İkna, hayatımızın her alanında yer alan en mühim değerlerden biridir. Hayatta çoğu zaman iki seçenek vardır. Ya sizi ikna ederler, ya da siz muhataplarınızı ikna edersiniz. Bu nedenle ikna kavramı hayatımızın her anında ve alanında karşımıza çıkar. Biz de her zaman ve her yerde iknayı esas alarak, çözümün bir parçası olmalıyız.
İletişim Biliminde ikna, niyetleri veya davranışları değiştirmeye yönelik iletişim sürecidir. Kılık kıyafet ve genel görünüş, bakış, duruş, eda, yüz ifadesi, beden dili, ses tonu, vurgular, konuya ve kelime hazinesine hâkimiyet gibi sözel/bedensel iletişim becerileri ikna sürecinde önemli rol oynamaktadır.
Hikâyeler, temsiller canlı bir dili ve yaşanılan hayattan bir takım misalleri içeriyorsa çok daha büyük bir tesir bırakıyor insan üzerinde… Özellikle çocuklar üzerinde yaşanılan hayattan alınmış örnekler çok daha etkili ve kalıcı oluyor. Eğer anlatan kişi ikna edeceği konuyla hissi bağlarını da kurarsa karşısındakini ikna etmesi çok daha kolay olacaktır.
Hayatı soyut kavramlar üzerinden anlatmak ve insanları bu verilerle iknaya çalışmaktansa yaşanmış tecrübeleri yerinde kullanmak çok daha etkili bir yol olacaktır. Hatırlayın ananelerimizin, dedelerimizin bize anlattığı hikayeleri kaç yaşına gelsek de unutmayız. Önümüzde bir yol gösterici gibidirler.
Aslında bu Kur’an-ı bir metoddur. Kur’an kıssalarının amacı da iknadır. Tehdit etmeden, azarlamadan önce yaşanmış örnekler sunar. Yusuf a.s’ın, Eyüp a.s’ın v.s kıssalarıyla insanın dünyada başına gelebilecek sıkıntılar ve nasıl baş etmesi gerektiği kıssayla birlikte verilir. Olayın çözümü de o kıssanın içerisindedir, alıcıları açık olarak dinlenildiğinde gereken tüm dersler oradan çıkarılacaktır.
Aynı şekilde Asr-ı Saadetten günümüze yansıyan nurlu ölçülere göre, yaşadığımız zaman dilimi bilgi, hikmet ve güven esasına dayalı bir ikna metodunu gerekli kılmaktadır. Zamanın gidişatına göre, akıl ve kalbe tesir edecek, yaşayışta örnekleri görülen rol modeller günümüz insanını ikna etmektedir. Peygamber Efendimizin (sav) hayatından iknayı esas alan ve kıyamete kadar mü'minlere yol gösterecek örneklerden sadece bir tanesine bakarak payımıza düşen dersi çıkarabiliriz:
“Bir gün bir adam yolda yürürken şiddetle susamıştı nihayet bir kuyu buldu oraya indi su içip çıktı. O sırada bir köpek dilini çıkarıp soluyor ve susuzluktan nemli toprağı yalıyordu. Bunun üzerine o adam; “Bu köpek tıpkı benim gibi susamış.” dedi ve hemen kuyuya indi. (Su kabı olmadığından) ayakkabısına su doldurdu ve onu ağzı ile tutarak kuyudan çıktı. Köpeğe su içirdi. Bundan dolayı Allah ondan razı oldu ve onun günahlarını bağışladı.
İşte Gönüller Sultanı Efendimiz (s.a.v) bu harikulade teşbihleriyle de insanları tövbe konusunda ikna etmiştir.
Yani asrımızın manevî tabibi Bediüzzaman'ın veciz olarak ifade ettiği “Medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile zorlama ile değildir.” (Tarihçe-i Hayat, s.59) vesselam….

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.