Filistinde Ateşkes Yeterli mi?
Yayınlanma:
Üç haftadır Yahudi aktörlüğünde Filistin’de olup biten korkunç olaylar, Müslümanları derinden üzdü ve yürekten yaraladı. Dünyanın seyirci kaldığı Gazze katliamında binlerce Filistinli ya hayatını kaybetti veya sakat kaldı. Yahudilerin, haksız yere zorbalıkla işgal ettikleri topraklarda uydurma bahanelerle genişleme arzuları Filistin topraklarını kan gölüne çevirdi.
Yol ortasında şahadet getirerek can veren yiğitlerin feryatları, yaralı çocuğu kucağında ne yapacağını veya nereye gideceğini şaşırmış anaların çare arayış, çırpınışları, okul çantasıyla yollara serilmiş öğrencilerin feryatları, kanatsız kuşların ve topal kalmış hayvanların inleyişleri kulaklarımızdan hiç eksilmiyor ve bakışlarımızdan hiç silinmiyor.
Dua eden müminlerin üzerlerine çöken kubbeler, hastaların ve yaralıların üzerine yıkılan tavanlar, öğrencilerin üzerlerine kapaklanan beton yığınları, meydanlarda kalmış ve morglarda kaybolmuş cenazeler, yarı açık kalmış mezarlar, bunlarla sıkıntılı taptaze acı hatıralar.
Cephe yok, cephane yok. Savaştan arındırılmış bölge yok. Bütün renkler siyah. Savaş kuralları kaldırılmış. Sivillere, çocuklara, kadınlara, yaralılara, esirlere merhamet ve acıma yok. Kadınları, çocukları, yabancıları, hastaları ve yaşlıları savaş dışı tutmak ve korumak yok.
Bu ne biçim savaş? Bu ne biçim saldırı ve savunma. Böyle başı sonu, tonu ve tonajı belli olmayan bir savaşın ateşkesi olur mu? Medeni dünyanın ve küresel insafın gözleri önünde savunmasız insanları, dengesiz güç kullanarak imha etme hareketi. Bunun ateşkesi olmaz. Olsa olsa bunun baskın şeklinde hesabı sorulur veya en azından aynıyla cevap verilir.
Neredeyse bir aydır durmadan, usanmadan ve utanmadan Filistin’de günahsız, savunmasız ve silahsız insanlar gözü dönmüş ve yürekleri kine bulanmış Yahudiler tarafından katlediliyor. Güya İsrail’deki terörün, İsrail’deki kundaklamaların ve sabotajların hesabı Filistin halkından soruluyor.
Amerika’da intihar uçakları tarafından havaya uçurulan ikiz kulelerin terör bahane edilerek hesabı; Afganistanlılar’dan, Pakistanlılar’dan ve Iraklılar’dan toprakları işgal edilmek suretiyle sorulduğu gibi. Afganistan’da, Pakistan’da ve Irak’ta terörizmin kökünü kazıyacağız bahanesiyle katledilenlerin hesabı hiç kimseden sorulmadığı gibi. Filistin’de ve Gazze’de katledilenlerin hesabı da sorulamayacak. Filistin de, Afganistan da, Pakistan da, Irak da ve Keşmir de uygulandığı gibi, iç kavgalara son vermek ve demokrasiye geçişi sağlamak bahanesiyle kargaşalık ve işgal devam edip gidecek.
Farz edelim ki; Filistin topraklarında ateşkes sağlandı ve Gazze katliamı dış ülkelerin zorlamasıyla durduruldu. Ondan sonra ne olacak? Bu nokta bana göre ateşkesten daha önemli. Filistin’i bu feci duruma düşüren ve Gazze halkına cehennem hayatı yaşatan ve bir avuç Yahudi’yi cesaretlendiren siyasi ortam ve sosyal şartlar değişecek mi? Bu sürüklenilen korkunç akıbetten ibret alarak ve ders çıkartarak Hamas, Filistin Kurtuluş Örgütü, El Fetih ve Hizbullah bir araya gelip anlaşacaklar mı? Hepsi de Yahudi işgalini sona erdirmek amacıyla kurulan bu örgütler, güç ve işbirliği yaparak bir fikir ve görüş birliği yapabilecekler mi, bir bayrak altında toplanabilecekler mi?
Yıllardır mescidi aksanın gölgesinde çile çeken Filistin halkı için, Gazze katliamı için diğer İslâm ülkelerinin ne yaptıklarını çok iyi bilmiyorum ama Türk halkı, dünyaya sesini duyuracak mertlikte, sertlikte ve cesarette ayağa kalktı ve tek yürek olarak yeryüzünde zalimlerin zulmü sona ersin diye haykırdı. Gazze katliamını hiçbir ayrım gözetmeden tek yürek, tek bilek ve tek ses halinde korkaklık ve ürkeklik göstermeden var gücüyle protesto etti. Aynı tek yürek, tek ses hedef birliği Filistin’de bile görülmedi. Ayrı ayrı örgütler, ayrı ayrı niyetler ve ayrı ayrı cepheler. Her Filistin mücadele ve mücahede örgütüne göre ayrı bir Yahudi cemaati yok. Yahudiler İsrail de veya dünyanın herhangi bir şehrinde aynı ses ve aynı nefes. Asırlık Siyonizm ideali ve her birinin kalbinde yer etmiş siyon protokolleri. Bu böyle giderse, Filistin halkı aklını başına toplamazsa, İslâm ülkeleri aynı ilgisizliği devam ettirirse Yahudi milleti haklı veya haksız her zaman bu işi başarır ve bir gün Filistin topraklarına hâkim olur. İslam âlemi olayı şimdi seyrettiği gibi, o zamanda seyreder.
Türkiye ayağa kalktı dedim, boşuna söylemedim. Türk milleti Kurtuluş Savaşında da ayağa kalkmıştı, elde ettiği netice ve kazandığı zafer ortada. Önemli olan Türk halkının ayağa kalkması ve haykırması değil. Önemli olan; Filistin halkının topyekûn ayağa kalkması ve İslâm âlemini uyandıracak ve utandıracak, dünyayı dize getirecek şekilde haykırmasıdır. Bunu yapabilmek içinde örgütleri bırakıp bir bayrak altında toplanmak ve millet haline gelmek şarttır ve elzemdir.
Yol ortasında şahadet getirerek can veren yiğitlerin feryatları, yaralı çocuğu kucağında ne yapacağını veya nereye gideceğini şaşırmış anaların çare arayış, çırpınışları, okul çantasıyla yollara serilmiş öğrencilerin feryatları, kanatsız kuşların ve topal kalmış hayvanların inleyişleri kulaklarımızdan hiç eksilmiyor ve bakışlarımızdan hiç silinmiyor.
Dua eden müminlerin üzerlerine çöken kubbeler, hastaların ve yaralıların üzerine yıkılan tavanlar, öğrencilerin üzerlerine kapaklanan beton yığınları, meydanlarda kalmış ve morglarda kaybolmuş cenazeler, yarı açık kalmış mezarlar, bunlarla sıkıntılı taptaze acı hatıralar.
Cephe yok, cephane yok. Savaştan arındırılmış bölge yok. Bütün renkler siyah. Savaş kuralları kaldırılmış. Sivillere, çocuklara, kadınlara, yaralılara, esirlere merhamet ve acıma yok. Kadınları, çocukları, yabancıları, hastaları ve yaşlıları savaş dışı tutmak ve korumak yok.
Bu ne biçim savaş? Bu ne biçim saldırı ve savunma. Böyle başı sonu, tonu ve tonajı belli olmayan bir savaşın ateşkesi olur mu? Medeni dünyanın ve küresel insafın gözleri önünde savunmasız insanları, dengesiz güç kullanarak imha etme hareketi. Bunun ateşkesi olmaz. Olsa olsa bunun baskın şeklinde hesabı sorulur veya en azından aynıyla cevap verilir.
Neredeyse bir aydır durmadan, usanmadan ve utanmadan Filistin’de günahsız, savunmasız ve silahsız insanlar gözü dönmüş ve yürekleri kine bulanmış Yahudiler tarafından katlediliyor. Güya İsrail’deki terörün, İsrail’deki kundaklamaların ve sabotajların hesabı Filistin halkından soruluyor.
Amerika’da intihar uçakları tarafından havaya uçurulan ikiz kulelerin terör bahane edilerek hesabı; Afganistanlılar’dan, Pakistanlılar’dan ve Iraklılar’dan toprakları işgal edilmek suretiyle sorulduğu gibi. Afganistan’da, Pakistan’da ve Irak’ta terörizmin kökünü kazıyacağız bahanesiyle katledilenlerin hesabı hiç kimseden sorulmadığı gibi. Filistin’de ve Gazze’de katledilenlerin hesabı da sorulamayacak. Filistin de, Afganistan da, Pakistan da, Irak da ve Keşmir de uygulandığı gibi, iç kavgalara son vermek ve demokrasiye geçişi sağlamak bahanesiyle kargaşalık ve işgal devam edip gidecek.
Farz edelim ki; Filistin topraklarında ateşkes sağlandı ve Gazze katliamı dış ülkelerin zorlamasıyla durduruldu. Ondan sonra ne olacak? Bu nokta bana göre ateşkesten daha önemli. Filistin’i bu feci duruma düşüren ve Gazze halkına cehennem hayatı yaşatan ve bir avuç Yahudi’yi cesaretlendiren siyasi ortam ve sosyal şartlar değişecek mi? Bu sürüklenilen korkunç akıbetten ibret alarak ve ders çıkartarak Hamas, Filistin Kurtuluş Örgütü, El Fetih ve Hizbullah bir araya gelip anlaşacaklar mı? Hepsi de Yahudi işgalini sona erdirmek amacıyla kurulan bu örgütler, güç ve işbirliği yaparak bir fikir ve görüş birliği yapabilecekler mi, bir bayrak altında toplanabilecekler mi?
Yıllardır mescidi aksanın gölgesinde çile çeken Filistin halkı için, Gazze katliamı için diğer İslâm ülkelerinin ne yaptıklarını çok iyi bilmiyorum ama Türk halkı, dünyaya sesini duyuracak mertlikte, sertlikte ve cesarette ayağa kalktı ve tek yürek olarak yeryüzünde zalimlerin zulmü sona ersin diye haykırdı. Gazze katliamını hiçbir ayrım gözetmeden tek yürek, tek bilek ve tek ses halinde korkaklık ve ürkeklik göstermeden var gücüyle protesto etti. Aynı tek yürek, tek ses hedef birliği Filistin’de bile görülmedi. Ayrı ayrı örgütler, ayrı ayrı niyetler ve ayrı ayrı cepheler. Her Filistin mücadele ve mücahede örgütüne göre ayrı bir Yahudi cemaati yok. Yahudiler İsrail de veya dünyanın herhangi bir şehrinde aynı ses ve aynı nefes. Asırlık Siyonizm ideali ve her birinin kalbinde yer etmiş siyon protokolleri. Bu böyle giderse, Filistin halkı aklını başına toplamazsa, İslâm ülkeleri aynı ilgisizliği devam ettirirse Yahudi milleti haklı veya haksız her zaman bu işi başarır ve bir gün Filistin topraklarına hâkim olur. İslam âlemi olayı şimdi seyrettiği gibi, o zamanda seyreder.
Türkiye ayağa kalktı dedim, boşuna söylemedim. Türk milleti Kurtuluş Savaşında da ayağa kalkmıştı, elde ettiği netice ve kazandığı zafer ortada. Önemli olan Türk halkının ayağa kalkması ve haykırması değil. Önemli olan; Filistin halkının topyekûn ayağa kalkması ve İslâm âlemini uyandıracak ve utandıracak, dünyayı dize getirecek şekilde haykırmasıdır. Bunu yapabilmek içinde örgütleri bırakıp bir bayrak altında toplanmak ve millet haline gelmek şarttır ve elzemdir.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.