Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 63
GÖNÜL KÖRLÜĞÜ NASIL OLUR? ZARARI NEDİR?
Allah (cc) İsra suresi 72. ayetinde buyurdu ki; “Bu dünyada kalbi kör olan, (Yani ilahi emirlerin uzağında kalan) ahirette de kör ve daha şaşkındır.”
Taha suresi 124. ayette; “Her kim benim zikrimden (Kuran’dan) yüz çevirirse, ona dar bir geçim vardır. Biz de onu kıyamet gününde kör olarak haşr ederiz. O da şöyle der, Rabbim, dünyada gören bir kimse olduğum halde, niçin beni kör olarak yarattın? “
Taha suresi 126. ayette Allah (cc) buyurdu ki; “Sana ayetlerimiz geldi. Ama sen onları unuttun. (Onlara kör kesildin.) Bugün de sen, aynı şekilde unutuluyorsun."
İlahi ferman açık ve net. Kullarım, dünyada iken emirlerime kulak verin. Dinleyin. Onlarla amel edin. Aksi halde, mahşerde ceza olarak, kör yaratılacaksınız ve unutulacaksınız. Sizi uyarıyorum. Bu emrime, ahirette itirazınız kabul edilmeyecektir. Onun için daima, bir ömür boyu, Allah (cc), Peygamber (sav) ve Kitabı Kuran’la iletişim halinde olmalıyız.
CİHAN PADİŞAHI YAVUZ SULTAN SELİM HAN ÖLÜM ANINDA NE DEDİ?
Yavuz Sultan Selim han (Allah (cc) ona rahmet etsin.) son anlarını yaşamakta. Yanında nedimi Hasan Can bulunmaktadır. Başında Yasin Şerif okuyor. 58. Ayete gelince “Selamün Kavlen Min Rabbi Rahim“ (Rahim olan Allah’tan (cc) selam olsun.) 3 defa okudu. Yavuz ağırlaşmıştı. Hasan Can kendisine, Sultanım, Allah (cc) ile bir olma zamanı dedi. Bu sözü duyan Yavuz Sultan Selim, olduğu yerden hızla doğruldu. Nedimi Hasan Can’a, “Hasan Hasan ne zaman Rabbimizden ayrıldık ki, şimdi beraber olalım. “Gür sesiyle Kelime-i Şehadet getirip, huzuru ilahiye çıktı. Gönlü Allah’a (cc) bağlı olanların, Kitap ve Sünnete uyanların ve Allah (cc) dostlarının son anları böyle oldu. Hepimiz bu olayı kendimize örnek almalıyız.
YAVUZ SULTAN DEMİŞKEN BİR HATIRASINI DAHA ANLATALIM
Yavuz, ordusuyla Mısır seferinde. Yolculuk uzun ve sıkıntılı. Yavuz, bir ara atından indi ve yürümeye başladı. Arkasında Sadrazam ve üst rütbeli subaylar da atlarından inip, yürümeye başladılar. Uzun süre yürününce, Sadrazam padişaha yaklaşarak, yürüyüşün sebebini sordu. Yavuz, sadrazama dönerek, “Paşa paşa, önümüzde Peygamberimiz (sav) yaya yürürken, bizlere binekte olmak yakışır mı?”
Gönlü, Allah (cc) ve Peygambere (sav) açık olanların hali budur. Ölüm anlarında da bu halle yaşadıkları gibi ölüyorlar. Allah (cc) hepsine rahmet etsin.
GÖNÜL KÖRLÜĞÜNÜ HZ. OSMAN (RA) NASIL ANLATTI?
Kul, dünyada gözleri gördüğü halde, Allah’ın (cc) kendisini ahirette kör olarak diriltmesinden korkmalı. Hikmetten anlayana, manalı bir söz kafidir. Cahiller ve manen sağır olanlar, hakkı duymazlar. Allah (cc), Hz. Osman (ra) ve onun gibilerden razı olsun. Bizlere ne güzel izahatlar verdiler. Aman ha dikkat.
Bizlere düşen görev, gözümüzü ve gönlümüzü sonuna kadar Kuran’a açarak, ikazlara dikkat kesilelim.
Büyüklerimizin yaptığı şu duayı, çokça tekrarlayalım:
Ya Rabbi, gözlerimize bir nur ver ki, hakikati görelim. Kulaklarımıza bir nur ver ki, hakkın ve hayrın sesini duyalım. Kalplerimize bir nur ver ki, neye baksak seni hatırlayalım. Seninle bir ve beraber olmanın zevkini tadalım.
Dudaklarımızdan dökülen bu sözleri, melekler yazdı. İlahî makama arz etti.
Allah (cc) dostlarından biri buyurdu ki; “Siz bu kapıda bekleyin ve ısrar edin. Birgün kapı açılacak ve duanız kabul edilecektir.”
Sufi bir büyüğümüz der ki; “Tek güvendiğim amelim, Allah’ın (cc) sevdiklerini (dostlarını) sevmek. Düşmanlarına buğz etmektir. Ancak bu amelime güveniyorum.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.