İyiliğin Kötülüğü Yaşatması
Yayınlanma:
Son günlerde medyada çocuklarla ilgili haberler fazlaca yer almaya ve rahatsız etmeye başladı. Kaçırılan, satılan, öldürülen, terk edilen, sokakta zorla çalıştırılan, cinsel tâcize uğrayan, tinere alıştırılan, sevgili yüzünden bıçaklanan ve öldürülen çocuklar. Hepsi de üzüntü verici, tedirgin edici ve düşündürücü. Birazda medya abartınca ve hislere tesir edecek şekilde yazınca veya seslendirince olaylar daha da üzücü, korkutucu ve düşündürücü hale geliyor. Bu tür haberler abartılmadan, his ve heyecan karıştırılmadan verilse bile, yapısı itibâriyle zaten okuyanları ve dinleyenleri üzüyor. Bir de ses ve şekil olayı mübalağalı bir şekilde dramatize edince hiç çekilmez hale geliyor. Ortalığı sakinleştirmek ve insanların soğukkanlılıkla düşünmelerine ve bir neticeye varmalarına fırsat vermek için olayları abartmamak ve duyguları istismar etmemek gerekiyor.
Öncelikle olayların sebepleri, meydana geliş şekilleri, failin karakter ve yapısı iyice ve doğru olarak açıklanmıyor veya bilerek kamufle ediliyor. Açıklanmaması da, kamufle edilmesi de çok kötü. Olayın veriliş şekline, sebebine ve failin o suçu işlemeye münasip düşmeyecek bir görüntüde verilmesine göre insanlar çok üzülüyorlar. Olay, sıradan bir vak'a ve normal insanların işleyebilecekleri türde anlatılınca veya gösterilince insanların morali bozuluyor, bıkkınlık ve yılgınlık gösteriyorlar, hattâ ilgisiz kalıyorlar. İşler bu hale geldiyse, bu şekle büründüyse ve bu kadar yaygınlaştıysa yani normal aile ve komşuluk ortamında vuku buluyorsa, eli yüzü düzgün, yaşayışı mazbut insanlar bu suçları işleyebiliyorlarsa bunun önü alınamaz ve altından kalkılamaz hükmüne varmak zorunda bırakılıyorlar.
Örnek mi? O kadar çok örnek var ki, anlatmakla ve yazmakla bitmez.
Bildiğiniz gibi Haiti'de korkunç bir deprem oldu. Yüz binlerce insan enkaz altında can verdi. Binlerce çocuk öksüz ve yetim kaldı. Kimsesiz kalan çocukları yerli çeteler, güya Haitiye yardım için gelen Amerikalılar kaçırmaya başladılar. Her gün yüzlerce çocuk kayboldu. Ne için ve nasıl? Bakmak, büyütmek ve evlat edinmek, iş güç sahibi yapmak için mi? Yoksa iç organlarını alıp satmak, büyütüp köle olarak kullanmak veya satmak için mi? Olay netleştirilmiyor. Bunun medya tarafından iyi açıklanması ve üzerindeki sis perdesinin kaldırılması gerekmez mi? Elbette gerekir ama bilerek yapmıyorlar.
Son günlerde ülkemizde yeni doğan çocuklardan sokağa, hastane ve cami kapılarına bırakılanlar oluyor. Ayrıca sokaklardan ve parklardan çok sayıda çocuk zorbalar tarafından kaçırılıyor. Türkiye'de kayıp çocuk sayısının 3 binin üzerinde olduğu söyleniyor ve yazılıyor. Bu çocuklar acımasızca, vicdansızca, insafsızca neden kaçırılıyor ve yalnızlığa neden terk ediliyor? Dokuz ay karnında taşıdığı yavrusunu sokağa bırakan anneyi, hangi şartlar ve sebepler o işe zorluyor veya mecbur ediyor? Geçim sıkıntısı mı, ahlâksızlık mı, cehalet mi, toplum baskısı mı, şiddet mi, gayrı meşru yaşayış tarzı mı? İnsanların zihnini meşgul eden ve aklını karıştıran bu noktaların çok iyi açıklanması gerekmez mi? Asıl üzerinde durulması gereken önemli nokta burası değil mi?
Sonra o çocuğu alıp veya bulup yuvaya veriyoruz ve yahut zengin bir ailenin evlat edinmesini sağlıyoruz. “Sen gayrı meşru doğurduğun çocuğu sokağa bırak, kapı önüne koy biz onun çaresine bakarız” der gibi. Esas yapılacak iş, kimsesiz çocukları şuraya buraya yerleştirmek değil, olayın sebeplerini araştırmak, suçlunun yapısını ve yaşayışını incelemek ona uygun tedbirlerle olayın kaynağını kurutmaktır. Medya bu tür olayları öyle veriyor ki; rengârenk battaniyeye sarılmış güzel ve bakımlı bir çocuk. Gece kondu çocuğuna benzemiyor. Bu çocuk öylesine afişe ediliyor ve ön plâna çıkarılıyor ki; o çocuğu sokağa terk eden cani ruhlu veya ahlâk yoksunu kişiler unutulup gidiyor. Siz şimdiye kadar çocuğunu çöp bidonlarına atan kadının veya erkeğin, (onlar anne veya baba değil) bulunup ibreti âlem için teşhir edildiğine hiç şahit oldunuz mu?
Bir yerde trafik kazası olur veya cinayet işlenir. Bu kazada bir gurbetçi aile veya cinayette bir aile yok olur gider. Olaylar öylesine dramatize edilir ki; biz yok olan ailelerin yürekler parçalayan hallerini düşünürken ve feci akıbetlerine üzülürken trafik kazasına sebep olan sürücünün, adamları öldüren katilin alkolik olduğunu düşünme ve lânetleme fırsatı bile bulamayız.
Sokaklarda tinerci çocuklar, esrarkeş gençler, arabalara saldıran eş cinseller, evleri ve iş yerlerini soyanlar ve yollarda insanlara saldıranlar cinayet işlerler biz yapılan yayının tesiriyle tinerci gençlere ve esrarkeşlere acımaya başlarız, yakalananlar çocuk ıslah evlerine veya çocuk yuvalarına yerleştirirler. Bu insani iyiliği yapar ve onlara hizmet veririz, ama sokaklarda tinerci ve eroinman çocuklar çoğalmaya, sur diplerini, köprü altlarını ve hurda vagonları mesken tutmaya devam ederler. Biz bir sevkiyat memura gibi onları çocuk yuvalarına ve ıslah evlerine gönderdikçe onlar gelmeye ve üremeye devam ederler.
Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. Verdiğim örnekler üzerinde biraz durursak şöyle bir neticeye varabiliriz:
Bir yerde bir suç işlenmiş ve kötülük yapılmışsa medya, elbette onu verecek. Bir kısım medya bu tür olayları öyle abartarak ve çekiciliğini artırarak veriyor ki neredeyse insanlar suça ve suçu işleyene imrenecek hale geliyor, daha doğrusu getiriliyorlar. Böylece iyilik kötülüğü yaşatacak, güzellik çirkinliği besleyecek hale getiriliyor. Olay kurbanlarının çaresine bakılıyor, maddi ve manevi kayıpları telâfi edilmeye çalışılıyor, suçun kaynaklarının kurutulması ve suç işleyenlerin sayılarının azaltılması için ciddi bir şey yapılmıyor gibi geliyor bana. Bilmiyorum size de öyle mi geliyor? Yapılsa da netice değişmiyor ve gidişatta bir düzelme görülmüyor.
Öncelikle olayların sebepleri, meydana geliş şekilleri, failin karakter ve yapısı iyice ve doğru olarak açıklanmıyor veya bilerek kamufle ediliyor. Açıklanmaması da, kamufle edilmesi de çok kötü. Olayın veriliş şekline, sebebine ve failin o suçu işlemeye münasip düşmeyecek bir görüntüde verilmesine göre insanlar çok üzülüyorlar. Olay, sıradan bir vak'a ve normal insanların işleyebilecekleri türde anlatılınca veya gösterilince insanların morali bozuluyor, bıkkınlık ve yılgınlık gösteriyorlar, hattâ ilgisiz kalıyorlar. İşler bu hale geldiyse, bu şekle büründüyse ve bu kadar yaygınlaştıysa yani normal aile ve komşuluk ortamında vuku buluyorsa, eli yüzü düzgün, yaşayışı mazbut insanlar bu suçları işleyebiliyorlarsa bunun önü alınamaz ve altından kalkılamaz hükmüne varmak zorunda bırakılıyorlar.
Örnek mi? O kadar çok örnek var ki, anlatmakla ve yazmakla bitmez.
Bildiğiniz gibi Haiti'de korkunç bir deprem oldu. Yüz binlerce insan enkaz altında can verdi. Binlerce çocuk öksüz ve yetim kaldı. Kimsesiz kalan çocukları yerli çeteler, güya Haitiye yardım için gelen Amerikalılar kaçırmaya başladılar. Her gün yüzlerce çocuk kayboldu. Ne için ve nasıl? Bakmak, büyütmek ve evlat edinmek, iş güç sahibi yapmak için mi? Yoksa iç organlarını alıp satmak, büyütüp köle olarak kullanmak veya satmak için mi? Olay netleştirilmiyor. Bunun medya tarafından iyi açıklanması ve üzerindeki sis perdesinin kaldırılması gerekmez mi? Elbette gerekir ama bilerek yapmıyorlar.
Son günlerde ülkemizde yeni doğan çocuklardan sokağa, hastane ve cami kapılarına bırakılanlar oluyor. Ayrıca sokaklardan ve parklardan çok sayıda çocuk zorbalar tarafından kaçırılıyor. Türkiye'de kayıp çocuk sayısının 3 binin üzerinde olduğu söyleniyor ve yazılıyor. Bu çocuklar acımasızca, vicdansızca, insafsızca neden kaçırılıyor ve yalnızlığa neden terk ediliyor? Dokuz ay karnında taşıdığı yavrusunu sokağa bırakan anneyi, hangi şartlar ve sebepler o işe zorluyor veya mecbur ediyor? Geçim sıkıntısı mı, ahlâksızlık mı, cehalet mi, toplum baskısı mı, şiddet mi, gayrı meşru yaşayış tarzı mı? İnsanların zihnini meşgul eden ve aklını karıştıran bu noktaların çok iyi açıklanması gerekmez mi? Asıl üzerinde durulması gereken önemli nokta burası değil mi?
Sonra o çocuğu alıp veya bulup yuvaya veriyoruz ve yahut zengin bir ailenin evlat edinmesini sağlıyoruz. “Sen gayrı meşru doğurduğun çocuğu sokağa bırak, kapı önüne koy biz onun çaresine bakarız” der gibi. Esas yapılacak iş, kimsesiz çocukları şuraya buraya yerleştirmek değil, olayın sebeplerini araştırmak, suçlunun yapısını ve yaşayışını incelemek ona uygun tedbirlerle olayın kaynağını kurutmaktır. Medya bu tür olayları öyle veriyor ki; rengârenk battaniyeye sarılmış güzel ve bakımlı bir çocuk. Gece kondu çocuğuna benzemiyor. Bu çocuk öylesine afişe ediliyor ve ön plâna çıkarılıyor ki; o çocuğu sokağa terk eden cani ruhlu veya ahlâk yoksunu kişiler unutulup gidiyor. Siz şimdiye kadar çocuğunu çöp bidonlarına atan kadının veya erkeğin, (onlar anne veya baba değil) bulunup ibreti âlem için teşhir edildiğine hiç şahit oldunuz mu?
Bir yerde trafik kazası olur veya cinayet işlenir. Bu kazada bir gurbetçi aile veya cinayette bir aile yok olur gider. Olaylar öylesine dramatize edilir ki; biz yok olan ailelerin yürekler parçalayan hallerini düşünürken ve feci akıbetlerine üzülürken trafik kazasına sebep olan sürücünün, adamları öldüren katilin alkolik olduğunu düşünme ve lânetleme fırsatı bile bulamayız.
Sokaklarda tinerci çocuklar, esrarkeş gençler, arabalara saldıran eş cinseller, evleri ve iş yerlerini soyanlar ve yollarda insanlara saldıranlar cinayet işlerler biz yapılan yayının tesiriyle tinerci gençlere ve esrarkeşlere acımaya başlarız, yakalananlar çocuk ıslah evlerine veya çocuk yuvalarına yerleştirirler. Bu insani iyiliği yapar ve onlara hizmet veririz, ama sokaklarda tinerci ve eroinman çocuklar çoğalmaya, sur diplerini, köprü altlarını ve hurda vagonları mesken tutmaya devam ederler. Biz bir sevkiyat memura gibi onları çocuk yuvalarına ve ıslah evlerine gönderdikçe onlar gelmeye ve üremeye devam ederler.
Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. Verdiğim örnekler üzerinde biraz durursak şöyle bir neticeye varabiliriz:
Bir yerde bir suç işlenmiş ve kötülük yapılmışsa medya, elbette onu verecek. Bir kısım medya bu tür olayları öyle abartarak ve çekiciliğini artırarak veriyor ki neredeyse insanlar suça ve suçu işleyene imrenecek hale geliyor, daha doğrusu getiriliyorlar. Böylece iyilik kötülüğü yaşatacak, güzellik çirkinliği besleyecek hale getiriliyor. Olay kurbanlarının çaresine bakılıyor, maddi ve manevi kayıpları telâfi edilmeye çalışılıyor, suçun kaynaklarının kurutulması ve suç işleyenlerin sayılarının azaltılması için ciddi bir şey yapılmıyor gibi geliyor bana. Bilmiyorum size de öyle mi geliyor? Yapılsa da netice değişmiyor ve gidişatta bir düzelme görülmüyor.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.