İsrail, ABDsiz bir hiç!


Bülent Ecevit’in Başbakan iken yıllar önce Amerika’yı ziyaretinde Başkan Bill Clinton’ın karşısında elpençe divan duruşu onurumuzu nasıl zedelemişti bir hatırlayınız. Kennedy’den sonra Türkiye’ye sempati ile bakar intibaı uyandıran Clinton, diplomasi kuralları ile bağdaşmayacak biçimde kendisi bir koltuğun kenarına ilişmiş iken, sanki bir ilkokul talebesini sorguya çekiyor gibiydi. Oturmasına bile izin vermediği Ecevit’in duruşu ise, en basit tâbirle patronu karşısında çalışan görüntüsündeydi ve o dönemde birçok eleştiri almıştı.

Yine hatırlayacağınız gibi, resmi hiçbir sıfatı olmadığı hâlde Başbakanlığa gelmesi kesinleştiği için Amerika’ya davet edilen Recep Tayyip Erdoğan, Başkan Bush ile Beyaz Saray’da görüşürken bacak bacak üzerine atarak konuşmuş, tokalaşırken vücut dilini iyi kullanarak elini Bush’un elinin üzerine koymuş, hatta uzun boyu ile Bush’a fark atması bile Türk milletini eziklikten kurtarıp, yüreklerine su serpmesine yetmişti. Halkımızın duygularını “Nihayet yabancı ülke liderlerden uzun boylu bir Başbakana sahip olduk” şeklinde dile getirdiklerini henüz unutmuş değiliz. Çünkü; Erdoğan’ın son derece rahat hareket ederek, burnundan kıl aldırmayan liderlere düşüncelerini etki altında kalmadan ifade etmesiyle özgüvenini kazanan yurdumuz insanı, ülkemizi temsil edenlerin batılılar karşısında yıllarca ezilip büzülmesini bir onur meselesi yapmıştı.

Başbakan Erdoğan’ın, Davos’ta düzenlenen “Gazze, Ortadoğu barışı için model” konulu panelde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e adeta insanlık dersi vermesi ülkemizde ve Filistin’de bayram havası esip, büyük coşkunun yaşanmasına yol açtı. Erdoğan’ın sert çıkışı karşısında Şimon Peres’in içine düştüğü durumu herkes gördü. Çıkışı bütün dünyada geniş yankı bulurken, sık sık sözünü kesip tahrik ederek Peres’e cevap verme imkânı tanımayan, paneli yöneten ve belli bir tertibin içinde olan Ermeni asıllı roman yazarının oyununu bozan Başbakanın “Sayın Peres benden yaşlısın, sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisidir. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi iyi bilirsiniz. Plajdaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl bombaladığınızı biliyorum. Bana ‘Tankların üzerinde Filistin’e girdiğimde kendimi çok mutlu hissediyorum’ diyen başbakanlarınız var. Bu zulümleri alkışlayanları da kınıyorum. İsrail’in barbarlığı zalimliğin de ötesinde bir şey. İsrail haydut devlet hâline gelmiştir” şeklindeki sözleri İsrail’in, mazlum Filistinlilere uyguladığı soykırıma duyulan tepkinin dışa vuruşuydu.

Yüksek sesle konuşarak geçmişte olduğu gibi sorumsuzluk örneğini tekrar edeceğini zanneden ve soykırıma varan İsrail saldırılarının suçlusu olarak Hamas’ı göstererek, işledikleri insanlık suçuna kılıf arayan, üstelik “Her gün İstanbul’a onlarca füze atılsa siz ne yapardınız?” diye Erdoğan’ı hedef alan Şimon Perez’e, “Başbakan Olmert’e ‘Filistin’den atılan füzelerden ölen var mı?’ diye sordum. Yok. Peki, bu nasıl füze ki ölen olmuyor” karşılığını veren Başbakan Erdoğan’a önce söz vermemeye çalışıp, üstelik bir Başbakanla konuştuğunu dikkate almadan el kol hareketleri ile sözünü kesmeye çalışan panel yöneticisine, “Peres’i 25 dakika konuşturup, beni 12 dakika konuşturuyorsunuz. Olmaz” diyen Erdoğan, “Benim için Davos bitmiştir. Bir daha gelmem” diyerek, salonu terk etmekte haksız mıydı?

İnsan, ABD’ye güvenerek çevredeki Arap ülkelerine horozlanıp, Ortadoğu’da terör estiren İsrailli insan kasapları şüphesiz Türkiye Başbakanından böyle bir çıkış beklemiyorlardı. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, komutan bulmakta sıkıntı çektikleri için 86’lık Perez ve benzerlerini tekrar tekrar başa getiren Yahudiler, zorla işgal ettikleri Filistin topraklarında asla huzur bulamayacak, ebediyen kanını döktükleri masum insanların vicdan azabını çekecekler. Çünkü, aldıkları mazlumların ahının bir gün mutlaka aheste aheste çıkacağından kimsenin şüphesi olmasın. Gazze’nin muhasara altında olduğuna dikkat çekip, “Gazze, bir açık hava hapishanesidir” diye devam eden Başbakan, bunun ne ile izah edileceğini sorarak, İsrail’in izni olmadan Filistin’e 1 kasa domates sokulamayacağını ve Filistin halkının açlığa mahkûm edildiğini öne sürdü.

Gazze’de yalnız Hamas yanlıları değil, kadın, çocuk, ihtiyar birçok masum insanın yaşadığını dile getiren Recep Tayip Erdoğan’ın “İnsanlık, Gazze’de olanları sâdece seyretti. Birleşmiş Milletler ateş kes kararı aldı, ancak İsrail, daha önce yüzlerce defa olduğu gibi kararı tanımadı. Peki BM. Güvenlik Konseyi neyin nesi oluyor” sözleri salondan alkış alırken, Birleşmiş Milletler’in ilk icraatının 1948’de İsrail’in, Filistin’e yerleştirilmesi olduğunun örneği bir defa daha verilmiş oldu. Davos’a damgasını vuran Erdoğan, Ortadoğu’nun lideri konumuna geldi. Filistin halkı Başbakan Erdoğan’a destek vermek için büyük bir miting düzenledi. Ortadoğu ve Arap dünyasının yanı sıra, dünyanın hemen her ülkesi Erdoğan’ın çıkışıyla dikkatini Ortadoğu sorununa çevirdi. Buna karşılık içimizdeki Yahudi muhibleri ve Erdoğan’ın tabiriyle emekli diplomatik monşerler ise yine İsrail’in safında yer almaya özen gösterirken, Erdoğan’ın çıkışı ABD’nin desteği olmadan İsrail’in bir “Hiç” olduğunu bir defa daha dünyaya ilân etti.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi