Göller hayat buldu

Göller hayat buldu
İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce düzenlenen Konya Gölleri ve Sorunlar konulu konferansta, göllerin mevcut durumu ve yaşanan kuraklığın göllere etkileri konuşuldu


5-11 Haziran Dünya Çevre Haftası etkinlikleri kapsamında İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından “Konya Gölleri ve Sorunları” konulu konferans verildi. Selçuk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Cengiz Akköz tarafından verilen konferansta, göllerin durumu, yaşanan kuraklığa ve yanlış sulama tekniklerine bağlı olarak meydana gelen sorunlar konuşuldu.
YAĞIŞLAR GÖLLERE HAYAT VERDİ
Konya ve çevresindeki göllerin sanıldığı gibi kuruma tehlikesi içinde olmadığını ancak, yaşanan kuraklık ve yanlış sulama teknikleri nedeniyle büyük ölçüde zarar gördüğünü ifade eden Doç. Dr. Cengiz Akköz, yağışların göllere yeniden hayat verdiğini belirtti. Bölgedeki bazı göllerin koruma alanı içerisine alındığını dile getiren Akköz, “Üniversitemizde göllerle ilgili bölümün olması ve Ankara’ya yakın olunması nedeniyle göllerimiz üzerinde çok sayıda doktora yapılmıştır. Bunun yanında ilgili resmi kurumlar da göllerle ilgili araştırmalara ağırlık vermektedir. En önemli sorunumuz ise göllerle ilgili yapılan araştırmaların arşivde kalması, gerçeğe yansıtılamamasıdır” dedi.
KÜRESEL ISINMA SUYUN ÖNEMİNİ ARTTIRDI
Göllerdeki su seviyesini azaltan en önemli sorunlardan birinin de küresel ısınmaya bağlı olduğunu açıklayan Doç. Dr. Cengiz Akköz, “Yakın dönemde dünyada petrol savaşı yerini su savaşına bırakacak diye söylentiler var. Göllerin korunamamasındaki esas problem yer altı sularının çekilmesidir. Tarımda aşırı ve yanlış sulama teknikleri nedeniyle gölleri besleyen damarlar kurutulmakta, dolayısıyla da su seviyesi azalmaktadır” diye konuştu.
KONYA’NIN GÖLLERİ İHMAL EDİLİYOR
Küçük ama oldukça fazla göle sahip olduğu için Konya’nın su sorunu olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Akköz, göl araştırma enstitüsü yönünden Konya’nın geri planda kaldığını dile getirdi. Isparta’ya bağlı olan Eğirdir Gölü’nde bile bir araştırma merkezinin olduğunu ifade eden Cengiz Akköz, “Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nde böyle bir araştırmanın olmaması büyük bir eksikliktir. Beyşehir Gölü’nün 1980’li yıllarda derinliği 17 metreyi bulurken, şimdilerde ise 7-8 metre dolaylarındadır. Su seviyesinin azalmasına paralel olarak balık çeşitliliği ve verimi de azaldı. 20 balık çeşidinin bulunduğu Beyşehir’de şimdilerde sadece 5-6 tür balık var” ifadelerini kullandı.
Koruma altına alınan önemli göllerden bir tanesinin de Akşehir Gölü olduğunu kaydeden Doç. Dr. Cengiz Akköz, Akşehir Gölü’nin göç eden kuşların uğrak mekanı olduğunu ve bu gölün son yıllarda tam 10 misli küçüldüğünü söyledi. Göldeki derinliğin yer yer 1 metrenin altına indiğine dikkat çeken Akköz, bu gölde balıkçılığın tamamen bittiğini Eber Gölü’nden gelen suyun kesilmesinin bunda etkili olduğunu bildirdi.
Dünyanın nazar boncuğu olarak bilinen Meke Krater Gölü’nün de son yıllarda büyük oranlarda su kaybettiğini ancak, son yağışlarla birlikte rahat bir nefes aldığını açıklayan Doç. Dr. Akköz, “Meke Gölü, bulunduğu alandan daha yüksek bir yerde olduğu için yer altı kaynaklarından beslenmesi durumu biraz zordu. Karapınar’da yapılan yanlış sulama ile birlikte gölün yer altı kaynaklarından beslenmesi tamamen son buldu. 2-3 metre derinliği olan gölün suyu son derece tuzludur. Açılan sulama amaçlı kuyular, göldeki suyun azalmasında birinci derecede etkilidir” dedi. Programın sonunda Doç. Dr. Cengiz Akköz’e teşekkür belgesi verildi.
 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.