Ndiaye'ye dua

Torku Konyaspor’u neredeyse 30 maç sonra 20 dakika olsa bile hücum oynayan rakibi sahasına hapseden, pozisyonlar üreten bir takım olarak görmek büyük keyifti.

Her şey Ndiaye’nin attığı golle başladı. Hoca’nın üzerindeki basın, yönetim ve taraftar baskısı ikinci yarıya farklı bir mantaliteyle çıkmasına neden oldu. Osmanlıspor maçından da puansız döneceğimizi ve peşi sıra ortalığın yangın yerine döneceğini hesap eden Aykut Kocaman forvet arkası oynattığı Holmen’i orta sahasın ortasındaki ikiliye, Bajiç’i Rangelov’un yanına alarak 4-2-3-1’den 4-4-2’ye dönerek forveti ikiledi. İşte o andan itibaren meğer Konyaspor neler yapabilirmiş dediğimiz dakikalar başladı.

Ta ki; Dossa’nın kartına kadar. Daha önce yazdım tv programlarında söyledim. Özellikle savunmada oynayanların pozisyon gereği aldığı kartlara sözüm yok. Ama bir savunma futbolcusu itirazdan kart göremez, ya da sıradan bir pozisyonda kart görmesi takım için lükstür. Ama gelin görün ki, Dossa ile ilgili böyle bir sıkıntı var ve şimdiden yazıyorum buna benzer sorunları ileride de yaşayacağız gibi görünüyor. Hele bir de savunmanın merkezinde oynamasına rağmen yumuşak ve temiz futbolu tercih etmesi ayrı bir felaket. Bu konuda yazacak çok şey var ama şimdilik nokta koyalım.

Kısacası ilk yarı 0-0 tamamlanmış olsaydı. Aykut Kocaman hala aynı sistemle yoluna devam edecekti. Biz de alternatif şablonla Konyaspor’un neler yapacağını hiçbir zaman bilemeyecektir. Allah senden razı olsun Ndiaye!!!

Bu arada gazeteci kimliğimizin dışında yıllarca futbol oynamış, antrenörlük yapmış, yetmemiş üzerine bir de beden eğitimi spor yüksek okulunu bitirmiş biri olarak iki satırda ‘nasıl omalıydı’ üzerine düşüncelerimi aktarıp bitireyim.

Deplasmanların olmazsa olmazı hızlı adamlardır. Üstelik bu hızlı adam dediğiniz kişi bir önceki maçta Torku Konyaspor’un göze batan en iyi futbolcusu ise onu kulübede bekletmek zuldür.  Üstelik yerine oynattığınız Holmen’in mücadele eden çok koşan, top kazanan, topu iyi kullanan, takımı hücuma etkili isabetli paslarla kaldırabilen biri olduğunu düşünürsek, İnceman’ın mevkisinde Holmen, Holmen’in yerinde forvet arkası (maç kondüsyonu hala iyi olmadığı için solda zaman zaman aksıyor) Meha ve Sissoko ile Vedat forma giyebilirdi. Ama bu bir tercihtir ve hocanın tercihlerine saygı duymak gerekir.

Nitekim 10 kişi kaldığımız dönemde Osmanlı üzerimize gelirken Vedat gibi bir hızlı futbolcumuz forvette tek başına en uç noktada oynasaydı her şey çok ekibimiz için daha az riskli daha olabilirdi.

Hoca'nın mecburiyetten aldığı karar, yani sistem değişikliğine gitmesi bu takımın hayrına oldu. Umarım artık ısrarından ve inadından vazgeçer ve bundan sonra takım 4-2-3-1 şablonunun dışındaki alternatiflerle sahaya çıkar. Bu sistem kafaya oynayan takımlarla mücadele ederken tercih edilmeli. Fakat ilk 5-6 sıranın dışındaki ekiplere karşı daha baskın, daha agresif, daha hücuma dönük futbol oynamamızı sağlayacak oyun anlayışıyla sahada yer almalıyız. Üç puan hepimize hayırlı olsun. Ayaklarınıza aklınıza bileğinize sağlık…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi