Hiç Şansınız Yok

Sahih-i Müslim’de; “Öyle ki Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile gelerek 'Ya Müslim! Ey Allah (c.c.) kulu! Gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır’ diyecek. Sadece 'Gargat' ağacı bunu söylemeyecek çünkü o Yahudi ağacıdır” buyruluyor. (Kitab-ul Fiten H. 2239).

Yahudiler aslında itimat etmezler hadislere ayetlere, ama hiçbir zaman da tedbiri elden bırakmazlar. “Olur ya…” düşüncesiyle hareket ederler; ihtiyatlı davranırlar.

Bahsedilen hadis kıyamet alameti. Kıyamete yakın Yahudiler iyice azacak, Müslümanlara mazlumlara zulmetmekten zevk alacak. E hani hepimizin bildiği bir söz var ya; gün ola devran döne… sap döner hesap döner.

Şimdi Yahudiler en çok Gargat ağacı dikiyorlarmış. Kendilerini gizleyecek ağacı; Yahudi ağacını.

Bizim çokça kullandığımız bir şey var. Hapşırdığımız zaman ‘çok yaşa’ deriz birbirimize. Bu Yahudilerden bize geçmiş. Onlar hep çok yaşamak ister, hep birbirlerine çok yaşa, sende çok yaşa, hep birlikte derler. Dünya’nın efendileri olmak için.

Bizde nasıl olmalı bu; selam verenin selamını almak farz olduğu gibi aksırana da Yerhamukellah demek Hanefi’de "Farz”dır. Bu farz-ı ayn değil, farz-ı kifayedir. Bir toplantıda, bir kimse aksırıp Elhamdülillah dese, oradaki biri, Yerhamukellah demezse, hepsi günah işlemiş olur. Biri derse diğerlerinin de söylemesi gerekmez. Söyleseler de zararı olmaz, iyi olur. (Ibni Asakir)

Bizde çok yaşamalıyız elbet ama onları taklit ederek değil.

Neyse konu bu değil, konumuz Yahudilerin Gargat ağacı dikimine yoğunlaşmaları. Ama bence hiç şansları yok. Ateşkes ilan edildi ama siz zannediyor musunuz ki ateş kesildi. Ateş kesilir mi hiç, nasıl kesilir?! Kolu bacağı kırık insanlar var şimdi. Yüzünde, gözünde, teninde Yahudi darbesi olan yüzlerce insan var. Ve yürekler; kanlı yürekler var şimdi. Enkaz altında çıkarılan kanlı önlükler var, yetim kalmış kurdeleli çantalar var. Kardeşlerini annesini babasını kaybeden yetimlerin yüreğinde ateş kesilir mi hiç!

Masumiyetin sabrı ne delidir bilir misiniz? Mazlumun ‘ah’ı ne korkutucudur! Hiç şansınız yok bence. İsterseniz İsrail’deki tüm evleri yıkın yerine Gargat ağacı ormanları yapın. Her yer orman olsun. Sonra gidin o Gargat ağaçlarının içine ev yapın; sincap gibi ağaçların kovuğuna sığının. Üzgünüm; korkunun ecele faydası yok.

Siz hep yaşamak istersiniz onlar da hep ölmek ister. Ölüm bitiştir sizin için ama onlar için başlangıç. Bu yüzden onlar ölümden korkmaz. Ama onlar öldürenleri öldürürler, ölmeyi öldürülmeyi bilmeyenleri değil. Hiç heves etmeyin siz onların öğretmeni olamazsınız. Onlar; “savaştığınız insanların yüzlerine vurmayın” diyen ve onlar komşusunun kuşu öldü diye taziyesine giden bir peygamberin ümmeti. Onlardan sizin yaptığınız gibi bir vahşet beklemeyin.

Hani siz Bosna’da da bu vahşeti yapmıştınız. Aliya İzzetbegoviç zamanıydı. Tutuklanmıştınız. Askerler gelip sormuştu o büyük komutana; “şimdi bunlara ne yapalım?”

“Onlar bizim esirimiz, onlara misafir gibi davranın” demişti.

“Ama onlar bizim kadınlarımızın ırzına geçtiler, çocukları katlettiler misafir gibi davranmamızı nasıl beklersiniz.”

“Şşşt! Ben dedim ki onlar bizim esirimiz! Onlar bizim öğretmenimiz değil.”

Evet, şimdi bu konuda rahat olabilirsiniz. Kimse sizi öğretmen olarak kabul etmeyecek.

Ama o gün geldiğinde Yahudileri Yahudi ağacı da kurtaramayacak. Hiç şansınız yok. Ateş kesilmedi, kesilmeyecek. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi