konusunu değerlendireceğiz’ demek öncelikle o insana yıllardır destek veren Adana halkına hakarettir”
Belli ki Aytaç Durak’ın, bu kadar kısa bir açıklama ile 14 yılı bulan Belediye Başkanlığı hizmetine rağmen adaylığı için temayül yoklaması yapılarak hakkında il ve ilçe yöneticilerinin karar vermesine üzüldüğü anlaşılıyor. Şayet yeniden aday gösterilmemesi için çok önemli bir sebep var ve doğrudan söylenemeyip, temayül yoklamasını prestij meselesi yaparak istifası sağlanıp, ayrılması isteniyorsa partinin böyle bir tasarrufuna diyeceğimiz olamaz. Ancak, hiçbir sebep yokken liyakatini ispatlamış, işinde muktedir olan, Adana halkının “İkinci bir Adana meydana getirdi” dediği Aytaç Durak gibi onurunu her şeyin üstünde tutan birisinden bu şekilde tavır konulmasını kabul etmesini beklemek mümkün olmasa gerekir. Nitekim, o da kendisine yakışanı yerine getirerek, bazıları gibi siyasetten ikbâl beklemeye ihtiyacı bulunmadığını, kimseye kapı kulluğu etmeden de kariyer ve karizma sahibi olunabileceğini gösterdi.
Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan, Aytaç Durak’ın istifasıyla ilgili olarak, “Kendi takdiridir. Saygı duyuyoruz” demekle yetindi. Sanıyorum, başkaca diyeceği bir şey de yoktu. Yalvarıp yakarması da beklenemezdi. Ancak, yıllar önce Turgut Özal’ın ricası üzerine Belediye Başkanlığına aday olmayı kabul eden Durak’ın istifasının Ak Parti’ye ne getirip, ne götüreceğini sandıktan çıkacak sonuç belli edecek. Sırası gelmişken Aytaç Durak ile yıllar önce Adana’da ilk defa karşılaştığımda yaptığımız sohbetten bahsetmenin yerinde olacağını düşünüyorum:
Konya Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Cemil Ergen’in Bisiklet Federasyonu Başkanlığı sırasında Merkez Hakem Komitesi Başkanı olarak görev yaptığım 80’li yılların 2. yarısında bölgelerarası bir müsabaka için Cemil Ergen ile beraber Beden Terbiyesi Müdürü Veli Andaç Durak’la makamında hazırlıkları görüşürken, kardeşi Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak da geldi. Tanışma faslından sonra sohbet ederken söz dönüp dolaşıp belediye çalışmalarına gelince, kişilik sahibi ve ne dediğini bilen bir insan olan Aytaç Durak, özetle şunları söylemişti:
“Fabrikası olan, işiyle uğraşan bir insandım. Siyasetle bir ilgim de yoktu. Dönemin Başbakanı Turgut Bey (Özal) benden Belediye Başkanlığına aday olmamı rica etti. Ben de kırmayıp kabul ettim ve Adana halkının teveccühü ile seçildim. Türkiye’de ilk defa yaptığımız masrafın yarısı kadar bir harcama ile temizlik işlerini ve emlâk vergisi toplanmasını özel teşebbüse verdim. Karşılığında yüzde 200 daha fazla vergi gelirimiz olurken, 40 çöp kamyonunda 100’den fazla işçiyi başka işlerde istihdam ederek, hem maaş, yakıt, tamir ve lâstik masrafından kurtulduk, hem de şehir daha temiz oldu.”
O yıllarda Adana Et Kombinası’nda görevli olan Konyalı hakem arkadaşımız Celâl Özçelik ve bazı Adanalı dostlar Aytaç Durak’tan övgüyle bahsederek “İkinci bir Adana meydana getirdi” diye yıllar önce hakkını teslim etmişlerdi. Hatırlanacağı gibi, 1980’den önce Samsun’un eski Belediye Başkanlarından Kemal Vehbi Gül de sahibi olduğu gazetede çıkan bir eleştiri yazısı bahane edilerek, tamamen siyasi amaçlı bir kararla görevinden alınmış, ancak halkın kendisine olan güveni sebebiyle bağımsız aday olup, yeniden başkan seçilmişti. Bu nedenle, gelip geçici bir kısım partilinin kanaati değil, halkın kararının önemli olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir. Vatandaşla hiçbir kaynaşması olmayan, hatta köşe bucak kaçan bazı seçilmişler “Bulunmaz Bursa kumaşı” oldukları için değil, Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsına verilen oylarla koltuğa oturduklarını unutmamalıdır.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.