Konya, Bu Hale mi Gelecekti?

Muhafazakâr yapısıyla huzurlu bir yaşamın hüküm sürdüğü Konya, yıllardan beri misyonerlerin cirit attığı bir şehir durumundaydı. Nihayet amaçlarına ulaşanlar Hz. Mevlâna Celâleddin-i Rûmi, hocası Sadreddin-i Konevî, Mevlâna’nın gönül dostu Şems-i Tebrizi, çocukluğunda Mevlâna’ya hizmet ederek, onu sırtında gezdiren  Ateşbaz Velî, Sadreddin-i Konevî’nin hocası ve mürşidi Evhadeddin-i Kirmanî, Şeyh Tavüs-ı Hindî, bildiğiyle amel eden din ve milletin bürhanı (Hakk’ı batıldan ayıran kimse) Fakıh Dede, Şeyh Ebubekir Niksarî, Şeyh Esad Pisili Sultan, Ebu İshak-ı Kazerunî, Sultan Siyavuş, Hoca Ahmet Fakıh Hacı Veyis zâde Mustafa Kurucu gibi pek çok Allah dostunun medfun bulunduğu şehrimizin temeline dinamit koyarak, ahlâkî açıdan hasar vermeye başladılar.
Mevlâna diyarında son günlerde sanıyorum birçok kişinin karşılaştığı, ancak dile getirmede tereddüt ettiği, hatta bazılarının gizliden gizliye merak bile ettiği, ahlâk ve iffete (Ahlâkî temizlik, namus, ırz, doğruluk) yönelik hareketler oluyor. Şöyle ki; günün belli saatlerinde çocukların sokaklara kâğıt parçaları attıkları göze çarpıyor. Özellikle çarşının nispeten tenha olan kesiminde esnaf dükkânlarının yakınına atılan bu kâğıtlarda kadın isimleri ve cep telefonu numaraları yazılı olduğu görülüyor. Meraklarını gidermek gayesiyle bu numaralara telefon edenlere para karşılığında gayri ahlâkî tekliflerin yapıldığı belirtiliyor. Anlaşıldığına göre, “Telekız” tâbir edilen bazı kadınlar artık işi âleniyete dökerek, müşteri temini için yeni bir yöntem bulmuş görünüyor. Konunun hukukî yönden sorumluluğu bulunup bulunmadığı yetkilileri ilgilendiriyor. Ben, kadın tacirlerinin ortalıkta böylesine cirit atmalarına ve meydanı boş bulabildiklerine şaşıyorum. Bu kadar cüretli olabilecekleri, ahlakın bu kadar ortaya dökülebileceği doğrusu aklımdan geçmezdi. Bizim kuşağı ilgilendiren bir konu değil, ancak genç nesil için son derece sakıncalı bir davranış biçimi, bir o kadar da özendirici olduğuna şüphe yok.
Bu tür olayların bir müeyyidesi olması lâzım. Bu işlerin erbabının takip ettiği icraattan emniyetin mutlaka bilgisi vardır. Belki de kanuna aykırı bir yönünün tespit edilmesine çalışılıyor olmalı. Çünkü; zina kanuna göre artık suç sayılmasa da kaba tâbiri ile fuhşiyatın bu kadar serbest olmasının önüne geçmek gerekmez mi? Bu ülke, dolayısıyla aile düzenimizi yakından ilgilendiren ahlâk düşüklüğünün boyutlarının giderek büyümesinde Avrupa Birliği kriterlerine uyma uğruna zinayı suç olmaktan çıkaranlar bu vebâlin hesabını dünyada olmasa bile, huzuru mahşerde kolay kolay veremezler. Bir ülkede, bir cemiyette ahlâkın tefessüh (bozulma, çürüme) etmesi, iffeti olmayan, iffetini korumayan, ahlâk ve namusça düşkün kadın ve erkeğin artarak, iffetin kaybolması en büyük tehlikedir. Ahlâk; sözlükte şöyle tarif ediliyor:
İnsanın yaradılışından gelen hususiyetler ile Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Şerif’de sınırları çizilen, insanların iyiliğini ve mutluluğunu hedef alan kaidelerin hayata geçirilmesiyle cemiyette yaşanarak kazanılan iyi ve güzel davranışların bütünü.
Sevgili Peygamberimiz (sav), ahlâkla ilgili olarak, “En hayırlınız, ahlâkça en güzel olanınızdır. İman bakımından müminlerin en olgunu, ahlâkı en güzel olup, aile fertlerine karşı en yumuşak ve lütufkâr davranandır. Kul ibadeti az olduğu hâlde, güzel ahlâkıyla âhiretin yüksek derecelerine ve şerefli mevkilere ulaşır” buyuruyor.
Hz. Ali (kv) “İffet, güzelliğin zekâtıdır” derken, Merhum Nurettin Topçu da ahlâkı “Bizim ahlâkımız hürmet, hizmet ve merhamet prensiplerini kendinde birleştiren aşk ahlâkıdır” diye tarif ediyor.
Zaman zaman gazetelerdeki köşelerde ve TV’lerdeki yorumlarda ülkede ahlâkın bozulmasına dikkat çeken, yâni iffetsizliğe gönderme yapanlar, ekrana getirilen seviyesiz görüntüler eksik olmuyor, ancak ahlâkî yozlaşmanın giderilmesi için hiçbir çaba gösterilmiyor. Aksine, çok fazla eleştiri almasına rağmen bazı dizilerin hafifmeşrepliği körüklemesinin önüne geçilemiyor. Maalesef ülke çapındaki yozlaşmadan Konya da nasibini alıyor. Ara sokaklar ne kadar denetlenebiliyor? Buralarda nelerin olup bittiğini, bodrumlarda sözde müzikli mekânlarda nelerin olduğunu bilen var mı? Emniyet Müdürü sayın Hüseyin Namal’ın, adlî suçlar kadar, ahlâkî konularla ilgilenmesi geleceğimizin teminatı gençlerin kötü alışkanlıklar edinmelerini engellemek bakımından büyük önem taşıyor. Bu âsil milletin temel taşı olan aile yapısının bugüne kadar sağlam kalması, sahip olduğu güzel ahlâkın ön planda tutulmasıyla mümkün olmuştur. Ahlâkın yukarıda bahsettiğim gibi kâğıtlara yazılıp, sokaklara dökülmesi hayra alâmet olmadığını belirtmeye gerek yok.
40 yıl önce aynı zamanda futbol hakemi olan ve tayin olduğu Eskişehir’de bir köy düğününden dönerken bindikleri araçla Porsuk Çayı’na uçarak boğulan polis memuru İbrahim Yazıcı, “Konya’da tesbit edilmiş 110 tane randevu evi var” demişti de, hayretler içinde kalmıştım. Acaba günümüzde bu sayı kaçı buldu? Sanırım sokaklarda gezinen, giyim kuşamları, hâl ve tavırlarıyla kendilerini belli eden, ahlâkî özelliklere aldırmayan hafifmeşrepleri gördükten sonra sorunun boyutlarını tahmin etmek güç değil. Allah, ar damarı çatlamış, iffetsizliği meslek edinmiş olanları ıslah etsin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi