Konya'da artık iki mevsim yaşanıyor

Konya'da artık iki mevsim yaşanıyor

Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adnan Pınar, “İlkbahar ve sonbaharın neredeyse görünmez hale geldiği iki kutuplu yaz ve kış olan iki mevsimli bir iklim tipine maalesef geçtik” dedi

Konya çiftçisi, Aralık ayında olunmasına rağmen yağış yokluğundan ötürü hububat ekili alanlarda sulama yapıyor. Ekim bu yıl yağışların az olmasından dolayı sekteye uğradı. Çiftçi, büyük bir karamsarlık yaşıyor. 

Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Pınar, Türkiye'de iklim açısından kuraklaşmanın yaşandığına dikkat çekti. Kuraklığın uzun vadede ciddi problemler oluşturacağını ifade eden Prof. Pınar, iklimdeki bu dengesizliğin esas probleminin insan müdahalesi olduğunu aktardı. Daha önceki yıllarda da yaptığı her açıklamada Türkiye'nin mevsimsel anormalliklere hazır olması gerektiğini söyleyen Pınar, iklim tiplerinin ülkemizde yavaş yavaş şekil değiştirdiğini dile getirdi.

YER ALTI SU KAYNAKLARINI TÜKETİYORUZ 

Yağışların mevsim normallerine göre daha az olmasının üreticinin yer altı su kaynaklarını daha çok kullanmaya ittiğini belirten Prof. Pınar, şunları kaydetti: “Yağış beklediğimiz zaman da yağışın düştüğü, yağış beklemediğimiz zaman da yağışın arttığı, sıcaklık beklemediğimiz zaman da sıcaklığın anormal derecelerde görülebildiği anormallikler olarak ifade ediyoruz. Yani bu genel anlamda dünyada bir problem aslında.  Küresel ısınma hakkında  ‘ne olacak işte hava ısınıyor aha iyi olmaz mı?’ Gibi böyle çok sığ bir söylemle karşılıyoruz. Yani bunun çok boyutu var. Öncelikli olarak bir yerin iklimi nasılsa doğal ve endüstriyel ya da tarım ürünleri de bitki ölçüsü de onun ışığında oluşur. Yani o yörenin özelliği neyse ona göre bitki örtüsü oluşur. Özellikle buğday üreticileri ve Konya için durum Türkiye'nin genelinde çok daha ayrı özel bir öneme sahip. Konya'da yeraltı suyu maalesef gittikçe tükeniyor. Yani bu kapalı havzada çok büyük bir problem. Dolayısıyla da dışarıdan sulamaya ihtiyaç her geçen gün artıyor ve artmaya devam edecek.  Su bulmak için kuyuları çok daha derinlerde su aramaya başlayacağız. Yani çok aşağılarda bulunan suları da şimdiden bitirme eğilimi gerçekleşiyor” 

MEVSİMSEL ANORMALLİKLER YAŞIYORUZ 

Son yıllarda mevsimsel olarak yaşanan mevsimsel anormalliklere dikkat çeken Prof. Dr. Adnan Pınar, “Bitkiler iklime göre çok uzun yıllardır analarımızın, babalarımızın, dedelerimizin yaşadığı çağda ve öteden beri her bitkinin bir yetişme zamanı var.  Bitkiler belli bir zamanda çiçek açar ya da yaprak verir ve ürüne durur, belli bir zamanda da hasat yapılır. Şimdi bu çok uzun yıllardır süregelen alıştığımız, yaşadığımız iklimin genel özelliğiydi. Ama küresel anlamda yaşanan anormalleşme yüzyıllardır bu düzene alışmış olan bitki örtüsünün ya da ektiğimiz tarım ürünlerinin hem ekim zamanlarını hem de ekildikten sonraki süreçte istediği iklim şartlarını bulamamasından dolayı çok büyük bir kriz oluşturuyor.  Şu anda Konya’da buğday ekim işi ve arkasından beklenen yağmur ve hatta daha da böyle eski yıllara bakarsak bu dönemlerde karların yağdığı ve ekili alanların karın altında olduğunu görürüz. Ama şu anda yağmur bile yok ki, ürünlerin çimlenip yetişmesi için gerekecek tarzda yok. Hal böyle olunca yeraltı suyuna yeniden müracaat ediyoruz.  Tarlasında, bahçesinde yeraltı suyu kullanma imkânı olanlar yağışlar gelene kadar bu su ihtiyacını kendileri telafi edebilenler için bahçede bulunan ürünü kurtarıyoruz ancak bu durum ekstradan büyük bir masraf oluşturuyor. Ve tabii olan yağışın getirdiği kadar da kesin olarak verim alamıyoruz. Çünkü doğal dengenin içerisinde bunların şekillenmesi lazım. Yani bugün bu bağlamda Tahıl ürünleri için acilen yağışa ihtiyaç varken, maalesef bu yağışlar henüz daha inmedi” diye konuştu. 

ARA MEVSİMLER SİLİKLEŞTİ

Prof. Dr. Adnan Pınar, Türkiye’nin çok büyük bir kısmının karasal iklim özelliği altında olan olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Kıyı kuşağında, Akdeniz kıyısı Karadeniz kıyısı ve Marmara batı hariç iç kesimler tamamıyla karasal. Özellikle de bu karasal iklim bölgesinde ama genel olarak da hepsini kapsayacak şekilde söyleyebiliriz. Eskiden gördüğümüz ilkbahar, yaz, sonbahar, kış şeklindeki dört belirgin mevsimin, ne zaman başladığını bildiğimiz, ne zaman bittiğini bildiğimiz, mevsim düzeninden ilkbahar ve sonbaharın neredeyse görünmez hale geldiği iki kutuplu yaz ve kış olan iki mevsimli bir iklim tipine maalesef geçtik. İlkbahar ve sonbahar son derece silikleşti. Önceki yıllarda Kırkikindi yağışları diye adlandırdığımız yağışlar Anadolu’da kış ve yaz başlarında genelde öğleden sonra, ikindi saatlerinde görülen konveksiyonel yağışlardı. Ancak son dönemlerde bu yağışların çok geciktiğini neredeyse haziranın ortasına bulduğunu görüyoruz iklimsel anlamda bir anormalleşme söz konusu. Özellikle de bu karasal iklim bölgesinde ama genel olarak da hepsini kapsayacak şekilde söyleyebiliriz. Eskiden gördüğümüz ilkbahar, yaz, sonbahar, kış şeklindeki zaman başladığını bildiğimiz, ne zaman bittiğini bildiğimiz, mevsim üzerinden ilkbahar ve sonbaharın neredeyse görünmez hale geldiği iki kutuplu yaz ve kış iklim tipine geçtik.”

KONYA’YA DIŞ HAVZADAN SU GETİRİLMELİ 

Yaşanan mevsim değişiklerinin yer altı su kaynakların da etkilediğini belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Pınar, sözlerini şöyle tamamladı: “Son zamanlarda yaşanan yağışların azalmasından sonra yer altı su kullanımı artamaya başladı. Bundan dolayı dışarı havzadan Konya su getirilmesi önem arz ediyor. Bunun diğer çevre havzalardan da Orta Anadolu'ya yani Konya değilse kuzeyindeki işte Ankara şehir ya da işte daha doğudaki yani kaynaklarının bulunduğu yerde bu suları toplayarak buradan bu havzaya nakledilmesi çok önem taşıyor.  DSİ bütün ilden ilçeye köye varana kadar küçücük bir dere varsa bile yılın belli ayında su taşıyan önünü hemen bentler yaparak ne yaptı? Suları taban araziye yani Konya ovasına gelmesini büyük ölçüde engelledi. Dolayısı ile yer altı suyun beslenmesi de büyük ölçüde sekteye uğradı. Yani yeraltı suyundaki azalma hem su çekme çok su çekmeyle ilgili hem de çevreden burayı besleyecek olan kaynakların bu şekilde yerel kullanımı için yapılan bentlerle önünün kesilmesiyle de ilgili yani bunlar da olumsuz bir etki yapıyor. Ancak yani genel anlamda iklimdeki bu gördüğümüz olay Bizim önümüzdeki yıllarda da yani şu gidişata göre yine buna göre bir yaşama biçimi ya da ekip dikeceğimiz ürünleri buna göre planlama yapmamızı gerektirecek bir durum oluşturabilir. Bu da Çok köklü bir şeydir ve son derece hani belirsizliği de beraberinde getirecek bir durumdur. Yani yaz ve kış belirli ve şiddetli yazın şiddetli sıcaklıklarıyla daha şiddetlendiği kışın da daha şiddetli geçeceğini bekliyoruz. Şu an aralık ayındayız havalar ılık ve yağışsız geçiyor. Ama yarın kış gerçek kış başladığında ki bu ayın işte ortalarından sonra muhtemeldir diye düşünüyorum. Çok şiddetli kar yağışlarının da veya soğuğunda yaşanacağı bir kış da olabilir. Aralık'ın 6’sında Eylül bir ay öncesinde hep alıştığımız şartları yaşıyoruz şu anda. Dolayısıyla ne olmuş oluyor? Böyle bir öteleme oluyor. Yaz da geç geldi bak mesela dolayısıyla topyekûn sanki böyle bir çarkı çevirmişiz ve bir ay daha bu ayı ileriye doğru götürmüşüz gibi bir durum var. Tabii yani bunu bilimsel olarak net. Böyledir demek için uzun bir süreye ihtiyaç var ama görünen durum böyle maalesef.”

SAİT ÇELİK 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum