İlk 4 İslâm hâlifesi ve diğerleri
Yayınlanma:
Allahü teâlanın, insanların en üstünü, en şereflisi, en güzeli, en faziletlisi olarak yarattığı, “Habibim. Sen olmasaydın bu âlemi yaratmazdım” dediği, insanlar ve cinlere gönderdiği, hicretten 53 sene önce Rebi’ül-evvel ayının onikinci gecesi sabaha karşı Mekke’de dünyaya gelen “Hâtem-ül enbiya” (Son Peygamber) Hz. Muhammed Mustafa (sav), 40 yaşında Hira Dağı’nda tefekküre dalmış iken etrafı birden bire bir nur kapladı. Cebrail aleyhisselâm kendisine üç defa “Oku” diye tekrarladı, ancak her defasında da “Ben okumuş değilim” cevabını alınca birlikte ilk beş âyeti okudular. Böylece cihanı aydınlatan İslâm güneşi doğdu. Muhammed aleyhisselâm Hira Dağı’ndan aşağıya inerken “Ya Muhammed, Sen Allah’ın Resûlüsün; ben de Cibril’im” diyen Cebrail’in sesini duyup, kendisini gördü. Resûl-i Ekream, kendisine Risâlet (Peygamberlik) geldikten 23 sene sonra milâdî 632 senesi Rebi’ül-evvel ayının onikisi Pazartesi günü öğleden evvel vefat etti. Aynı gün, yanından hiç ayrılmayan vefalı dostu, Medine’ye birlikte hicret ettikleri, “Sıddîkıyet” lâkabıyla şereflendirilen tek insan, ilk Müslüman Hz. Ebû Bekr, Müslümanların ilk hâlifesi seçilerek kendisiyle açılan bu muazzam makamda iki yıl üç ay ve 10 gün kaldı.
Hicretin onüçüncü senesinde Cemaziyelâhir ayının yedinci Pazartesi günü hastalanarak onbeş gün sonra yirmiikinci Salı günü akşamla yatsı arasında ebedî hayata geçen Ebû Bekr’den sonra aynı gün Hz. Ömer, halifelik makamına oturdu. Allah Resûlünün “Ayırd edici” anlamına gelen “El Faruk” lâkabını verdiği Ömer, on yıl altı ay beş gün hilâfet makamında kaldıktan sonra, hicretin 23. senesi Zilhicce ayının 26. Salı günü sabah namazını kılarken Ebû Lü’lü isimli Nasrânî bir köle tarafından şehid edildi. Kendisinden sonra hâlife tâyinini Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Sa’d bin Ebû Vakkas, H. Abdurrahman bin Avf, Hz. Zübeyr bin Avvâm ve seçilmemek şartıyla oğlu Abdullah’ın yer aldığı şûra azalarının yapmasını vasiyet eden Hz. Ömer’in vefatından sonra, Peygamber efendimizin iki kızını eş olarak aldığı için çifte nur anlamına gelen “Zinnureyn” lâkabı ile anılan Hz. Osman, hâlife seçildi. Hicretin otuzbeşinci yılında onbir sene, onbir ay, ondört gün hâlifelik görevi yapan Hz. Osman da Zilhiccenin onsekizinci Cuma günü Medine’ye hücum eden asîler tarafından tarafından şehid edildi. Asîlerin başında hâlifeden istediği meamuriyeti alamadığı için ona düşman olan, peygamberlerden sonra dünyanın en iyi insanı Ebû Bekr’in küçük oğlu Muhammed vardı. Kur’an okuyan Hz. Osman’ın bulunduğu odaya ilk giren o oldu ve sakalından kavrayınca, “Baban senin bu hâlini görseydi beğenmezdi” demekle yetinen Hz. Osman’ın başına bir asî bir demir indirdi. Hâlifenin gömleği kıpkırmızı kan oldu, okuduğu Kur’an’ın üzerine kan damladı. Diğer asîler de topluca hücum ederek hançerleyip, şehid ettiler.
Cenazesi iki gün evde kalan Hz. Osman henüz defnedilmeden hicretin otuzbeşinci yılı Zilhicce ayının ondokuzuncu Cumartesi günü, 10 yaşında İslâmiyetle şereflenen ilk çocuk, Peygamberimizin damadı, nur neslinin babası Hz. Ali, Talha ve Zübeyr’in başkanlığında toplanan sahabîler tarafından halifeliğe seçildi. Resûlullahın “Ben ilmin beldesiyim, Ali de kapısıdır” buyurduğu Hz. Ali, dört sene sekiz ay, yirmi gün halifelik makamında kaldıktan sonra, hicretin 40. senesinde Ramazan ayının 17. Cuma günü günü mescide giderken Haricî taifesinden İbn-i Mülcem tarafından zehirli kılıçla başından yaralandı ve 2 gün sonra da şehid oldu. Son nefesini vermeden önce Nebî-i Zîşan’ın sevgili torunları olan oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimizi yanına çağırarak, şu öğüdü verdi:
“Benim iki gözümün nurları. Allah’a kulluktan ayrılmayınız. Dünya size gelse bile siz ondan kaçın. Dünyadan herhangi bir şey elde edemediğiniz için kasavet çekmeyiniz. Daima hakkı söyleyiniz. Yetimlere acıyınız, zavallılara imdat ediniz. Her işiniz Allah için olsun. Zâlime düşmanlığınız ve mazluma sevginiz de hep Allah için. Allah’ın emrini yerine getirirken işlerine gelmeyenlerin hiçbir sözünü dinlemeyin”
Allah’ın arslanı Hz. Ali’yi oğulları Hasan ve Hüseyin ile Abdullah Bin Cafer gasletti, namazını Hz. Hasan kıldırdı. Seher vaktinde onu Kûfe mescidinin yakınına defnettiler. Kendisini yaraladıktan sonra yakalayıp, yatağının başına getirdiklerinde, “Onu öldürmeyin hapsedin, yiyecek ve su verin. Eğer ben ölürsem siz de onu öldürürsünüz” dediği İbn-i Mülcem de aynı gün zindandan çıkarılarak idam edildi. Mühründe “Mülk Allah’ındır” yazan Hz. Ali, 586 tane hâdis rivayet etti. Tefsircilerin reisi İbn-i Abbas, Hz. Ali’nin talebesi idi. Abdullah Bin Mes’ul, takdiri ilâhiyyeye gösterdiği tam rızadan dolayı “Mürtezâ” diye anılan H. Ali’nin, halka “Bir müşkülünüz v arsa bana danışın. Allah’ın kitabını bana sorunuz. Hiçbir âyet nâzil olmamıştır ki, ben onun kim hakkında, ne vesile ile, hangi sebeple, gece mi gündüz mü, dağda mı sahrada mı indiğini bilmeyeyim” dediğini nakleder.
Paygamberimizin (sav), iltifat buyurarak “Ebû Türâb” dediği, hiç puta tapmadan Müslüman olduğu için “Kerremallahü vechehü”, kahramanlığı ve cesur oluşu sebebiyle “Kerrâr” lakapları verilen Hz. Ali’nin vefatından sonra hâlifelik makamına lâyık görülen büyük oğlu Hz. Hasan da zehirlenerek şehid olurken, küçük oğlu Hz. Hüseyin ise, Kerbelâ çölünde şehid edildi. (Devam edecek)
Hicretin onüçüncü senesinde Cemaziyelâhir ayının yedinci Pazartesi günü hastalanarak onbeş gün sonra yirmiikinci Salı günü akşamla yatsı arasında ebedî hayata geçen Ebû Bekr’den sonra aynı gün Hz. Ömer, halifelik makamına oturdu. Allah Resûlünün “Ayırd edici” anlamına gelen “El Faruk” lâkabını verdiği Ömer, on yıl altı ay beş gün hilâfet makamında kaldıktan sonra, hicretin 23. senesi Zilhicce ayının 26. Salı günü sabah namazını kılarken Ebû Lü’lü isimli Nasrânî bir köle tarafından şehid edildi. Kendisinden sonra hâlife tâyinini Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Sa’d bin Ebû Vakkas, H. Abdurrahman bin Avf, Hz. Zübeyr bin Avvâm ve seçilmemek şartıyla oğlu Abdullah’ın yer aldığı şûra azalarının yapmasını vasiyet eden Hz. Ömer’in vefatından sonra, Peygamber efendimizin iki kızını eş olarak aldığı için çifte nur anlamına gelen “Zinnureyn” lâkabı ile anılan Hz. Osman, hâlife seçildi. Hicretin otuzbeşinci yılında onbir sene, onbir ay, ondört gün hâlifelik görevi yapan Hz. Osman da Zilhiccenin onsekizinci Cuma günü Medine’ye hücum eden asîler tarafından tarafından şehid edildi. Asîlerin başında hâlifeden istediği meamuriyeti alamadığı için ona düşman olan, peygamberlerden sonra dünyanın en iyi insanı Ebû Bekr’in küçük oğlu Muhammed vardı. Kur’an okuyan Hz. Osman’ın bulunduğu odaya ilk giren o oldu ve sakalından kavrayınca, “Baban senin bu hâlini görseydi beğenmezdi” demekle yetinen Hz. Osman’ın başına bir asî bir demir indirdi. Hâlifenin gömleği kıpkırmızı kan oldu, okuduğu Kur’an’ın üzerine kan damladı. Diğer asîler de topluca hücum ederek hançerleyip, şehid ettiler.
Cenazesi iki gün evde kalan Hz. Osman henüz defnedilmeden hicretin otuzbeşinci yılı Zilhicce ayının ondokuzuncu Cumartesi günü, 10 yaşında İslâmiyetle şereflenen ilk çocuk, Peygamberimizin damadı, nur neslinin babası Hz. Ali, Talha ve Zübeyr’in başkanlığında toplanan sahabîler tarafından halifeliğe seçildi. Resûlullahın “Ben ilmin beldesiyim, Ali de kapısıdır” buyurduğu Hz. Ali, dört sene sekiz ay, yirmi gün halifelik makamında kaldıktan sonra, hicretin 40. senesinde Ramazan ayının 17. Cuma günü günü mescide giderken Haricî taifesinden İbn-i Mülcem tarafından zehirli kılıçla başından yaralandı ve 2 gün sonra da şehid oldu. Son nefesini vermeden önce Nebî-i Zîşan’ın sevgili torunları olan oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimizi yanına çağırarak, şu öğüdü verdi:
“Benim iki gözümün nurları. Allah’a kulluktan ayrılmayınız. Dünya size gelse bile siz ondan kaçın. Dünyadan herhangi bir şey elde edemediğiniz için kasavet çekmeyiniz. Daima hakkı söyleyiniz. Yetimlere acıyınız, zavallılara imdat ediniz. Her işiniz Allah için olsun. Zâlime düşmanlığınız ve mazluma sevginiz de hep Allah için. Allah’ın emrini yerine getirirken işlerine gelmeyenlerin hiçbir sözünü dinlemeyin”
Allah’ın arslanı Hz. Ali’yi oğulları Hasan ve Hüseyin ile Abdullah Bin Cafer gasletti, namazını Hz. Hasan kıldırdı. Seher vaktinde onu Kûfe mescidinin yakınına defnettiler. Kendisini yaraladıktan sonra yakalayıp, yatağının başına getirdiklerinde, “Onu öldürmeyin hapsedin, yiyecek ve su verin. Eğer ben ölürsem siz de onu öldürürsünüz” dediği İbn-i Mülcem de aynı gün zindandan çıkarılarak idam edildi. Mühründe “Mülk Allah’ındır” yazan Hz. Ali, 586 tane hâdis rivayet etti. Tefsircilerin reisi İbn-i Abbas, Hz. Ali’nin talebesi idi. Abdullah Bin Mes’ul, takdiri ilâhiyyeye gösterdiği tam rızadan dolayı “Mürtezâ” diye anılan H. Ali’nin, halka “Bir müşkülünüz v arsa bana danışın. Allah’ın kitabını bana sorunuz. Hiçbir âyet nâzil olmamıştır ki, ben onun kim hakkında, ne vesile ile, hangi sebeple, gece mi gündüz mü, dağda mı sahrada mı indiğini bilmeyeyim” dediğini nakleder.
Paygamberimizin (sav), iltifat buyurarak “Ebû Türâb” dediği, hiç puta tapmadan Müslüman olduğu için “Kerremallahü vechehü”, kahramanlığı ve cesur oluşu sebebiyle “Kerrâr” lakapları verilen Hz. Ali’nin vefatından sonra hâlifelik makamına lâyık görülen büyük oğlu Hz. Hasan da zehirlenerek şehid olurken, küçük oğlu Hz. Hüseyin ise, Kerbelâ çölünde şehid edildi. (Devam edecek)





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.