Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 44
HZ. PEYGAMBERİN (SAV) SOHBETİNİ DİNLEYEN GENCİN SONU;
Hz. Peygamber (sav) ashabına sohbet ediyordu. Dinleyenlerin içinde, genç bir sahabi de vardı. O esnada Ayet-i Kerime nazil oldu. Tahrim süresi (6); “ Yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden, kendinizi ve ehlinizi koruyun.” Bunu duyan sahabi içindeki genç, kalkıp gitti. 3-5 gün görünmedi.
Peygamberimiz (sav) genci sordu. Dediler ki, hasta. Peygamberimiz (sav) ziyaretine gittiler. Kapıyı babası açtı. Genç hasta yatıyordu. Peygamberimizi (sav) görünce ayağa kalktı. Peygamberimize (sav) sarıldı ve Peygamberimizin (sav) kollarında can verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav); ” Kişi nasıl yaşarsa, öyle ölür. Nasıl ölürse, öyle dirilir.” buyurdu.
Sonuç olarak; Peygamberimizin (sav) okuduğu ayet, Allah (cc) korkusundan, genç adamı hasta etmişti ve o ilahi korkuyla ruhunu teslim etmişti. Ne büyük bahtiyarlık, Allah (cc) korkusundan hem de Peygamber (sav) kucağında ölmek.
Manevi korku ayrı bir zevk ve neşedir. Allah (cc) dostları kendilerinde oluşan bu manevi korkunun artmasıyla, Allah’a (cc) daha çok şükretmişlerdir. Çünkü korku arttıkça, güzel amel de artar. Bizler de diyoruz ki, Allah’a (cc) karşı hem korkumuz artsın, hem de muhabbetimiz. İstemek bizden. İsteyeni Allah’ın (cc) boş çevirdiği görülmemiştir. Niyet hayır, akıbet hayır.
MÜŞRİKLER PEYGAMBERİMİZDEN (SAV) NE İSTEDİLER?;
Peygamber (sav) inen ayetleri insanlara okuyor, anlatıyor, emri ve yasakları bildiriyordu. 23 yıllık tebliğ süresinde, Sahabi sayısı 124.000 e ulaşmıştı ama bu kolay olmuyordu. İtirazların ve soruların arkası kesilmiyordu.
Medine-i Münevvere’de müşrikler, hristiyan ve yahudilerle beraber yaşıyordu. Çoğu zaman İslam’a karşı işbirliği yapıyorlardı. Peygamberimiz (sav), Allah’ın (cc) izniyle birçok mucizeler gösterdi. İnsanlar, fevç fevç imana gelirken, kâfirler de kendilerine göre itirazlar yapıyorlardı. Başka bir ifade ile şeytanın sözcülüğüne soyunmuşlardı. Müşriklerin akıl hocaları, hristiyan ve yahudiler dediler ki, Peygamberinizden mucizeler isteyin. müşrikler de Peygamberimize (sav) gelerek, safa tepesini altın yap, biz de zenginleşelim.
Yani dünyalık istiyorlardı. Peygamberimiz (sav), “Ya Rabbi, isteklerini duydun.” Allah (cc) “ Onların isteklerini veririm. O zaman da, önceki gibi inanmazlarsa, hiçbir kavme yapmadığım azabı onlara yaparım .” Peygamber Efendimiz (sav) bu emri işitince, dehşetle daraldı, sıkıldı ve Rabbimize şöyle dedi; “ Ya Rabbi, beni kavmimle baş başa bırak. Yoksa helak olacaklar.” Rahmet Peygamberi “ Bunlar inanmasalar bile, nesillerinden inanan insanlar çıkar.” Dedi. Rahmet Peygamberinin dediği gibi oldu. Kavim helakten kurtuldu.
Peygamberimiz (sav), hiçbir Peygambere nasip olmayan bir sayıda, ümmete sahip oldu. Kitaplarımızda, Peygamberimiz (sav) hacta iken, veda hutbesi verdi. Dinleyen Sahabi sayısı 124.000 idi. Allah (cc) onlara rahmet etsin. Onların içinden ancak 10.000 civarı Medine’de kaldı. Diğer kalanlar, Buhara, Semerkand, Hindistan, Çin, Afrika ülkeleri gibi, Anadolu ve Kafkaslara dağılarak İslam’ı tebliğ ettiler. Tarihimiz bu tür cihat olayları ile doludur. Eğer biz bugün Müslümansak, Bedir’de, Uhud’da, Çanakkale’de şehit olan çok değerli kardeşlerimize, çok şey borçluyuz. Vefa duygumuz, onları rahmetle anmayı gerektirir. Bütün ümidimiz ve heyecanımız, mahşerde onlarla buluşmak ve hasret gidermektir.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.