Kıbrıs her şeyimiz
YAYGIN MEDYAYA YEREL ALTERNATİF
TÜRK HALKININ ATAN KALBİ KIBRIS
Kıbrıs’ın Türk halkının atan kalbi olduğunu ifade eden Kıbrıs Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi Tanpınar ise Kıbrıs'ın Türk basınında yeteri kadar yer almadığından yakındı. Kıbrıs konusunda basının daha duyarlı olması gerektiğine vurgu yapan Tanpınar, “Yaygın medya bizim için gereken desteği veremedi. Bizler, yerel medyanın Kıbrıs’ı Türk halkına en iyi şekilde yansıtacağına inanıyoruz” dedi.
İSTİHDAMI ARTIRICI PROJELER GELİYOR
Panelde, Türkiye genelindeki İletişim Fakülteleri’nin yanı sıra Kıbrıs ve Kırgızistan’ın da ele alındığında her yıl 7 bin kişinin iletişim bölümünden mezun olduğu, bunların büyük bir bölümünün de istihdam edilemediği belirtildi. Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi Mustafa Arslan, bu konunun çözüme kavuşması için önemli bir proje üzerinde çalıştıklarını belirterek önerilerini sundu.
Gündem: Yerel medya
Kıbrıs’tan gelen gazetecilerin de katılımıyla gerçekleştirilen “Kıbrıs ve Yerel Medya” konulu panelde yerel medyanın sorunları masaya yatırılarak, çözüm yolları tartışıldı
Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Konya Gazeteciler Cemiyeti ve (S.Ü) Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin organizesinde, Kıbrıslı gazetecilerin de katılımıyla “Kıbrıs ve Yerel Medya” konulu panel düzenlendi. SÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Nazmi Bilgin’in başkanlığında gerçekleştirilen panele konuşmacı olarak Basın Enformasyon Genel Müdürü Salih Melek, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer, Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi ve Gazetemiz Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Arslan, Kıbrıs Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi Tanpınar ve Televizyon Program Yapımcısı Ertürk Yöndem katıldı.
YAYGIN MEDYAYA YEREL ALTERNATİF
Panelde ilk olarak söz alan Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer, yerel medya kuruluşlarının, bazı kentlerde iş bulamayan gençlerin macera için girip çıktıkları bir yer olarak görüldüğünü söyledi. Medya mesleğinin saygınlığının medyanın saygınlığıyla ilgili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer, “Türk medyasının içinde bulunduğu en önemli sorun iletişim fakültelerinden mezun olan gençlerin bu kuruluşlarda yeterince istihdam edilememesidir. Yerel medya kuruluşları, bazı kentlerde, iş bulamayan gençlerin macera için girip çıktıkları bir yer olarak görülmektedir. Yerel gazetelerde çalışanların bu işi ek iş olarak gördüğü de biliniyor. İletişim Fakültesi mezunlarının istihdamı için yerel medyayı önemli görüyoruz. Bu mezunların yerel medyada çalışması, bu kurumların yayın kalitelerini artıracak, ekonomik sıkıntılarını da aşmalarına yardımcı olacaktır. Ülkemizde televizyon sayısı arttığı halde istihdam ettiği personel sayısı azalıyor. Bunda medya gruplarının haberlerini ortak yaptırmalar, havuz sisteminde çalışmalarının da önemli rolü var. Bunun yanında deneyimli gazetecilerin bile işsiz kaldıkları görülmektedir. Medya ulusal ya da yaygın gazetelerden ibaret değildir. Anadolu'nun Osmanlı'ya kadar uzanan yerel gazetecilik geleneği vardır. Türkiye'de yerel gazetelerin sayısının bin civarında olduğu görülmektedir. Yaygın medyadaki gazetelerin sayısı ise 30'dur. Sayı itibariyle medya kuruluşu sayısı az değil ancak niteliğiyle ilgili sorunlar yaşanıyor. Yerel gazetelerin çoğunda gazete sahibi ve birkaç yakını çalışıyor. Yerel gazetelerin yüze 42,5'in çalışan sayısı 2'yi geçmemektedir. Bu gazetelerde çalışanların örgütlenme ve sendikal örgütlenmeden de yoksun olduğu biliniyor” diye konuştu. Yerel gazetelerin İletişim Fakültesi mezunu eleman istihdam etmede ekonomik olarak da zorlandıklarını ifade eden Sümer, yerel gazetelerin geliştiğini, bu gelişme arttıkça bu sorunun da aşılacağına, iletişim mezunlarının istihdam edilmeye başlanmasıyla şartların daha da düzeleceğine inandığını vurguladı.
KONYA'DA YEREL MEDYA ÇALIŞANLARININ YÜZDE 11'İ İLETİŞİM MEZUNU
Sümer, Konya'daki yerel gazetelerde 197 kişinin çalıştığını, bunlardan yüzde 11'inin İletişim Fakültesi mezunu olduğunu, diğer fakülte ve yüksek okullarından mezun olanların oranının yüzde 11.7, lise mezunlarının yüzde 56,4 olduğunu, geri kalan kesimin ise ortaokul ve ilkokul bitirenlerden oluştuğunu belirtti. Sümer, yerel gazetelerde istihdam edilen her yeni mezunun bu kurumlara tiraj ve izlenme oranı olarak geri döneceğini, Anadolu Ajansı gibi kuruluşların da personel alımında iletişim fakültelerine öncelik vermesinin kendileri açısından son derece sevindirici olduğunu bildirdi.
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür’ü Salih Melek ise genel müdürlük olarak öncelikli görevlerinin ülke aleyhine yurt dışındaki propagandaları engellemek, yurt içi ve yurt dışındaki basın mensuplarına yardımcı olmak, yerel basına destek vermek olduğunu vurguladı.
Ülkedeki basın yayın kuruluşu sayısının çokluğunun kendilerine mutluluk verdiğini ifade eden Melek, şöyle konuştu: “Maalesef medya kuruluşlarımız içerik zenginliği, tiraj ve teknik yeterlilik gibi konularda beklenen yerde değil. Peki ne yapacağız, çözümü nasıl bulacağız? Biz genel müdürlük olarak buna çözüm aramaya çalışıyoruz. Gazetecilik mesleği hassas dengeler üzerine kurulmuş, dünyanın en zor mesleklerinden biridir. Yerel gazetelerin ve burada görev yapan gazetecilerin çalışma şartları oldukça zor. Bunun yanında gazetecilik itibarlı bir meslektir. Bilindiği gibi gazetecilik mesleğini yapmak için İletişim Fakültesi mezunu olması şartı yok. Başka meslek dallarında eğitim alanlar da gazetecilik yapıyor. Ancak gazeteci, Basın Kanunu'nu iyi bilecek, kişilerin kişilik haklarını kendi hakkıymış gibi koruyacak, her konuda dürüst kalmasını bilecek, bu değerler üzerine yetişecektir. Türkiye'de gazeteci yetiştiren 40 tane İletişim Fakültesi var. Her yıl bu okullara 7 bin civarında öğrenci giriyor. Ülkemiz medyasında istihdam edilen İletişim Fakültesi mezunlarının oranı yüzde 10-15 civarındadır. Bu oranı artırmalıyız. Biz de kurum olarak bu konuda elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı. İLETİŞİM ÖĞRENCİLERİ YABANCI DİL ÖĞRENMELİ
Konya Gazeteciler Cemiyeti ve Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi Mustafa Arslan’ın teklifi üzerine Konya’daki yerel medyada İletişim Fakültesi mezunlarının istihdam edilmesi için bir proje üzerinde çalıştıklarını bildiren Melek, “Mezun öğrencilerin finansmanını da sağlayarak, bir yıl süreyle çalışmalarını öngörüyoruz. Taraflar bu konuda olumlu görüş bildirirlerse, bu projeyi kısa süre içinde uygulamaya sokmak istiyoruz” dedi. Bunun yanında yurt dışı bürolarında da istihdam edecek niteliklere sahip, yani yabancı dil bilen İletişim Fakültesi mezunu bulmakta zorlandıklarını bildiren Melek, “Halen 22 olan yurt dışı bürolarımızın sayısını önümüzdeki dönem yeni yapılanma çerçevesinde daha da artıracağız. Bu bürolar için İletişim Fakültesi mezunlarına ihtiyaç duyacağız. Bu konuda İletişim Fakültelerimizin de bu alanda eksiklerini bir an önce gidermeleri gerekiyor. İletişim Fakültesinden muzun olan bir kişi en az bir dil, mümkünse ikinci bir dil bilmelidir” diye konuştu. Melek, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün imkanlarından tüm İletişim Fakültesi öğrencilerinin yararlanması gerektiğini dile getirerek, kurumun zengin haber arşivi ve diğer birikimlerini çeşitli şekillerde öğrencilere sunmaya hazır olduklarını sözlerine ekledi.
KIBRIS’I EN İYİ ŞEKİLDE SAVUNACAĞIZ
Panelde söz alan Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi, AA’nın tarihi gelişim sürecini anlattı. Milli Mücadele döneminde yeni Türk devletinin temellerinin atılmasında, Anadolu hareketinin sesini ülke dışına taşıma konusunda büyük bir görev üstlendiğini dile getiren Hilmi Bengi, “AA’nın uluslar arası düzeyde Türkiye’nin ve Türk halkının sesini duyurduğu konulardan bir tanesi de Kıbrıs davasıdır. AA Kıbrıs’ta 1961 yılında yapılanmaya başlamıştır. 1964 yılının ilk aylarında Lefkoşa’ya daimi muhabir gönderilmiştir. 1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Hakeratı’nda da AA muhabiri Vural Yamaç görev almıştır. 1975 yılında ise AA’nın Kıbrıs bürosu hizmete açılmıştır” dedi. Bengi, AA’nın Kıbrıs davasını müdafaa etmeye ve davanın dünyaya duyurulması konusunda elinden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğini dile getirdi.
TÜRK DÜNYASINA YÖNELİK İNTERNET SİTESİ HAZIRLANIYOR
Dr. Hilmi Bengi, batı temelli basın kuruluşlarının, haber çalışmalarında buradaki Türk varlığını yansıtmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Batılılar, Kıbrıs’taki Türk varlığının çalışmalarını duyurmamakta, görmezden gelmekte, yok saymaktadırlar. Bu sanal nesnelliği biz kabul etmiyoruz. Bu sözde tarafsızlığı biz kabul etmiyoruz. Biz Anadolu Ajansı olarak, Kıbrıs Türk halkının haklı davasını her platformda duyurmaya gayret göstereceğiz. Yalnız Türk halkının değil, Kıbrıs Türkü'nün de sesi olduğumuzu huzurlarınızda bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yalnız Kıbrıs Türkü'nün değil, tüm Türk dünyasının sesi olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu amaçla bir internet sitesi hazırlığı içerisindeyiz. İnşallah önümüzdeki ay, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğümüzün kuruluşu vesilesiyle biz bu internet sitemizi faaliyete geçirmeyi düşünüyoruz. Bu internet sitesinde, Türk Dili Haber Ajansları Birliği adını verdiğimiz birliğe üye tüm ajansların etkinliklerini duyurmaya çalışacağız. Türk dünyasındaki gelişmeleri bu internet sitesinden duyurmaya çalışacağız. Sadece Türkiye'nin değil, tüm Türk dünyasının sesi olacağız. Kıbrıs Türkü'nün sesi olacağız. Azeri, Kazak, Kırgız ve Türkmen'in sesi olacağımız bir platformu hayata geçirmeye çalışıyoruz.”
KONYA İLETİŞİMİN MERKEZİ HALİNDE
Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi ve Gazetemiz Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Arslan da, Konya’nın televizyon, radyo, gazete, dergi gibi yayın organlarının yanı sıra sahip olduğu İletişim Fakültesi ile de iletişim eğitiminin merkezi haline geldiğini belirtti. Anadolu basınının sadece bir kişi ile temsil ediliyor olmasının adaletsizlik olduğunu ifade eden Mustafa Arslan, Anadolu Gazete Sahipleri Temsilciliği görevine Ocak ayında geldiğini ve o tarihten bu yana dört farklı proje ürettiklerini ifade etti. Arslan, projelerini şu şekilde açıkladı: “Hazırladığımız projelerden ilki, İletişim Fakültesi öğrencilerinin yerel gazeteler, televizyonlar, radyo ve dergiler ile KOBİ’lerde istihdam edilmesi projesidir. Konya basını bugün fiili olarak bu görevi yürütmekte ancak, istihdam edilmeyi bekleyen öğrenci sayısına bakıldığında sadece Konya’nın yeterli olmadığı görülmektedir. Projemizde biz diyoruz ki, öğrenciler asgari 1 yıl boyunca staj yapsınlar. Sigortalı ve asgari ücretli olarak görevlendirilsinler. Bu projemizin önünde bir engel görmüyoruz. YÖK’te fiili staja olumlu gözle bakıyor. Bu projenin hayata geçirilmesiyle en az 1 yıl boyunca staj yapmış olan İletişim Fakültesi öğrencileri hem geleceğe daha umutlu bakabilecek, hem üniversitede aldıkları eğitimleri yerel medyada uygulayarak gelişime katkı sağlayabilecekler.
Hazırladığımız 2. önemli proje ise gazetelerin sayfa düzeni ile ilgilidir. Gazetelerimizin mizanpajına bakıldığında hepsinin hemen hemen aynı mizanpaja sahip olduğu görülmektedir. Bu sorunu aşmaya yönelik olarak da 5 ayrı model tabldot boyda, 5 ayrı model de normal boy gazetede olmak üzere yeni mizanpaj çeşitleri üretilmiştir. Bu konunun da görüşülüp karara bağlanması ile umut ediyorum ki, Anadolu basınının mizanpajında önemli bir gelişme yaşanmış olacaktır.
Hayata geçirildiği takdirde yerel medyanın gelirlerinde artış sağlayacağına inandığımız 3. proje ise Kamu İhale Kurumu ile yaptığımız görüşme sonucu oluşturulmuştur. Bu projeyle yerel gazetelerimizin ulaşamadığı bölgelerde ilanların ilan tahtasıveya o bölgeye en yakın gazetelerde yayınlanması sağlanacaktır. Bu konu üzerinde çalışmalarımız devam etmektedir.
Yapmayı planladığımız önemli bir proje de ‘Ne haber’ başlıklı kitap projesidir. İçerisinde 10 farklı haber ve bin çeşit haber konusu içeren bu proje ile muhabirlerimiz bugün ne haber yapsam diye düşünmeyecek, istediği konuyu bu kitaptan seçerek haber üretebilecektir.
KIBRIS TÜRK HALKININ ATAN KALBİDİR
Kıbrıs Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi Tanpınar da Kıbrıs'ın Türk basınında yeteri kadar yer almadığından yakınarak, “Kıbrıs canımız demek, Kıbrıs'ı sevmek yeterli olmuyor. Bu konuda basının daha duyarlı olması gerekir. Yaygın medyada Kıbrıs için gereken desteği biz alamadığımızı düşünüyoruz. Bu nedenle artık yerel medyanın Kıbrıs’ı Türk halkına en iyi şekilde yansıtacağı düşüncesindeyiz” dedi. Kıbrıs’ın sahip olduğu tarihi misyon ile Türk halkının atan kalbi olduğunu söyleyen Tanpınar, “Kıbrıs’ı kaybetmek Türk dünyası için büyük bir kayıptır. Bizler, Kıbrıs’ta Türk hakimiyetinin bitmesi halinde anavatanımıza, Türkiye’ye gelir, Konya Ovası’nda bir yer ediniriz. Ancak, Kıbrıs’ın Türk hakimiyetinden çıkması demek Türkiye için büyük bir sorun demek. Buna asla yer vermeyeceğiz. Bunun için de Türkiye’deki kardeşlerimizin bizim elimizden tutması gerekiyor. Buna gerçekten ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Panelde son olarak söz alan Televizyon Programı Yapımcısı Ertürk Yöntem ise 1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekatı’na ilişkin anılarını ve başından geçen bazı olayları anlattı. O dönemde ilk resmi savaş muhabiri olarak Kıbrıs’a kendisinin gönderildiğini bildiren Ertürk, savaş esnasında Kıbrıs’taki Rumların Türk halkına yaptığı işkenceleri anlattı. Dünyanın en vahşi milletinin Azerbaycan’da yapılan vahşet nedeniyle Ermeniler olduğunu dile getiren Yöndem, ikinci sırada Bosna Hersek’te yaşanan dramın baş aktörü olan Sırpların yer aldığını, üçüncü sırada ise Kıbrıslı Rumların bulunduğunu belirtti.
Panelin sonunda, Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dinçer Bedük, katılımcılara çini tabak, Kıbrıs Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi Tanpınar da programın düzenlenmesinde emeği geçen Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer ve Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sefa Özdemir'e Kıbrıs'ı yansıtan birer tablo armağan etti.
RASİM ATALAY





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.