İnsan hakları yaralı

İnsan hakları yaralı
Dünya İnsan Hakları Günü, Türkiyede en büyük insan hakkı ihlali olan başörtüsü yasağı, katsayı adaletsizliği ve ülkenin önünü tıkayan darbe tartışmalarıyla geride kaldı

DANIŞTAY, YETKİ GASPI YAPTI

Türkiye ve dünyada bir türlü çözülemeyen insan hakları ihlallerinin sona ermesini umut ederken, bunlara yenileri eklenmeye devam ediyor. Buna örnek olarak Danıştay’ın katsayı kararını gösteren Memur-Sen İl Temsilcisi Latif Selvi, “Danıştay verdiği kararla ‘eğitimde fırsat ve imkân çeşitliliği’ ilkelerini yok sayıp yasama ve yürütmenin yerine geçerek bir yetki gaspını gerçekleştirmiştir” dedi.
ÜLKENİN GELECEĞİ İPOTEK ALTINA ALINIYOR
Danıştay’ın katsayı kararının darbe savunucusu olarak ifade ettiği Baro’nun siparişi üzerine verildiğine işaret eden Latif Selvi, kararın, gençlerin geleceğini ipotek altına almakla kalmadığını, ülke ekonomisinin geleceğini de kararttığını vurguladı. Selvi, yargı kararlarının, siyasi iktidarlara yönelik tepkinin ve hoşnutsuzluğun ifade edilme aracı olarak kullanılmasını makul bulmadıklarını da dile getirdi.
EN BÜYÜK İNSAN HAKKI İHLALİ; BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI
Kadına yönelik ayrımcılık kaynaklı insan hakkı ihlallerinin en çok tepki çekeni olarak ifade ettiği başörtüsü yasağına da değinen Latif Selvi, “Eğitim hakkı, çalışma hak ve özgürlüğü, din ve vicdan hürriyeti gibi birçok hakkın ihlali sonucunu doğuran bu yasak, yüksek öğretim kurumlarının ve kamuya ait işyerlerinin zulüm alanı olmasına kaynaklık etmiştir” dedi. Selvi ayrıca ABD, İsrail ve Çin’in de katliam yaptığını söyledi.


İnsan hakkı kısıtlanıyor

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde, katsayı adaletsizliği ve başörtüsü yasağının en büyük insan hakkı ihlali olduğu net bir şekilde vurgulandı. Ayrıca ABD, İsrail ve Çin’in de gerçekleştirdiği katliamlar kınandı

Memur-Sen İl Temsilcisi Latif Selvi, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenledi. İnsan hakları konusunda sivil toplum örgütlerine büyük sorumluluk düştüğüne dikkat çeken Latif Selvi, Memur-Sen olarak temel hak ve hürriyetlerin korunması için insan hakları ihlallerine sessiz kalmadıklarını ifade etti.
DANIŞTAY VE BARO’YA KATSAYI KARARI TEPKİSİ
Türkiye ve dünyada bir türlü çözülemeyen insan hakları ihlallerinin sona ermesini umut ederken, bunlara yenilerinin eklendiğinin altını çizen Latif Selvi, Danıştay’ın katsayı kararını buna örnek gösterdi ve şöyle devam etti: “Danıştay’ın katsayı kararı; yargının insan hakları ihlallerine karşı yasama ve yürütme organlarından medet beklemek gibi hukuk devleti algısıyla ve demokrasi kültürüyle açıklanamaz bir sonucu beraberinde getirmiştir. Danıştay verdiği kararla ‘eğitimde fırsat ve imkan çeşitliliği’ ilkelerini yok sayıp yasama ve yürütmenin yerine geçerek bir yetki gaspını gerçekleştirmiştir.”
Danıştay’ın katsayı kararının darbe savunucusu olarak ifade ettiği Baro’nun siparişi üzerine verildiğine işaret eden Latif Selvi, kararın, gençlerin geleceğini ipotek altına almakla kalmadığını, ülke ve ülke ekonomisinin geleceğini de kararttığını vurguladı. Selvi, yargı kararlarının, siyasi iktidarlara yönelik tepkinin ve hoşnutsuzluğun ifade edilme aracı olarak kullanılmasını makul bulmadıklarını da dile getirdi.
KADINA YÖNELİK EN TEPKİ ÇEKEN AYRIMCILIK; BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI
Konuşmasının devamında, kadına yönelik ayrımcılık kaynaklı insan hakkı ihlallerinin en çok tepki çekeni olarak ifade ettiği başörtüsü yasağına değinen Latif Selvi, “Eğitim hakkı, çalışma hak ve özgürlüğü, din ve vicdan hürriyeti gibi birçok hakkın ihlali sonucunu doğuran bu yasak, yüksek öğretim kurumlarının ve kamuya ait işyerlerinin zulüm alanı olmasına kaynaklık etmiştir” dedi. Selvi, 2010 yılı insan hakları gününde hala başörtüsü yasağını konuşuyor olmak ayıbına hayat verenlerin de bu ihlalin hukuki ve vicdani sorumluluğuna ortak olduklarını söyledi.
ABD, İSRAİL VE ÇİN DEVLET YÖNETİCİLERİ
İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ’NDE YARGILANMALI
Doğu Türkistan, Afganistan, Irak ve Filistin’de Çin, ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiği katliamların insan haklarına yönelik her türlü ihlale zemin oluşturduğunun altını çizen Latif Selvi, “Bu ve benzeri ülkelerin yöneticileri bozgunculuk ve fesat çıkarmaktadır. BM Savaş Suçluları Mahkemesi, ABD, İsrail ve Çin devlet yöneticilerini yargılamak için daha kaç insanın ölmesini beklemektedir” diye konuştu. Selvi, sendikal haklar konusuna atıfta bulunarak, kamu görevlilerinin toplu sözleşme ve grev hakkından yoksun bırakılmasının da insan hakkı ihlali olduğunu belirtti.
Son olarak İsviçre’deki minare yasağına değinen Selvi, bu ülkede minare yapılmasıyla ilgili referandumun, din ve vicdan özgürlüğünü yok eden somut bir örnek teşkil ettiğini sözlerine ekledi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.