Osmanlı Toprağında Bugün 64 Devlet Var!
Yayınlanma:
Sultan Alparslan’ın 1071’de Malatgirt’te Bizans İmparatoru Romen Diyojen’i yenmesi üzerine Anadolu toprakları Türklere açılırken, Kutulmuş oğulları Küçük Asya’nın ortalarına kadar girdiler. Böylece başta Oğuzlar olmak üzere Kınık, Avşar, Bayındır, Salur, Bayat, Çepni gibi Türk boyları Anadolu’yu tamamen Türkleştirdiler. Anadolu Selçuklu Devleti, 12. yüzyıl sonlarında dağılma sürecine girince Türk beylikleri tarihteki yerlerini almaya başladı. Bunların önemlileri Karamanoğulları, Germiyan Beyliği, Aydınoğulları, İnançoğulları, Saruhanlılar, Karesi Beyliği, Hamitoğulları, Eşrefoğulları, Candaroğulları, Menteşeoğulları ve Söğüt’te bulunan Osmanlı Beyliği idi. Malatya ve Harput gibi, halâ Bizans toprağı sayılan Antakya’da bulunan valisi Ermeni Filaret ise, Bizans İmparatorluğu’nun ana topraklarıyla ilgisi kesilmesine rağmen bazı komşu devletler ve prenslerden destek alarak siyasi mevcudiyetini devam için çaba gösteriyordu.
Birçok yerde bu Beyliklerle mücadele eden Bizanslılar, 1301’de Yenişehir’de Osmanlı Beyliğine adını veren Osman Bey’e yenilince Bursa, Osmanlıların eline geçti. Daha sonra da Orhan Gazi İznik’i alarak sınırlarını genişletti. Osman Gazi, 1345’te Avrupa yakasına geçerek Gelibolu’ya yerleşince Anadolu’dan getirttiği Türkleri buralara yerleştirdi. Türkler, böylece Balkanlara yerleşirken, Osmanlı varlığı 100 yıldan kısa zamanda koskoca bir imparatorluk hâline geldi. 1389’da Kosova Meydan Savaşı ve 1396’da Yıldırım Beyazıt’ın Niğbolu Savaşı ile Osmanlıların Balkanlardaki hâkimiyeti iyice güçlendi. Daha sonra 1463’te Fatih Sultan Mehmet, Bosna’yı fethederken, 1521’de Kanunî döneminde de Belgrad Kalesi alındı. Bölge bu kadar çabuk Osmanlı hâkimiyetine girmesi siyasî, sosyal ve kültürel önemli sebeplere dayanıyor. Yerli halk bu sebeple Türk hâkimiyetini kabul etmekte zorlanmadı ve 1550’de bölgedeki Hıristiyan nüfusu 300 bin olmasına karşılık Türk nüfusu 1 milyon 200 bine yükseldi.
Balkanlarda yapılan cami, medrese, hamam, mektep, çarşı, köprü ve yollar dikkate alınırsa buraların nasıl bir Türk yurdu hâline geldiği görülür. Ancak, 18 ve 19. yüzyıllarda değişen ekonomik şartlar, savaşlar ve Osmanlı idaresinin tarihî ve kültürel temellerinden ayrılmaya başlaması Müslüman nüfusun azalmasına yol açmış, milliyetçilik hareketinin ortaya çıkmasıyla bu durum büyük bir önem kazanmıştır. Bu tarihten sonra Hıristiyanlar da Osmanlı idaresine karşı ayaklanmalar başlattı. 1804 Sırp isyanı, 1821 Yunan ihtilâli, 1877-78 Osmanlı-Rus harbi sonucu Balkanların büyük kısmında Müslüman halk, katliama ve göçe maruz kaldı. 1878 Berlin antlaşmasıyla Sırbistan, Romanya ve Karadağ tam istiklâl, Bulgaristan da muhtariyet kazandı. Avusturya, Bosna Hersek’i işgâl etti, 1912-13 Balkan Savaşı sonunda Makedonya ve Trakya, Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan arasında paylaşılırken, Arnavutluk da istiklâlini ilân etti. Sonuçta ise, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’ne de İstanbul, Istranca ve Keşan üçgeni içinde bulunan “Doğu Trakya” kaldı.
I. Dünya Savaşı sonunda Yugoslavya’da faşist bir idare kuruldu, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya ve İtalya işgaline maruz kalan, 1945’ten sonra da Rusya’nın hâkimiyetine giren Balkan ülkeleri Yunanistan dışında Marksist rejimi kabul etti. İlerleyen yıllarda Yugoslavya parçalanırken, Rusya da Doğu Avrupa ülkeleri ile birlikte Bulgaristan ve Romanya gibi Balkan ülkelerinin hürriyetlerini tanımak zorunda kaldı. Yugoslavya ve Bulgaristan başta olmak üzere bölgede Müslümanlara insanlık dışı baskılar uygulanırken, 1983’te ülkesindeki Türklerin isimlerini değiştirmeye, camileri kapatmaya, Türkçe konuşmaya, mevlit ve sünnet töreni ile ölüleri kendi mezarlıklarına defnetmeye yasak uygulamaya kadar pek çok zulüm yapan Bulgaristan 1988’de 340 bin Türk’ü Türkiye’ye sürgün etti. Yugoslavya’nın dağılmasından sonra özellikle Bosna Hersek’teki çok büyük sıkıntılar çeken Müslümanlar, 1992’de Bosna Hersek’in bağımsızlığını ilân etmesi üzerine Sırpların saldırılarına maruz kaldılar. 1995’e kadar süren savaşta Bosnalılar ve Hırvatlar çok sayıda can ve mal zayiatı verdi.
Osmanlı Devleti’nin, yüzyıllarca adaletle hükmettikten sonra elinden çıkan milyonlarca kilometre karelik topraklarda bugün tam 64 devlet bulunuyor. Bu devletlerden Bulgaristan 545, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Bosna Hersek, Hırvatistan ve Makedonya 539, Romanya ve Moldova 490, Mısır 459, Arnavutluk 435, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, İsrail ve Ürdün 402, Yemen 401, Gürcistan, Umman, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri 400, Suudi Arabistan 399, Sudan 397, Libya 394, Küveyt 381, Yunanistan 363, Eritre, Cibuti, Somali, Kenya sahilleri, Etiyopya’nın bir kısmı 350, Cezayir, Çad’ın kuzey bölgeleri 313, Ukrayna ve Tunus 308, Nijerya’nın bir kısmı, Mali, Senegal, Gambiya, Gine Bisseu ve Gine 300, Kuzey ve Güney Kıbrıs 293, Rusya’nın güneyi 291, Slovenya, Tanzanya sahilleri, Fas, Batı Sahra ve Moritanya 250, Voyvodina 166, Macaristan 160, Mozambik’in kuzeyi 150, İran’ın batısı 30, Azerbaycan ve Polonya 25, Ermenistan ve Slovakya 20 yıl, İtalya’nın güney doğusu da az süre ile Osmanlı Devleti’nin hâkimiyeti altında kalırken, Belarus, Litvanya ve Letonya’nın topraklarını da 25 yıl Osmanlı himaye etti.
Bir zamanlar Hindistan Müslümanları (Pakistan), Doğu Hindistan (Bangladeş) Singapur, Endonezya, Malezya, Türkistan Hanlıkları, Nijerya ve Kamerun hilâfet sebebiyle Osmanlı Devleti’ne bağlı idi. Ayrıca, Osmanlı Ordusu değişik sürelerle Almanya, Liechtenstein, San Marino ve Çek Cumhuriyeti’nde bulundu.
Bazılarının küçümsediği (!) Osmanlı, işte böyle büyük bir “Cihan İmparatorluğu” idi.
Birçok yerde bu Beyliklerle mücadele eden Bizanslılar, 1301’de Yenişehir’de Osmanlı Beyliğine adını veren Osman Bey’e yenilince Bursa, Osmanlıların eline geçti. Daha sonra da Orhan Gazi İznik’i alarak sınırlarını genişletti. Osman Gazi, 1345’te Avrupa yakasına geçerek Gelibolu’ya yerleşince Anadolu’dan getirttiği Türkleri buralara yerleştirdi. Türkler, böylece Balkanlara yerleşirken, Osmanlı varlığı 100 yıldan kısa zamanda koskoca bir imparatorluk hâline geldi. 1389’da Kosova Meydan Savaşı ve 1396’da Yıldırım Beyazıt’ın Niğbolu Savaşı ile Osmanlıların Balkanlardaki hâkimiyeti iyice güçlendi. Daha sonra 1463’te Fatih Sultan Mehmet, Bosna’yı fethederken, 1521’de Kanunî döneminde de Belgrad Kalesi alındı. Bölge bu kadar çabuk Osmanlı hâkimiyetine girmesi siyasî, sosyal ve kültürel önemli sebeplere dayanıyor. Yerli halk bu sebeple Türk hâkimiyetini kabul etmekte zorlanmadı ve 1550’de bölgedeki Hıristiyan nüfusu 300 bin olmasına karşılık Türk nüfusu 1 milyon 200 bine yükseldi.
Balkanlarda yapılan cami, medrese, hamam, mektep, çarşı, köprü ve yollar dikkate alınırsa buraların nasıl bir Türk yurdu hâline geldiği görülür. Ancak, 18 ve 19. yüzyıllarda değişen ekonomik şartlar, savaşlar ve Osmanlı idaresinin tarihî ve kültürel temellerinden ayrılmaya başlaması Müslüman nüfusun azalmasına yol açmış, milliyetçilik hareketinin ortaya çıkmasıyla bu durum büyük bir önem kazanmıştır. Bu tarihten sonra Hıristiyanlar da Osmanlı idaresine karşı ayaklanmalar başlattı. 1804 Sırp isyanı, 1821 Yunan ihtilâli, 1877-78 Osmanlı-Rus harbi sonucu Balkanların büyük kısmında Müslüman halk, katliama ve göçe maruz kaldı. 1878 Berlin antlaşmasıyla Sırbistan, Romanya ve Karadağ tam istiklâl, Bulgaristan da muhtariyet kazandı. Avusturya, Bosna Hersek’i işgâl etti, 1912-13 Balkan Savaşı sonunda Makedonya ve Trakya, Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan arasında paylaşılırken, Arnavutluk da istiklâlini ilân etti. Sonuçta ise, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’ne de İstanbul, Istranca ve Keşan üçgeni içinde bulunan “Doğu Trakya” kaldı.
I. Dünya Savaşı sonunda Yugoslavya’da faşist bir idare kuruldu, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya ve İtalya işgaline maruz kalan, 1945’ten sonra da Rusya’nın hâkimiyetine giren Balkan ülkeleri Yunanistan dışında Marksist rejimi kabul etti. İlerleyen yıllarda Yugoslavya parçalanırken, Rusya da Doğu Avrupa ülkeleri ile birlikte Bulgaristan ve Romanya gibi Balkan ülkelerinin hürriyetlerini tanımak zorunda kaldı. Yugoslavya ve Bulgaristan başta olmak üzere bölgede Müslümanlara insanlık dışı baskılar uygulanırken, 1983’te ülkesindeki Türklerin isimlerini değiştirmeye, camileri kapatmaya, Türkçe konuşmaya, mevlit ve sünnet töreni ile ölüleri kendi mezarlıklarına defnetmeye yasak uygulamaya kadar pek çok zulüm yapan Bulgaristan 1988’de 340 bin Türk’ü Türkiye’ye sürgün etti. Yugoslavya’nın dağılmasından sonra özellikle Bosna Hersek’teki çok büyük sıkıntılar çeken Müslümanlar, 1992’de Bosna Hersek’in bağımsızlığını ilân etmesi üzerine Sırpların saldırılarına maruz kaldılar. 1995’e kadar süren savaşta Bosnalılar ve Hırvatlar çok sayıda can ve mal zayiatı verdi.
Osmanlı Devleti’nin, yüzyıllarca adaletle hükmettikten sonra elinden çıkan milyonlarca kilometre karelik topraklarda bugün tam 64 devlet bulunuyor. Bu devletlerden Bulgaristan 545, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Bosna Hersek, Hırvatistan ve Makedonya 539, Romanya ve Moldova 490, Mısır 459, Arnavutluk 435, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, İsrail ve Ürdün 402, Yemen 401, Gürcistan, Umman, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri 400, Suudi Arabistan 399, Sudan 397, Libya 394, Küveyt 381, Yunanistan 363, Eritre, Cibuti, Somali, Kenya sahilleri, Etiyopya’nın bir kısmı 350, Cezayir, Çad’ın kuzey bölgeleri 313, Ukrayna ve Tunus 308, Nijerya’nın bir kısmı, Mali, Senegal, Gambiya, Gine Bisseu ve Gine 300, Kuzey ve Güney Kıbrıs 293, Rusya’nın güneyi 291, Slovenya, Tanzanya sahilleri, Fas, Batı Sahra ve Moritanya 250, Voyvodina 166, Macaristan 160, Mozambik’in kuzeyi 150, İran’ın batısı 30, Azerbaycan ve Polonya 25, Ermenistan ve Slovakya 20 yıl, İtalya’nın güney doğusu da az süre ile Osmanlı Devleti’nin hâkimiyeti altında kalırken, Belarus, Litvanya ve Letonya’nın topraklarını da 25 yıl Osmanlı himaye etti.
Bir zamanlar Hindistan Müslümanları (Pakistan), Doğu Hindistan (Bangladeş) Singapur, Endonezya, Malezya, Türkistan Hanlıkları, Nijerya ve Kamerun hilâfet sebebiyle Osmanlı Devleti’ne bağlı idi. Ayrıca, Osmanlı Ordusu değişik sürelerle Almanya, Liechtenstein, San Marino ve Çek Cumhuriyeti’nde bulundu.
Bazılarının küçümsediği (!) Osmanlı, işte böyle büyük bir “Cihan İmparatorluğu” idi.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.