Mezarlıklar olmasaydı!

Mezarlıklar olmasaydı!
Şehir merkezinde yeşil alan sıkıntısı yaşanıyor. Musalla, Üçler ve Hacıfettah Mezarlığı ile Alâeddin Tepesi şehrin nefes almasını sağlıyor

SANAYİ GELİŞME AKSI YANLIŞ

Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı M. Serdar Işık, şehrin yapılaşma projeksiyonu, tarihi evlerin restorasyonu ve konut üretimiyle ilgili olarak önemli değerlendirmelerde bulundu. Konya’nın konut gelişme aksının İstanbul yolu, sanayi gelişme aksının da Ankara yolu yönünde olduğunu anımsatan Serdar Işık, bu durumun konut açısından doğru, sanayi açısından ise yanlış olduğunu belirtti.
KONYA STADYUMU YIKILMAMALI
Yenisinin yapılarak Konya Stadyumu’nun yıkılması düşüncesinin  yanlış olduğunu aktaran Serdar Işık, “Stadyum, bu kentin 1950 yıllarından kalan bir kültür değeridir. Kapısı, kapalı, açık tribünü ve veledromuyla son derece önemli bir kültür varlığıdır. Selçuklu bölgesinde 50 bin kişilik stadyum yapılacakmış. Yap, istersen 100 bin kişilik yap, buna kimse karşı çıkmaz” diye konuştu.
MEZARLIKLAR NEFES ALDIRIYOR
Konya’nın hava fotoğrafına bakıldığında stadyum, Üçler, Musalla ve Hacıfettah Mezarlığı ile Alâeddin Tepesi’nin dışında geniş yeşil alanın olmadığının net bir şekilde görülebileceğine dikkat çeken Serdar Işık, şehrin nefes almasını bu mezarlıklar ve Alâeddin Tepesi’nin sağladığını vurguladı.

Mezarlıklar sayesinde
Konya nefes alabiliyor

Konya’nın hava fotoğrafına baktığınızda, stadyum, Üçler, Musalla ve Hacıfettah Mezarlığı ile Alâeddin’in dışında geniş yeşil alan yok. Şehrin nefes almasını bu mezarlıklar ve Alâeddin Tepesi sağlıyor

Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı M. Serdar Işık, şehrin yapılaşma projeksiyonu, tarihi evlerin restorasyonu ve konut üretimiyle ilgili olarak önemli değerlendirmelerde bulundu.
Konya’nın son dönemde dikey yapılaştığına dikkat çeken Serdar Işık’a göre, yatay ve dikey yapılaşma esasında şehrin jeolojik ve toprak özellikleri ile orada yaşayanların sosyal ve ekonomik durumlarına bağlı. Ayrıca yatay ve dikey yapılaşmanın kendine göre bazı kıstasları olduğuna da işaret eden Serdar Işık, şöyle devam etti: “Eğer bir yerde tarım arazisi çok ise ve büyük ölçüde tarım yapılıyorsa orada yatay yapılaşmanın esasında mantığı yok. Neden? Tarım arazileri çok kıymetlidir, mümkün olduğu derecede bunları yaralamadan, küçük alanlarda çok kişiyi iskan etmek için dikey yapılaşmaya geçeriz.” Serdar Işık, bir de moda olduğu gerekçesiyle dikey yapılaşmaya gidildiğine de değindi.
Yatay yapılaşmanın ise mahalle ölçeğinde insanların birbiriyle yakınlaşmasını sağladığını ifade eden Serdar Işık, “Dikey yapılaşma sonucu aynı apartmanda asansörde dahi birbirine dahi selam vermeyen insanlar var. Yatay yapılaşmada ise –yapılan araştırmalar bunu gösteriyor- insanların ilişkisi daha sıcak bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu insani ilişkiler bakımından son derece önemli” dedi.
KONUTTA DOĞRU, SANAYİDE YANLIŞ YER TERCİHİ
Konya’nın konut gelişme aksının İstanbul yolu, sanayi gelişme aksının da Ankara yolu yönünde olduğunu anımsatan Serdar Işık, bu durumun konut açısından doğru, sanayi açısından ise yanlış olduğunu belirterek, nedenini şöyle açıkladı: “Konya’nın hakim rüzgarı bildiğiniz gibi o yönden esiyor. Çimento fabrikası orada duruyor. Her ne kadar bacasına statik filtreler konduysa da bazı kış gecelerinde, bilhassa sisli havalarda, oranın partikülleri sisle birleşince Konya’da nefes alınmaz bir durum ortaya çıkıyor. Yani konutun o sanayi mıntıkalarının daha ilerisine taşınması insanların daha kaliteli havaya sahip olmaları bakımından doğru. Ama sanayinin de yine ona paralel aynı istikamette kuzey yönüne doğru ilerlemesi hava kalitesi açısından çok doğru gözükmüyor.”
İstanbul yolu istikametindeki gelişme göz önünde bulundurulduğunda, ilk başta orada kooperatifler eliyle yapılaşmanın başladığını anımsatan Serdar Işık, “Kooperatifler binalarını mümkün olduğu derecede az maliyetle yapmak durumunda olurlar. Bu bakımdan yaygın yayılma yerine dikey yapılaşma burada ekonomik olduğu için tercih edildi. Yoksa şehircilik açısından doğru bir yerleşme şekli değil. Şimdi burada devletin ve yerel yönetimlerin yapması gereken bir şey var. Belediyeler ve yerel yönetimler yatay yerleşim için insanları teşvik edici ve kredilendirmeye yönelik önlemler almak zorunda. Dikey yerleşmeden insanların kurtulması, herkesin eşit hava-güneş alması, insanların toprakla bütünleşmesi ve mümkün olduğu derecede komşuluk ilişkilerini sağlayıcı bir ortam oluşturulmalı” diye konuştu.
TOKİ’nin ise konut üretmek yerine, hastane yapmakla görevini yerine getirmediğine de vurgu yapan Serdar Işık, bu kurumun yapması gerekenleri şöyle açıkladı: “TOKİ esasında bol ve kaliteli arsa üretecek, vatandaşlara bunu mümkün olduğu derecede ucuz maliyetle satacak. Yerel yönetimler de bunların alt yapılarını hazırlayacak. Yerel yönetimler konut yapmak yerine alt yapı hizmetlerini yapacak. Aynı zamanda arsa üretecekler. Falanca arsayı rant amacıyla yüksek değerlere satmak yerine ellerindeki arsayı mümkün olduğunca insanlara eşit olmak şartıyla tabiî ki parayla insanların ucuz kaliteli ve insanca yaşanabilecek bir konut sahibi olabilmelerine imkan sağlayacak şekilde satacaklar.”
İNSANLAR TOPRAKLA BÜTÜNLEŞMENİN DEĞERİNİ BİLİYOR
TOKİ’nin yüksek katlı konutlar yerine yatay yapılaşma doğrultusunda da konut üretebileceğini söyleyen Serdar Işık, TOKİ’nin elinde bunun için yetki bulunduğunu ve her şeye sahip olduğunu kaydetti. “Her şeyi yaptığına göre insanların sağlıklı konutlara kavuşması için TOKİ bunları gayet rahatlıkla yapabilir. Ancak TOKİ şu an depreme dayanıklı tünel kalıp sistemleri ile konut üretiyor. Her tarafı demirle çevrelenmiş beton mezarlarının içine sokuyorsun. Evet, depreme dayanıklı ama bu yeterli değil. Yani bakın Japonya bugün dünyanın depreme en fazla maruz kalan ülkelerinden bir tanesi. Onların da şehir merkezinde yüksek binaları var ama şöyle kırsala gittiğiniz vakit yatay yapılaşma olduğunu görürsünüz” diyen Serdar Işık, Türkiye’de ise kule vinç ile bu vincin ulaşabildiği yerlerde yüksek binaların yapıldığını ‘bizim yapmış olduğumuz binalar vince göre şekilleniyor’ diyerek aktardı. Serdar Işık, günümüzde insanların yüksek katlı binaları tercih ettiğini, bunun da insanlara empoze edildiğine dikkat çekerek, “Bir zamanlar Nalçacı Caddesi yapıldığı vakit herkes bağını bahçesini, Meram’daki evini sattı, gitti, Nalçacı’da o apartman dairelerinde oturmak için. Belli bir süre sonra baktı ki burada doğru dürüst yaşayamıyor, yavaş yavaş ev hüviyeti olan yerlere göçmeye başladı. Tabi gün geçtikçe insanlar toprakla bütünleşmenin değerini anlayacaklar. Toprakla bütünleşme deyince, bunlar gelişmeye karşı şeklinde bir şey anlaşılmamalı. Teknoloji ilerliyor ama teknoloji illa yüksek binalar yapmak demekte değil” değerlendirmesini yaptı.
KONYA, MEZARLIKLAR SAYESİNDE NEFES ALIYOR
Tarihi Konya evlerinin restorasyonu konusuna da değinen Serdar Işık, bu konuda şunları söyledi: “Büyükşehir Belediyesi’nin Akçeşme Sokağı’nda bir çalışması var. Ondan sonra Bedesten’in yeniden ihyası çalışması var. Bunlar takdir edilecek çalışmalar. Kentin hafızasını bir yerde ortaya koymak gerekiyor. Modernleşmek adına her şeyi yok edip insanların kentsel hafızasını ve kentin kimliğini yok etmek sakıncalı. Bu çalışmalar neticesinde hiç olmazsa gelecek kuşaklara tarihimizi, kültürümüzü aktarmak son derece önemli. Bu çalışmalar umarım her tarafta devam eder. Her devrin kendine göre mimari özellikleri var. Korunması gereken mimari kültürümüz var. Kibrit apartmanı, Konya’nın ilk apartmanlarından bir tanesidir. İnsanlar çoğu zaman ‘kibritin önünde buluşalım’ diye birbirlerine söz vermişlerdir. Bu kentin hafızasını ortaya koyan değerlerdendir. Ağabeyli ve Hayat Apartmanı var… Hep gündemde olan Konya Stadyumu var. Bu kentin 1950 yıllarından kalan bir kültür değeridir. Sonradan çeşitli ilavelerle o kültür değeri son derece çirkin bir hale gelmiş. Sonradan ilaveler ortadan kaldırılacak ama ilk başta yapıldığı gibi son derece zarif bir stadyum olarak kalacak. Kapısı, kapalı, açık tribünü ve veledromuyla son derece önemli bir kültür varlığıdır. Selçuklu bölgesinde 50 bin kişilik stadyum yapılacakmış. Yap, istersen 100 bin kişilik yap, buna kimse karşı çıkmaz. Şehrin ortasında bir kültür varlığı, hem nefes alacak bir alan muhakkak kalması gerekir. Konya’nın hava fotoğrafına baktığınızda, stadyum, Üçler, Musalla ve Hacıfettah Mezarlığı ile Alâeddin’in dışında geniş yeşil alan yok. Mahalle aralarındaki küçük yeşil alanlar yeşil alanlar değil. Şehrin nefes almasını bu mezarlıklar ve Alâeddin Tepesi sağlıyor.”
NAZIM İMAR PLANI YENİ BAŞTAN ELDEN GEÇMELİ
Serdar Işık, çözüme yönelik düşüncelerini de şöyle ifade etti: “En başında şunun yapılması lazım. Nazım İmar Planı yeni baştan elden geçecek, her şey Nazım İmar Planı’nın ruhuna uygun olarak yapılacak ve parsel bazında kesinlikle tadilat yapılmayacak. Bu göz önünde bulundurulursa o planın gerekleri yerine getirilecek, çevre ulaşım planı yapılacak ve bilhassa Konya’nın etrafından geçen yeni bir çevre yolu yapılması gerekiyor ve bu çevre yolu yapılırken imar planı notu olarak da ‘bu çevre yolunun bir kilometre sağına ve soluna kesinlikle yapılaşma izni verilemez’ denilecek. Orası hakikaten çevre yolu olarak kalacak.”

ALİ ÖZCAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum