Nereden Nereye

TRT Mevlid Kandilinde örnek sayılabilecek bir ilke daha imza attı. Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.S.) nın kutlu doğumunun 1438. sene-i devriyesi münâsebetiyle İstanbul, Diyarbakır, KKTC, Kerkük ve Bosna-Hersek’te düzenlenen Mevlidi canlı olarak verdi. TRT tarafından ustalıkla gerçekleştirilen canlı Mevlid yayını, izleyiciler tarafından sevinç ve takdirle karşılandı ve beğenildi. Gazetelerden ve haber ajanslarından öğrendiğimize göre TRT, yayın döneminin en çok tebrik ve teşekkür mesajını bu yayın sebebiyle almış.

TRT’deki dinî programların geçmişini şöyle bir düşünerek içimden, nereden nereye diye sormak geldi. Bir zamanlar Diyanet İşleri Başkanlığınca mübârek gün ve gecelerde camilerde okutulan Mevlidi TRT’de canlı olarak yayınlatmak mümkün değildi. Halbuki Mevlid programları Diyanet İşleri Başkanlığı ile TRT tarafından düzenleniyordu. Sorumluluk müşterekti.

Bir devlet kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığının Mevlid programlarının canlı olarak verilmesi teklifini, İstanbul Fatih Camiindeki canlı yayında olduğu gibi olay çıkar bahanesiyle TRT kurumu hep reddediyordu. Filvaki İstanbul Fatih Camiinde Diyanet İşleri Başkanlığınca okutulan Mevlidi TRT canlı olarak vermişti ve bu canlı yayın esnâsında camide ufak bir grup tarafından tezgahlanan çirkin bir olay ekranlara yansımıştı. Aradan uzun süre geçmiş olmasına rağmen unutulmayan ve bir provokasyon olması muhtemel olan bu olay örnek gösterilerek, TRT’den Mevlidin canlı verilmesine engel olunuyordu.

Evet, Fatih Camiinde okunan Mevlidin canlı yayını esnâsında bir tatsızlık olmuştu. Cami cemaatinin bile ilgisini çekmeyen bu olayın, bir provokasyon olduğu belli idi. Mevlid yayınlarının canlı olarak verilmesini istemeyenler tarafından maksatlı çıkarılmış olduğu açıktı. Sanki anlaşmalı gibi.

İşin esas sahibi olan Diyanet İşleri Başkanlığı, Mevlidin TRT tarafından canlı olarak verilmesi konusunda ısrar ediyordu. Bunun böyle olmasını istemeyen Diyanet İşleri Başkanlığı değil, TRT idi.

TRT’nin canlı yayınladığı bazı programlarda çok çirkin olaylar oluyordu, ama TRT aynı programları başka zamanlarda da canlı olarak vermeye devam ediyordu. Maçlarda çok kötü şeyler oluyor, hakemler yumruklanıyor, bundan sonra maçları canlı olarak vermeyeceğim diyemiyordu. İş Mevlidin seyirciye canlı nakledilmesine gelince dikkat kesiliyor, aman ha olay çıkar, bahanesini ileri sürüyordu.

Esasında TRT’nin inadı kurumdan kaynaklanmıyordu. “İnanç Dünyası” ismi altında Perşembe akşamları yayınlanan 30 dakikalık dini programı idare edenlerin tutumundan kaynaklanıyordu. Belki onlarında haklı oldukları noktalar vardı, ama bunlar tartışılarak giderilebilirdi.

Mübarek gün ve gecelerde yayınlanacak mevlidler, stüdyo gibi kullanılan bir camide göstermelik bir cemaatle perdeler kapatılarak gündüz çekiliyor, akşamları yayınlanıyordu. Ruhsuz, heyecansız, feyiz ve bereketi olmayan bir program oluyordu. Bu yıllarca böyle devam etti. Sonra özel televizyonlar devreye girince durum değişti ve TRT daha fazla diretemedi.

Bildiğimiz ve zevkle takip ettiğimiz gibi Peygamber Efendimizin doğumunun sene-i devriyesi sebebiyle okunan mevlid, bu defa TRT tarafından canlı olarak verildi. Hem de İstanbul merkez stüdyo olmak üzere içerden Diyarbakır, dışarıdan KKTC Kerkük ve Bosna- Hersek ile bağlantı kurularak. Eğer bu programda bir aksaklık olsaydı veya olay çıksaydı yıllarca Mevlid programlarını canlı vermeyenler ne kadar sevineceklerdi. İşte biz bunun için canlı vermiyorduk diyerek TRT’yi acımasızca suçlayacaklardı.

Çok iyi niyetli ve cesaretli bir teşebbüs olmasına rağmen programın iyi düşünülmemiş tarafları da vardı:

Programın Yenikapı Mevlevihanesinde okunan ilâhilerle cemaatsiz başlaması yanlıştı. İstanbul’un muhteşem camilerinden birinde okunan Kur’an-ı Kerimle başlamalıydı. Belki öyle başladı da benim dikkatimden kaçtı. Çünkü böyle bir şey olacağına ihtimal vermiyorum.

Süleyman Çelebi’nin Mevlidi yıllardır mübarek gün ve gecelerde zevkle, heyecan ve ihlâsla okunur, huşu ve huzurla dinlenir. Süleyman Çelebi’nin bu manzum eserinin bu düzeyde bir benzeri yok. Sanki İstiklal Marşımız gibi. İstiklal Marşı, milli marşımız. Mevlid de dini marşımız. Şeklen manen gelenekleşmiş bir bütünlük içerisinde zamanımıza kadar okunmuş gelmiştir. Bu bütünlüğü ve akışı bozmamak gerekir. Programı sonuna kadar dikkatle ve istekle takip ettim ne okunduğuna karar veremedim. Mevlid mi okunuyor, ilahi ve kaside mi söyleniyor hepsi birbirine karışmış. Beş merkezde sıra ile birer bahir okunabilirdi. Mevlidin tamamı bir yerde okunuyormuş gibi akış ve bütünlük sağlanabilirdi.

Bosna Hersek’te yapılan duanın Arapça olması bana göre yanlıştı. Ya Boşnakça veya Türkçe olmalıydı. Oradaki cemaat ve diğer merkezlerden o duaya âmin diyecekler Arapça bilmiyorlardı.

Bosna Hersek’te okunan mevlid de kadın erkek karışık görüntüye gelmesi pek uygun düşmedi ve yadırgandı. Diyanet işleri Başkanlığının isminin geçtiği bir programda bunların olması Diyanetçe uygun görüldüğü anlamı taşır.

İsabetli düşünülmüş bu program, bu çapta ilk teşebbüs ve ilk deneme olduğu için bazı aksaklıklar ve tutarsızlılar olabilir. Aslında TRT deneyimli bir kurum. Önümüzdeki mübarek gün ve gecelerle ilgili dini programların daha mükemmel ve başarılı olacağına inanıyorum. Bu konuda iki köklü ve tecrübeli kurum samimi işbirliğine girerlerse daha güzel tablolar ortaya çıkar.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi