İşin ehli demek, işinde belirli bir ilerleme kaydetmiş, yani ustalaşmış kişi demektir. Bir işe ehil birini seçersek, her zaman verim alırız. Başarı her zaman bizimle olur. Mekke'nin Fethinden önce Mekke'nin anahtarı Osman Bin Talha’dadır. Kendisi Kâbe’nin temizliğini/bakımını yapar. Peygamberimiz (asm) içeri girmek istediğinde Hz. Ali anahtarı ondan alır ve içeri girerler. Bu esnada, Osman Bin Talha Müslüman değildir. Peygamberimizin (asm) amcası Hz. Abbas, Kâbe’nin anahtarının kendisine verilmesini rica eder. Peygamberimiz (asm) de anahtarı amcasına verir. O esnada bir Ayet iner. Ayette şöyle buyrulur: “Allahü teâlâ size emanetleri ehline vermenizi emreder...” (Nisa,58). Bunun üzerine Peygamberimiz anahtarı henüz Müslüman olmayan birisine yani Osman Bin Talha'ya verir. Peygamberimiz (asm) "Ey Osman! İşte kâbe’nin anahtarı! Bu gün iyilik ve vefa günüdür. Sen cahiliye zamanında bu vazifeyi layıkıyla yaptın, inanıyorum ki şimdi daha güzel şekilde yaparsın…” buyurdular ve anahtarı herkesin huzurunda ona teslim etti.
Bu büyüklüğü gören Osman Bin Talha Müslüman olur. (Ayetin tamamı: “Haberiniz olsun ki, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size en güzel şekilde öğüt veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitir ve her şeyi hakkıyla bilir.") Görüldüğü üzere "işi ehline vermeyi" Kur'an-ı Kerim emrediyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “İş ehli olmayana [layık olmayana] tevdi edildiği [verildiği] zaman, kıyameti bekle.” [Buhari] Meşrutiyet devrinde Bediüzzaman’a “Şimdi Ermeniler kaymakam, vali oluyorlar. Bu nasıl olur?” şeklinde sorulur. Bediüzzaman da Ermenilerin saatçi ve makineci oldukları gibi Vali, kaymakam da olabileceklerini, Meşrutiyette Valinin/Kaymakamın reis değil, hizmetkâr olduğunu söyler.
Bediüzzaman Hazretleri bir kişinin işine ve sanatına bakarken kişinin salahatine değil maharetine (ehil olmasına) bakılması gerektiğini söyler. Bu konuyu münazarat adlı eserinde şöyle ifade etmektedir: “Hamiyet ayrı, iş ayrıdır. Bence bir kalb ve vicdan fezâil-i İslâmiye ile mütezeyyin olmazsa, ondan hakikî hamiyet ve sadakat ve adalet beklenilmez. Fakat iş ve san'at başka olduğu için, fâsık bir adam güzel çobanlık edebilir.”
Görülen o ki, akıl yaşta değil baştadır. İşin ehli, köle de olsa ehildir. Her işte bilgili ve ihtisas sahibi olanlar, istihdam edilmelidir.
Rabbim, işlerimizi her zaman ehil kimselerin ellerine teslime bizleri muvaffak eyle… Bizleri de bizim kabiliyetlerimize uygun işlerde ehil eyle… Kalın sağlıcakla…

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.