Kan kokusu

Size diyorum...
Siz...
Evet siz...
Mikrofonların ardında beyanat veren beyefendi (!)
Ve siz klavyenin başındaki zat-ı muhterem...
Futbol mabedlerinin çimlerini terleriyle sulayan, hırslarıyla çürütenler...
Size diyorum...
Futbol centilmenliktir deyip, ahval ve şerait bir tarafın aleyhine geliştiğinde "Görevimiz Tehlike" filmindeki gibi
kendi kendini 10 saniye içinde yok eden söylemlerin sahipleri.
Size diyorum...
Saklanmayın topun arkasına...
Ve aidiyet hissini cicili bicili renklerin içinde bulan, dünyanın sadece o renklerden ibaret olduğunu sanan, yıllarca yağmura, çamura, kadına, çocuğa aldırmadan, dilinden küfrünü, yanından sopasını, bıçağını, satırını, silahını ayırmayan siz...
Size diyorum...
Şu hayatta tek numarası sadece biletinin üzerinde yazan koltukta olan siz...
Öne çıkın...
Bir adım öne...
Yöneticiler...
Futbolcular...
Spor basını...
Taraftarlar...
Teknik adamlar...
Dünyanın en büyük derbilerinden biri olan seyirlik eğlenceyi sözleri, tavırları, restleri, küfürleri, tekmeleri ve kararlarıyla katledenler...
Size söylüyorum...
Ellerinizi öne doğru uzatın...
Ters çevirip avuçlarınızın içine bakın...
Bir şey görüyor musunuz?
Dikkatlice bakın...
Tekrar bakın.
Bir daha...
Kimileri ya göremez ya görmezden gelir.
Zor gelir surata tokat gibi inen gerçekleri kabullenmek.
Ve ben önlara derim ki;
Göremiyorsanız koklamayı deneyin...
Çünkü kan kokusu kolay kolay yok olmaz.
Bütün hücrelerinize işler.
Ellerinizden silseniz bile hafızanızdan silemezsiniz.
Peşinizden gelir adım adım gölgeler gibi...
Bir de hiçbir şeyi üzerine almayanlar var.
Onlar ne ellerini yıkar ne gönüllerini...
Gece yastığa başına koyar karısına/sevgilisine sarılır...
Ve uyur...
Oysa daha demincek o/onlar değil miydi?
Her şeyi berbat edenler.
Başarıyı kutlamak, alkışlamak için (hiçbir zaman gelmeyecek) uygun zaman ve zemini arayanlar...
Futbolun tatlı rekabetini milyonlarca insanın gözü önünde manikür yoksunu elleriyle güreşe çeviren,
Herşey yolunda giderken beyefendiliği elden bırakmayan, ama rüzgar tersine esmeye başladığı zaman iki gözüne birden göz bandı takan, nefesleri menfaat kokan korsanlar gibi davranan sizler...
Size diyorum...
Bir Pazar gecesi "kirpiklerine öldüğüm" diyerek üzerine titreyen sevdiceğini kaybetti bir genç kız...
İki yaşındaki oğlu top peşinde koşarken balkondan düşüp can veren bir baba, 10 yıl sonra yine top peşinde koşan diğer cancağızını kaybetti...
Ve bir anne serçe yüreğiyle...
Anneler gününde kuzusunun eve dönüşünü beklerken...
Sahi bunlardan haberiniz var mı?
Size diyorum size...
Şu en tepede, en fiyakalı koltukta oturan bu işin tadı ortalık toz duman olduğunda güzel diyen, kravatlılara...
Haberiniz var...
Peki...
Ya vicdanınız?
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi