Kültür ve Turizm Müdürlüğü Faaliyetleri

İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Mustafa Çıpan, geride kalan hafta medya mensuplarına faaliyetlerle ilgili geniş açıklamalar yaptı. Toplantıda Mevlâna Müzesi Müdürü Yusuf Benli ve Hattat Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Öksüz ile Seyit Küçükbezirci, Melahat Ürkmez ve Yaşar Erdemir gibi kitaplarıyla faaliyetlere katkı yapan bazı yazarlar da hazır bulundu. Şimdiye kadar kapsamlı bir basın toplantısı yapılmadığı için medyada yer alan özet haberlerle yetindiğimiz için faaliyetleri hakkında yeterli bilgiye sahip olamadığımız İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün 6 yıldır İstanbul Beylikdüzü’nde açılan Doğu Akdeniz Turizm Fuarı (EMİTT) na katılarak, “Bir şehrin kültürel yönden tanıtımına katkıda bulunma açısından üzerimize düşen görevi yerine getirdik” diyerek başladığı konuşmasında, yakın ilgi ve destekleri nedeniyle Vali Aydın Nezih Doğan, İl Genel Meclisi Başkanı Ali Selvi ve İl Genel Meclisi Genel Sekreteri Mehmet Kaçmaz’a teşekkür eden Mustafa Çıpan, şöyle devam etti:
“Avrupa Birliği projelerine destek ve proje ortağı olmaya devam ediyoruz. Geçen yıl Güzel Sanatlar Galerisi’nde 20 sergi açılmıştı. Bu yıl 2 ayda 6 sergi açıldı. Bu konuda daha müsait bir galeriye ihtiyaç bulunuyor. Üniversitelere ayrı bir önem veriyoruz. Bir şehir uluslararası düzeyde tanıtımını yeterli festivallerle gerçekleştirebilir”
Altın Parmaklar sim sırma, tel sarma projesi başta olmak üzere diğer bazı projelere katkıda bulunduklarını dile getiren Çıpan, uluslararası şairler buluşması, el dokumaları sergisi, Akşehir kongresi, Konya Selçuklu ve Osmanlı mimarisi bezemeleri sergisi, Konya’nın kültürel tarihi ve turistik değerlerini tanıtma programı gibi faaliyetlerin (Programın İstanbul, Ankara ve İzmir’de de gerçekleştirilmesi için çalışmalar sürüyor) yanısıra, geçen yıl 8 ülkeden toplulukların katıldığı Mistik Müzik Festivali’nin artık oturduğunu, korsan yayınlar konusunda denetimleri sürdürdüklerini ekleyerek, Konya’nın 10 kütüphanesi bulunan bir şehir olduğunu, Mevlâna Meydanı’ndaki mevcut İl Halk Kütüphanesi’nin belediyeye devredildiğini ve başka bir yerde daha büyük bir kütüphane inşa edileceğini söyledi. Yazma eserler konusunda geniş çalışmalar yapıldığını bildiren Mustafa Çıpan, Müzeler Müdürlüğü’ne bağlı 10 ören yeri olduğunu, 4 yerde de kazı çalışmaları yapıldığını, Mevlâna Müzesi’nin derviş hücrelerindeki restorasyonun devam ettiğini, müzenin Hz. Mevlâna ve Konya’ya yakışan bir müze hâline getirilmekte olduğunu ifade etti.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Mustafa Çıpan’ın verdiği bilgiye göre, 1925 yılında çıkarılan “Tekke ve Zaviyelerle ilgili kanun” gereğince kapatılan ve 1926’da “Konya Asar-ı Atika Müzesi” adıyla açılan Mevlevîliğin merkezi kabul edilen dergâhın derviş hücrelerinin zemininde meydana gelen ve 80 santimi bulan dolgu temizlenerek, aslî hüviyetine kavuşturulup, hücrelerin kubbesindeki büyük çaptaki toprak ve moloz kısım hafifletiliyor. Bu arada, restorasyon çalışmaları tamamlanınca Selimiye Camii yönündeki ana giriş kapısından ziyaretçi alınmayacak, ziyaretçi girişi başka bir kapıdan yapılacak. Ayrıca, müze içinde ahşap zemin döşemelerinin de yenilenmekte olduğu ve bazı onarım çalışmalarının yapıldığı belirtildi. Bu arada Dr. Çıpan, Mevlâna adının çeşitli yerlere verilmesine de temas ederek, bu konunun önünde herhangi yasal bir engel bulunmadığı için “Mevzuat yetersizliği nedeniyle” önüne geçilemediğini ileri sürdü.
Bu köşeyi okuyanlar hatırlayacaktır. Hz. Mevlâna’nın adının bakkal, kasap, berber, otel, lokanta peynir-et karışımı börek, manifaturacı, balıkçı, ayakkabı ve bisiklet tamircisi ile çok çeşitli işyerlerine verilmesine, Konya’nın geleneksel “Peynir şekeri”nin adının da “Mevlâna şekeri” olarak değiştirilmesine defalarca tepki gösterip, herkesi Konya’nın mânevî mimarına saygılı olmaya davet etmiştim. Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Mustafa Özkafa, Mevlâna’nın ticaret aracı yapılmaması yolunda belediye meclisinde karar alındığını açıklamasına rağmen, büyükşehir belediyesinin başında bulunanlar tarafından bugüne kadar ne yazık ki hiçbir müeyyide uygulanamadığı için Hz. Pîr’in istismarının önüne geçilemediği gibi, türlü çeşitli şekilde istismar devam ediyor.
Arşive göz atarken et-peynir karışımı böreğe artık “Mevlâna” değil, “Karışık” denileceği yolunda bir yetkilinin yaptığı açıklamayı teminat kabul ederek 27 Şubat 2006 tarihli yazıma “Artık, Mevlâna kes denilmeyecek” başlığını atmışım. Aradan geçen 4 uzun yıla rağmen değişen bir şey olmadığı, artık Hz. Mevlâna’yı istismarın önüne geçilemeyeceği Mustafa Çıpan’ın açıklamasıyla kesinlik kazandığı için sözümü geri alıyorum. Bu demektir ki, bundan böyle isteyen işyerine, gıda maddesine, imalâtına, böreğine çöreğine “Mevlâna” adını verebilecek, hatta sazlı sözlü muhabbetlerde ud, kanun, saz, cura eşliğinde icra edilen sözde “Mevlâna peşrevi” ni tıngırdatmaya devam edebilecektir. Bütün bunların yanı sıra Kültür Bakanlığı Konya sema heyetinin çağrılan her yerde, âdeta festival ve panayırda gösteri yapılması da ayrı bir mesele. Geçen yıl 33 ülkede 100’den fazla gösteri yapılması, tek kelime ile Mevlevî zikri olan sema âyininin otel, lokanta, işyeri açılışı için animasyon hâline getirilmesi Hz. Mevlâna’ya saygısızlıktan başka bir şey olmadığını kimse dikkate almıyor.
Ne diyelim? Gönüller sultanını çıkarları için âlet edenleri Allah ıslah etsin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi