Madencilikten Dolayı Bozulan Arazilerin Yeniden Düzenlenmesi
Yayınlanma:
Madencilik faaliyetleri sebebiyle malzeme ve toprak alınması için arazilerde kazılar yapılmakta, dökümler ve diğer atıklarla doğal yapıya zarar verilmektedir. Böylece araziler bozulmaktadır.Gerek şehirlerin etrafında gerekse uzak yerlerde bu tür arazilere çokça rastlanılmakta, doğaya yeniden kazandırılmak için ciddi çalışmalar da yapılmamaktadır.
Resmi Gazete’nin 23 Ocak 2010 tarihli sayısında, 2872 sayılı Çevre Kanununa dayanılarak Çevre ve Orman Bakanlığının bu konuda bir yönetmeliği yayınlandı. Bu yönetmelik “orman sayılan alanlar, tarım veya mera alanları, 17/7/2008 tarihli ve 26939 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamı dışında olan madencilik faaliyetleri, su kaynaklarının korunması ile ilgili mevzuata uyulması şartı ile baraj ve gölet projelerinde rezervuar altında kalacak alanlar dışındaki madencilik faaliyetleri, malzeme ve toprak temini için arazide yapılan kazılar, dökümler ve doğaya bırakılan atıklarla bozulan doğal yapının yeniden kazanılmasına ilişkin usul ve esasları” kapsamaktadır.
Doğaya yeniden kazandırma yükümlülüğünü düzenleyen 5 nci maddeye göre; İşletmeci tarafından çalışmalara başlanmadan önce, bozulacak doğal yapının yeniden düzenlenmesi, doğal dengenin kurulması, alanın yeniden insanların ya da diğer canlıların güvenle yararlanabileceği hâle getirilmesini sağlayacak biçimde doğaya yeniden kazandırma çalışması, söz konusu madencilik faaliyetine ilişkin ÇED sürecinde bir bütün olarak değerlendirilir ve sonuçlandırılır. Bir faaliyet sırasında doğaya yeniden kazandırma çalışması yapılacak alanın kullanım öncesi dönemde çoraklık ve verimsizlik gibi olumsuz nitelikler taşıyor olması, alanda doğaya yeniden kazandırma çalışması yapılmaması için gerekçe olarak gösterilemez. Havza madenciliği şeklinde yapılan madencilik faaliyetlerinde, örtü ve dekapaj malzemesi uygun bir şekilde depolanır ve doğaya yeniden kazandırma çalışması havzanın bütünlüğü dikkate alınarak rezervin bittiği alanlardan başlanmak üzere bölüm bölüm gerçekleştirilir. Doğaya yeniden kazandırma çalışmaları madencilik, kazı veya döküm çalışmaları ile eş zamanlı başlatılır, faaliyet süresince devam eder ve faaliyet alanının faaliyet sonrası kullanıma uygun hâle getirilmesini müteakip son bulur. Ruhsat süresi sonunda temdit yapıldığı takdirde uygulama takvimi temdit tarihine göre yeniden düzenlenerek altı ay içerisinde ilgili il çevre ve orman müdürlüğüne sunulur. Faaliyet alanının tümü, işletme faaliyetinin tamamlanmasından sonraki iki yıl içinde işletmeci tarafından faaliyet sonrası kullanıma uygun hâle getirilir. İşletmeci tarafından doğaya yeniden kazandırma çalışmalarının tamamen bitirildiği iki yıla ilaveten üç yıllık izleme süresi sonunda veya madenin cinsine göre Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında verilen izleme süreleri esas alınarak, doğaya yeniden kazandırma çalışması kapsamında taahhüt edilen hususların sağlanıp sağlanamadığı mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyenin, mücavir alan sınırları dışında ise ilgili il özel idaresinin görüşü alınarak ilgili il çevre ve orman müdürlüğünce tespit edilir. Ancak işletmecinin belediye ya da il özel idaresi olması hâlinde görüş alınmaz. Söz konusu hususların sağlandığı tespit edilirse işletmecinin faaliyet alanı ile ilgili sorumluluğu son bulur.
Yine yönetmelikte, madencilik faaliyetleri esnasında ve sonucunda bozulan alanların doğaya yeniden kazandırılması amacıyla yapılacak çalışmalar için uygulanacak esaslar ile doğaya yeniden kazandırma çalışmasının sonuçlandırılması düzenlenmiştir.
Doğaya yeniden kazandırma çalışması yapılan alanlar Bakanlık tarafından izlemeye ve denetime tabi tutulur (Madde 9). İşletmeci, doğaya yeniden kazandırma çalışmalarına ilişkin hazırlamış olduğu uygulama takvimine göre yapılan çalışmaları yıllık izleme raporları şeklinde ilgili il çevre ve orman müdürlüğüne Ocak ayı sonuna kadar sunar. Doğaya yeniden kazandırma çalışması yapılacak alanın; orman sayılan alan olması hâlinde Orman Genel Müdürlüğü, tarım veya mera alanı olması halinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, bu alanların dışındaki sahalarda ilgili il çevre ve orman müdürlüğü söz konusu sahaların izleme ve denetiminden sorumludur.
Bozulan arazilerin doğaya yeniden kazandırılması ile ilgili denetimlerin başarısız olduğu açık olarak bilinmektedir. Nitekim şehrin etrafındaki maden arama ocakları, malzeme temin ocakları olarak çalıştırılmaktadır. Bu konuda Maden İşleri Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatlarının olmaması da önemli bir eksikliktir. Nitekim imar planı olan alanlarda bile maden arama ruhsatı altında malzeme sevkiyatı yapılmaktadır. Bir yandan şehrin imarı ve topografyası bozulurken, diğer yandan haksız kazanç ve devletin gelir kaybına neden olunmaktadır. Oysa Avrupa’da, doğaya zarar verilmeden (ya da en az zararla) işletmeler tarafından hem çalışma aşamasında hem de sonrasında doğaya yeniden kazandırma işlemleri yapılmaktadır.
Bir zamanlar, zorlamamızla bir genel müdür kaçak malzeme alan, güya maden araması yapan (ama malzeme alan) ve devlete yapması gereken ödemeleri de yapmayan bir ocağa geldi. Bozulan imarı, maden arama adı altında alınan malzemeleri gördü; kartvizitini uzatarak, güya gerekli yasal işlemleri yaptı!
Resmi Gazete’nin 23 Ocak 2010 tarihli sayısında, 2872 sayılı Çevre Kanununa dayanılarak Çevre ve Orman Bakanlığının bu konuda bir yönetmeliği yayınlandı. Bu yönetmelik “orman sayılan alanlar, tarım veya mera alanları, 17/7/2008 tarihli ve 26939 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamı dışında olan madencilik faaliyetleri, su kaynaklarının korunması ile ilgili mevzuata uyulması şartı ile baraj ve gölet projelerinde rezervuar altında kalacak alanlar dışındaki madencilik faaliyetleri, malzeme ve toprak temini için arazide yapılan kazılar, dökümler ve doğaya bırakılan atıklarla bozulan doğal yapının yeniden kazanılmasına ilişkin usul ve esasları” kapsamaktadır.
Doğaya yeniden kazandırma yükümlülüğünü düzenleyen 5 nci maddeye göre; İşletmeci tarafından çalışmalara başlanmadan önce, bozulacak doğal yapının yeniden düzenlenmesi, doğal dengenin kurulması, alanın yeniden insanların ya da diğer canlıların güvenle yararlanabileceği hâle getirilmesini sağlayacak biçimde doğaya yeniden kazandırma çalışması, söz konusu madencilik faaliyetine ilişkin ÇED sürecinde bir bütün olarak değerlendirilir ve sonuçlandırılır. Bir faaliyet sırasında doğaya yeniden kazandırma çalışması yapılacak alanın kullanım öncesi dönemde çoraklık ve verimsizlik gibi olumsuz nitelikler taşıyor olması, alanda doğaya yeniden kazandırma çalışması yapılmaması için gerekçe olarak gösterilemez. Havza madenciliği şeklinde yapılan madencilik faaliyetlerinde, örtü ve dekapaj malzemesi uygun bir şekilde depolanır ve doğaya yeniden kazandırma çalışması havzanın bütünlüğü dikkate alınarak rezervin bittiği alanlardan başlanmak üzere bölüm bölüm gerçekleştirilir. Doğaya yeniden kazandırma çalışmaları madencilik, kazı veya döküm çalışmaları ile eş zamanlı başlatılır, faaliyet süresince devam eder ve faaliyet alanının faaliyet sonrası kullanıma uygun hâle getirilmesini müteakip son bulur. Ruhsat süresi sonunda temdit yapıldığı takdirde uygulama takvimi temdit tarihine göre yeniden düzenlenerek altı ay içerisinde ilgili il çevre ve orman müdürlüğüne sunulur. Faaliyet alanının tümü, işletme faaliyetinin tamamlanmasından sonraki iki yıl içinde işletmeci tarafından faaliyet sonrası kullanıma uygun hâle getirilir. İşletmeci tarafından doğaya yeniden kazandırma çalışmalarının tamamen bitirildiği iki yıla ilaveten üç yıllık izleme süresi sonunda veya madenin cinsine göre Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında verilen izleme süreleri esas alınarak, doğaya yeniden kazandırma çalışması kapsamında taahhüt edilen hususların sağlanıp sağlanamadığı mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyenin, mücavir alan sınırları dışında ise ilgili il özel idaresinin görüşü alınarak ilgili il çevre ve orman müdürlüğünce tespit edilir. Ancak işletmecinin belediye ya da il özel idaresi olması hâlinde görüş alınmaz. Söz konusu hususların sağlandığı tespit edilirse işletmecinin faaliyet alanı ile ilgili sorumluluğu son bulur.
Yine yönetmelikte, madencilik faaliyetleri esnasında ve sonucunda bozulan alanların doğaya yeniden kazandırılması amacıyla yapılacak çalışmalar için uygulanacak esaslar ile doğaya yeniden kazandırma çalışmasının sonuçlandırılması düzenlenmiştir.
Doğaya yeniden kazandırma çalışması yapılan alanlar Bakanlık tarafından izlemeye ve denetime tabi tutulur (Madde 9). İşletmeci, doğaya yeniden kazandırma çalışmalarına ilişkin hazırlamış olduğu uygulama takvimine göre yapılan çalışmaları yıllık izleme raporları şeklinde ilgili il çevre ve orman müdürlüğüne Ocak ayı sonuna kadar sunar. Doğaya yeniden kazandırma çalışması yapılacak alanın; orman sayılan alan olması hâlinde Orman Genel Müdürlüğü, tarım veya mera alanı olması halinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, bu alanların dışındaki sahalarda ilgili il çevre ve orman müdürlüğü söz konusu sahaların izleme ve denetiminden sorumludur.
Bozulan arazilerin doğaya yeniden kazandırılması ile ilgili denetimlerin başarısız olduğu açık olarak bilinmektedir. Nitekim şehrin etrafındaki maden arama ocakları, malzeme temin ocakları olarak çalıştırılmaktadır. Bu konuda Maden İşleri Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatlarının olmaması da önemli bir eksikliktir. Nitekim imar planı olan alanlarda bile maden arama ruhsatı altında malzeme sevkiyatı yapılmaktadır. Bir yandan şehrin imarı ve topografyası bozulurken, diğer yandan haksız kazanç ve devletin gelir kaybına neden olunmaktadır. Oysa Avrupa’da, doğaya zarar verilmeden (ya da en az zararla) işletmeler tarafından hem çalışma aşamasında hem de sonrasında doğaya yeniden kazandırma işlemleri yapılmaktadır.
Bir zamanlar, zorlamamızla bir genel müdür kaçak malzeme alan, güya maden araması yapan (ama malzeme alan) ve devlete yapması gereken ödemeleri de yapmayan bir ocağa geldi. Bozulan imarı, maden arama adı altında alınan malzemeleri gördü; kartvizitini uzatarak, güya gerekli yasal işlemleri yaptı!





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.